Samsun 19 Mayıs Lisesi’nde okuyordum. Sanırım lise 2'deydik. Bir edebiyat dersinde divan şiiri konusu işleniyordu. Hoca birkaç örnek beyit okudu. Birisi Fuzuli’dendi.
“Mende Mecnun'dan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem, Mecnun'un ancak adı var.”
O sırada Cem isimli bir arkadaşım parmak kaldırdı ve “Hocam, ben de bir şiir okuyabilir miyim?” dedi. Derslerle pek ilgili bir arkadaş değildi. Bu nedenle biz de şaşkınlık içinde kalmıştık. Ayağa kalktı ve başladı okumaya:
“Burası mabedim, burası dünyam.
Bırakıp gidemem, burada leylam.
Ah bir garip mecnunum, yücedir sevdam.
Beklemek ibadet, kalmak zulümdür.”
Bunun üzerine hocamız kendisine, “Aa çok güzel, bu da Fuzuli'den mi?” diye sordu. Onun cevabı ise şu oldu.
“Hayır hocam, Orhan Gencebay'dan.”
Mehmet Yılmaz - Samsun
"Yunan tekneleri denize açıldıktan epey sonra bir kedi miyavlamış. Gemiciler bunu duymuşlar, bütün tekneyi aramışlar, buldukları kedi köpekleri denizin ortasına atmışlar. Sürgünlerle gemiciler arasında büyük bir kavga çıkmış. Kedi köpek kavgasında yaralananlar, kaşı gözü patlayanlar, kolu, bacağı kırılanlar olmuş, öteki teknelerde de kedi köpek başkaldırıları olmuş. Pireye çıkınca, adalıların hepsini hapse atmışlar, Türk tohumu, diye de işkencelerden geçirmişler."