Çevrendekiler sana bakarlar, yemeğini yedirirler, üstünü kirlettiğinde bebek gibi temizlerler, zaten seninle biraz bebekmişsin gibi konuşurlar; yüreğin için miden için ellerinden geleni yaparlar, sanki en önemli şeyin o organların yaşaması olduğuna kendilerini inandırmışlardır. Benim en büyük şansım ihtiyar ve yapayalnız olmak; kimse bana bakıp bağırsaklarımı yaşatmaya çalışmayacak.
Ama, yalnızca balkondan değil, motor gürültüleriyle sağır, para hırsıyla kör, teknolojisiyle dilsiz olan ve kurtuluş törenlerine tutsak edilen o şehirden de gittim ben.