Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
Hayatta en dibi görenler, herkesten daha temkinli davranmak zorundaydı.
Sayfa 126 - İletişim Yayınları
Roman Gibi Bir Öykü: Kırık Rahvan
9/10
·136 syf.·
2025 15. kitabı
Semih Öztürk'ün Kırık Rahvan adlı kitabı şiddetli bir tavsiye, hatta birkaç tavsiye sonrasında edinip okuduğum bir kitap oldu. Kitap sever arkadaşlar zaman zaman birbirlerine pek de meşhur olmayan bazı kitapları tavsiye ederler. Bu da öyle bir kitaptı. Çok başarılı olduğuna dair sözler işitince hemen temin ettim. Kırık Rahvan bir öykü kitabı olarak geçiyor. Ancak baştan söyleyeyim, bence bu bir öykü değil, bir roman bile kabul edilebilir. İçerisinde altı farklı öykünün yer aldığı kitapta aslında bu altı öykü birbiriyle hayli ilintili. Semih Öztürk'ün bu kitabını okurken hiçbir şekilde adını ve yazarını bana söylemeselerdi ve kim yazmış diye tahmin etmemi isteselerdi, kesinlikle, “İhsan Oktay Anar” derdim ve hatta İhsan Oktay Anar'ın yeni bir kitabının çıktığını düşünebilirdim. Çünkü üslup hayli onunkine benziyor ama asla bir taklit değil. Kendine has, özgün bir anlatımı var Semih Öztürk'ün. Buna rağmen hikayelerin atmosferi hatta zaman zaman dili, bir hayli İhsan Oktay Anar esintisi taşıyor. Kırık Rahvan, altı öyküden oluşuyor ve bu öykülerin hepsinin de merkezinde İstanbul, hatta neredeyse Üsküdar var. Bu anlamda “bir Üsküdar merkezli roman” bile diyebilirim bunun için. Semih Öztürk'ün oluşturduğu karakterler hem özgün hem de ilgi çekici. Bu anlamda belki de bir gölge oyunu metaforu üzerinden başlayan ve İstanbul'un serserilerinden, hamamcısına, kumarbazlarından, ayı oynatıcılarına hatta bizzat güvercinlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede Semih Öztürk'ün kalem oynattığını görüyoruz. Açıkçası çok yüksek beklentiyle başladığım romanda ilk öykünün içerisine girmekte biraz zorlandım. Fakat bu, benden kaynaklıydı çünkü yazarın kalemi daha ilk satırlardan itibaren o kaliteyi veriyordu. Ancak sonraki öyküleri hiç acele etmeden, sindire sindire, tadına vararak okumaya
Kırık RahvanSemih Öztürk · İletişim Yayınları · 2024119 okunma
Telafisi mümkün olan her şey için daima zaman vardı.
Sayfa 36 - İletişim Yayınları
İçine düştüğü deryada hafif adımlarla yürüyen hamamcı, üzüm asmalarının altından geçerken yüzüne damlayan balın sıcaklığıyla gülümsedi ve gökyüzüne baktı. Nice bulut dairelerinden oluşan bu eşsiz âlemin belli ki pek çok bucağı vardı. Ayaklarının altından tül gibi akan denizleri, pullu balıkları, göç yolundaki leylekleri, kavak ağaçlarını, ateşböceklerini, geçmişi ve geleceği seyre durdu. Yürüdükçe arkalarında bıraktıkları tohumlar çiçeğe dönen bal karıncaları, hep bir ağızdan hamamcıya sesleniyorlardı. “İnsan Efendi, bizi takip et. Bu dünya başka dünya. Korkma."
Sayfa 40 - İletişim Yayınları
Altımda atlet var atlet!
Lise sona gidiyordum. 1995 yılının Kasım ayıydı. Karadeniz ikliminin özelliklerine uygun olarak havalar soğumaya başlamıştı. O gün aralıksız bir yağmur da vardı. Ancak Karadeniz derbisi gelip çatmıştı ve Samsunspor’umuz, Trabzonspor'u misafir edecekti. Faruk abimle ben de maça elbette gidecektik. O karşılaşmayı şifresiz bir kanal yayınlıyordu. Akşam maçıydı ve öğleden sonra annem havanın çok yağışlı olmasından dolayı, “Oğlum, maçı zaten televizyon veriyor, çok yağıyor, gitmeyin” dedi. Ama biz montlarımızı giydik ve o zamanlar çatısı olmayan ve bol yağış alan yıkılan 19 Mayıs Stadyumu’nun maraton tribününde, Samsunspor taraftar grubunun içerisindeki yerimizi aldık. Maçın başlamasına epey bir zaman vardı. Tam taraftar grubunun arasındaydık. Yağış ise devam ediyordu. Karadeniz çocuğuyuz ya, şemsiye kullanmıyorduk. Ama iyice ıslanıyorduk. Daha maç başlamamış, hatta takımlar ısınmak için bile sahaya çıkmamıştı. O esnada önümüzdeki grupta davul çalan bir renktaşımız dikkatimizi çekti. Bu soğuk ve yağışlı havada sadece bir gömlekle maça gelmişti. Bir süre sonra yanındakilerden birisi dayanamadı ve dedi ki: “Lan oğlum, manyak mısın? Bu havada gömlekle maça gelinir mi?” Bunun üzerine o da cevap verdi. “La o gada da salak değilim daa! Altımda atlet var atlet!” Mehmet Yılmaz - Samsun
Sayfa 13 - Manas Yayıncılık