Ekrem Özkara, Aldananlar'ı inceledi.
18 May 17:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

" Gazali Risaleleri " serisinin beşinci kitabı olan bu eserinde yazar Imam-i Gazali dört bölüm halinde
Aldanan Alimler,Aldanan Ibadet ve Amel Sahipleri,Aldanan Zenginler ve son olarak da Aldanan Sufiler konu başlıklarıyla ' Aldananlar'ı ' anlatıyor.
Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.

Pınar, bir alıntı ekledi.
15 May 14:44

Bazı şeyleri geride bırakamadığını düşünenler okuyabilir;

İki sufi, yabani bitki toplamak için dergahtan ayrılır ve ormanın derinliklerine doğru ilerler. Mevsim bahardır ve tüm doğa canlıdır.
Sufiler, bitkiler toplayıp ilerlemeye devam ederlerken karşılarına bir kadın çıkar. Kadın, dağdan gelen kar sularıyla kabarmış olan nehirden karşıya geçecek bir yol bulmakta zorlanıyordur.
Sufilerden biri gelir ve bu kadını sırtına alıp nehrin sığ tarafından onu karşıya geçirir.
Geri döndüğünde arkadaşının yaptığını onaylamayan soğuk gözlerle baktığını fark eder. Bir sufinin eğitim süreci aşamasında bir kadını sırtına almaması gerektiğini söyler.
Yol boyunca bu konuyu tartışırlar. Sonunda kadını nehirden geçiren sufi durup arkadaşına bakar ve " Sevgili kardeşim..." der. "Ben kadını sırtıma aldım bıraktım. Lakin sen hala o kadını taşımaya devam ediyorsun."

Ben Ney’im, Hakan MengüçBen Ney’im, Hakan Mengüç
insan_okur, bir alıntı ekledi.
03 May 13:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Uzun süre önce tercüme ettiğim bir deyişte, aslında bu bir duadır, Sufiler Tanrıdan kalplerini kırmasını dilerler:

"Kalbimi parçala ki, Sınırsız Sevgi için yeni bir oda yaratılabilsin."

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 178 - Ayrıntı Yayınları)Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 178 - Ayrıntı Yayınları)
selim koç, bir alıntı ekledi.
29 Nis 05:47

Hallaç hiç
çekinmeden şöyle demişti: “ Sufı, helâl ile haram arasından haramı seçmelidir”
. Hallac-ı Mansur’un Celaleddin Rûmî’deki yerini biliyoruz:
“ Ene’l-Hak diyen Hallac-ı Mansur kirpiklerinin ucuyla tüm yolların to zunu
süpürmüştü. (...) Ben, Ene’l-Hak diyenlerin hizmetkârıyım” . Ahmed
Gazâlî, Hallac’ın aldığı tavırları sık sık tefsir eder ve müridlerinden
biri de Hallacı olduğu gerekçesiyle asılır. Türk dünyasında Hallac’ın
belirleyici etkisi Massignon tarafından incelenmiştir. Bedreddin yaptığı
yolculuklar sırasında uğradığı her yerde, Mısır’da, Halep’te, İsfendiyar
ya da Germiyan sarayında ve Anadolu dervişlerinin çoğunda bu etkiyle
karşılaşmıştır. Bedreddin’e verilen “ Rum’un Hallac-ı Mansur’u” adını
bu bağlamda ve biri Bağdat’ta, diğeri Serez’de işkenceyle öldürü
len iki kişinin katettikleri yolların koşutluğunun ışığında değerlendirmek
gerekir.
Bedreddin aynı zamanda, hem dinin yayılacağı bir toprak, hem de Orta
Asya’nın uzantısı durumundaki Rum ülkesini, düşüncelerinin yayılması
için seçkin bir alan olarak gören sufıler silsilesine de dahi! edilmelidir.
Hatırlanacağı üzere, Eflakî’ye göre, Mevlana Rum ülkesinde bulunmasının
nedenini şöyle açıklıyordu:
Yüce Tanrı’nın Rum halkı hakkında büyük inayeti vardır ve Sıddık-ı Ekber’in
duasiyle de bu halk bütün ümmetin en merhamete lâyık olanıdır. En iyi ülke
de Rum ülkesidir. Fakat bu diyarın insanları, Mülk sahibinin (Tanrı’nın) aşk
âleminden ve derûni zevkten çok habersizdirler. Müsebbibii’l-Esbab (Tanrı)
(şanı aziz olsun ve saltanatı yücelsin) hoş bir lûtufta bulundu, sebepsizlik âleminden
bir sebeb yaratarak bizi Horasan ülkesinden Rum vilâyetine çekip getirdi;
haleflerimize de bu temiz toprakta konacak yer verdi ki, ledüni iksirimizden
onların bakır gibi olan vücutlarına saçalım da onlar tamamiyle kimya, irfan
âleminin mahremi ve dünya âriflerinin hemdemi olsunlar (...) Beni Horasan’dan
çekip Yunanlılar içine getirdin ki onlarla haşır neşir olup hoş bir mezhep
vücuda getireyim.
Hacı Bektaş Vilâyetnâmesi’nde, Ahmed Yesevî Bektaş’ı şu sözlerle görevlendiriyordu:
Var seni Rûm’a saldık, Sulucakarahöyük’ü sana yurt verdik, Rûm Abdallarına
seni baş yaptık. Rûm’da gerçekler, budalalar, serhoşlar çoktur, artık hiçbir yerde
eğlenme, hemen yürü.
Büyükbabası tarafından Mevlevîlere bağlanan ve müridleri olasılıkla
Bektaşîlerle çok yakın ilişkiler içinde olan Bedreddin’in aslı, güçlü kültür
ve aile bağlarının bulunduğu Rumeli’dir. Gördüğümüz gibi bütün Menakıbname
boyunca görevinin her şeyden önce Rum ülkesinde olduğu anlayışındadır.
Torunu, Bedreddin’i ülkesine bağlayan sıfatları art arda sıralamaktan
zevk alır: o “Rum’un kameri” , “ Rum’un pertevi” , “ Rum’un
Mansur’u” , “Rum’un Bistâmî’si” dir, vb.

Şeyh Bedreddin, Michel BalivetŞeyh Bedreddin, Michel Balivet
Eylül Türk, bir alıntı ekledi.
14 Nis 12:43 · İnceledi

"Sufîler arasında söylendiğine göre, eğer niyetiniz doğruysa, sonrası da doğru
olur.Nihayet ben de kendi korku ve şüphelerimin önümü kestiğini görecektim."

Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 39)Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 39)
Dilara Doğan, bir alıntı ekledi.
02 Nis 14:08 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ortodoksi ile tasavvufun ( ya da heterodoksinin) en önemli farklılığı tanrı anlayışındadır. Ortodoksi korku ile tasavvuf ise vahdet düşüncesi doğrultusunda sevgi aşk muhabbet ile yaklaşır tanrıya. Anadolu tasavvufunda tanrı; Ortodoks anlayıştaki gibi var eden, idare eden, ceza ve ödül veren, korkutan, imtihan eden despot bir tanrı değildir. Tanrı, evrenin ve insanın özü durumundadır. Çiçeğin açışında, güneşin doğuşunda, sevgilinin gözlerinde, esen rüzgarda, pir in sözlerinde, dağlarda, ovalarda ağaçlarda hep o öz görülür. Emel hak düşüncesine dayanan bu yaklaşım gereği tanrı ; yar, dost, canandır. Korku ve benzeri inançlar ile birlikte Ortodoks tanrı tasarımı, heterodoks sufiler tarafından sıkça eleştirilir, yadsınır, sorgulanır, alay bile edilir. Özellikle şathiyelerde bu eleştirileri görmek mümkündür.

Aşk Mezheb-ü Dindir Bana, Akın ZakirAşk Mezheb-ü Dindir Bana, Akın Zakir
Esra, bir alıntı ekledi.
27 Mar 23:28

Kuran-ı Kerim ‘de kalbin işlevi ‘akletmek’ olarak zikredilir. Bir ayet-i kelimede “ Onların kalpleri yok mu onlarla akletmezler?” denir.

Şair Sufiler, Ekrem Demirli (Sayfa 131 - Sufi Kitap)Şair Sufiler, Ekrem Demirli (Sayfa 131 - Sufi Kitap)
Fatih Beyazkaya, bir alıntı ekledi.
 23 Mar 11:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Medeniyetler Çatışması
Kutsal varlık her yerdedir; kucağında çocuğunu tutan bir annenin gözlerinde, güneşin doğuşunda, uçan kuşta, baharın ilk çiçeklerinde görülebilir. Yaradılışın mucizeleri ve gizemi herhangi bir kişinin tekelinde olamaz. Sufiler -ikbal gibi- Allah'ı her yerde görürler, sadece camide değil Allahsızlar arasında bile. Bilgilerinde ve temizliklerinde, ideal Müslüman özelliklerini gösteren birçok gayrimüslim vardır. Rahibe Teresa, Mandela ve Havel gibi kişilerdeki iyilik ve insanlığı biliyoruz. İslâm, beklenmedik zamanlarda ve beklenmedik yerlerde ortaya çıkma gücünü her zaman göstermiştir. Bu yüzden de islâm'ın doğru biçimde anlaşılması önümüzdeki yıllarda kritik bir önem aşıyacaktır. Üstelik sadece Müslümanlar açısından değil.

Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Samuel P. Huntington (Sayfa 238)Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Samuel P. Huntington (Sayfa 238)
Elif, bir alıntı ekledi.
17 Mar 01:07 · İnceledi · 7/10 puan

İnsan en güzel biçimde yaratılmıştı (ahsen-i tâkvim) ancak daha sonra ilahi prototipinden ayrıldı ve uzaklaştı, aşağıların aşağısı (esfel-i sâfilîn) oldu. İnsan, bu bakımdan, içinde hem bir mükemmellik imgesi barındırır, hem de kopuşla birlikte başlayabilecek bir bozulma. Sufiler tüm tarihsel değişim ve dönüşümlere karşın insan tabiatının bu iki nokta arasında bir sarkaç gibi salındığını düşünürler. İnsan ebedi olanı arar, kendisini aşmak ister insan bu gerilim hattında bulunduğu, yani bu dünyada yaşamasına rağmen yine de onu aşmak istediği için bir arayışa koyulur.

Sufi Psikolojisi, Kemal SayarSufi Psikolojisi, Kemal Sayar