• 688 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Sevgili Turgut ÖZAKMAN'IN efsane üslubu ve belgesel niteliğinde hazırlamış olduğu Diriliş yapıtını biz Türk Gençlerine Ve Türk Vatandaşlarına bırakmış olduğu bir hazine olarak nitelendirmek istiyorum. Kitapta da söylediği gibi "UYUMA EY TÜRK" Dirliğin, Birliğin, Benliğin, Tarihin, Yurdun, Adın bir kez daha giderse, bir daha Hiçbiri geri dönmez.!

    Soluk kesici bir yapıtla baş başayız. Yazar bir belgesel niteliğinde anlattığı için sayfa sayısı çok. Bazen sıkılacak olsanızda, yazarın akıcı anlatımı karşısında kendinizi bir sonraki sayfa da merak içinde buluyorsunuz. Bilinen yanlışları ve Benliğimizi anlamamız, Kim bilir Hatırlamamız için mutlaka okunması gereken bir kitap olarak düşünüyorum..

    Neden "Hasta Adam" olarak anıldığımızı, kadınların ne denli soyutlandığını ve özgürlükleri için verdikleri mücadeleleri, aynı zamanda Vatanları için yaptıkları fedakarlıkları (gönüllü hemşirelik, üniversite konferansları, peçe açılması, askerleri uğurlama, hediye) direnişlerini, Osmanlı'nın din ve bilimi birbirinden ayıramayıp ne derece geri de kaldığını ve bunun yarattığı sonuçları, Alman hayranlığının yarattığı yıkım.! Ordunun içine alınan ve büyük rütbeler verilen Almanların savaşın kazanılmasında bize ne kadar külfet olduğunu, ve bizi ne kadar engellediğini.. Savaş esnasında yaşanan bazı dramatik ve trajik olayları.. zaman, zaman hüzünlenerek, bazen savaşın içinde kendinizi bularak, çoğu zaman da isyan ederek, yapılan haksızlıklara belki de küfrederek bulacaksınız kendinizi..

    Savaşın ortasında bir millet'ken savaştan ziyade en önemli konumuzu etek boyları ve peçeler almıştı (Enver Paşa için)..

    Savaşın arka yüzünü, asıl kahramanları göstermek yasaktı bir lider varsa o Enver Paşaydı.!

    Nitekim öyle veya böyle bir gayretle Geldikleri gibi gittiler, Geldikleri gibi gönderdik..
    Sonucunda kaçan paşalar, sadrazamlar vs...

    Uzun ve bir o kadar da etkileyici bir roman.
    Kitaptan kesitler vererek anlatmak istedim ama ayıklanamayacak kadar güzel ve devam niteliğinde olduğu için ve kitabı buraya dökmek zorunda kalabileceğimi gördüğüm için sizlere diyeceğim mutlaka kitaplığınızda bulunması ve okumanız gereken bir yapıt. Okurken yaşayacağınızdan hiç şüpheniz olmasın :)

    Teşekkürler Turgut Özakman

    Teşekkürler Mustafa Kemal Atatürk
    Teşekkürler Silah arkadaşları
    Teşekkürler vatanı için gözünü kırpmadan şehit olan Mehmet'ler
    Teşekkürler yavrusunu vatan uğruna feda eden analar
    Teşekkürler hainlik yapmadan vatanını muhafaza eden paşalar miralaylar yaverler

    Teşekkürler daha unuttuğum nice kahramanlar

    -Biraz uzun bir inceleme oldu ama umarım okumadan önce sizlere güzel bir önsöz ve değerlendirme niteliğinde olmuştur. Şimdiden iyi okumalar diliyorum :)
  • Türk Telekom Müdürlüğü'nde staj yapıyorum. Genel müdürümüz kitap okumayı çok seven biri. Ofisin bir odasını çalışanlar için kütüphane haline getirmiş ve sıfırdan bir sürü kitap aldırmış. O kadar güzel eserler var ki: Birçok İslamcı yazar var(Cemil Meriç, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Zarifoğlu vs.), ayrıca Türk edebiyatının diğer önemli isimleri de mevcut (Namık Kemal, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Recaizade Mahmut Ekrem, Mehmed Akif Ersoy vs.); dinler hakkında da kitaplar mevcut. Hristiyan ahlakına, Tevrat'a dair...

    Sanırım her ay da bir kitap belirliyorlar ve onu okuduktan sonra da hep beraber bir yerde kahvaltı yaparken, o kitap üzerine istişarede ve münakaşada bulunuyorlar. Elbette bu toplantılarda genel müdür de bulunuyor.

    Haftaya pazartesi gerçekleşecek olan buluşmaya ben de davet edildim. Mutluyum.

    Bu buluşmanın kitabı ise benim daha önceden okuduğum, lakin buluşmadan önce bir kez daha okuyacağım Fuat Sezgin'in Bilim Tarihi Sohbetleri adlı eseri.

    Ayrıca benim de istifade edebileceğim fevkalade bir kaynak keşfetmiş oldu.
  • 336 syf.
    ·10/10
    "Eğer hakkı gözeten iyi insanlar olmasaydı yeryüzü hala ayakta durur muydu acaba?"
    .
    "Bir kadının ağlamasından, ağlatılmasından daha ağır ne olabilir ki şu dünyada? Bir kadın ağlarsa bütün insanlık gözyaşı dökmeli, değil miydi?"
    .
    Bir kitabın kapağını kapattığınızda işte bu diyobiliyorsanız kafanızda soru işaretleri kalmıyorsa ( ki poliseye romanlarda bu çok olur) yazar gerçekten iyi bir roman çıkartmıştır ortaya.Evet ben başarılı bir roman okudum diyebiliyorum çünkü yazarımızın seçtiği konu bizim geçmişimiz de verdiğimiz kayıplarımız yitip giden can(lar) Yazarımızı bu konuda tebrik ediyorum cesaretinden azminden dolayı çünkü bugüne kadar kimse bu konuyu yazmayı geç, konuşmaya bile korkuyordu.(ASELSAN da 11 yılda 8 mühendisin şüpheli ölümü)
    Akıncı tank projesinin sonuna gelen Mehmet Çalışkan neden şüpheli bir şekilde öldü bununlada bitmedi arkasından gelen ölümler. Fatih Başkomiser ve onun ekibi ard arda işlenen üç intiharın (cinayetin) katilini (lerini) bulmak için verdikleri mücadele... kitap için ne yazsam spoiler olacak gibime geliyor oyüzden alıp okuyun bu kitabı
    Kitabın çok dikkatli okunması gerekiyor satır araların da dikkat edilmesi gereken yerler vardı çünkü. yakın tarihimizde yaşanan olaylardan da kitapta birşeyler bulabilirsiniz.
    Kitapta ilk dikkatimi çeken şey ne biliyormusun her sayfa da bir kadın ismi olması.İşte dedim kadınların her işte iyi olabileceğinin göstergesi olmuş bu yazılanlar.Sonra aralara serpiştirilmiş tarihi,mimari bilgiler i okumaktan ayrı keyif aldım.Vecihi Hürkuş (ilk Türk pilot) Nuri Demirağ (ilk uçak fabrikasının kurucusu) Kıbrıs harekatı ve bunun gibi bir çok bilgiler içeriyor kitabımız onun için alın okuyun pişman olmazsınız.
    .
    Büyük işler her zaman,büyük hayal kuranlar tarafından başarılır.
  • 222 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Sabahattin Ali Türk edebiyatında gerçekten çok sevdiğim bir yazar.Onun anlatım üslubu, betimlemeleri, diyalogları , karakterleri gerçekten çok samimi ve içten ve bu da sizi kitaba bağlıyor. O yüzden Sabahattin Ali kitaplarını bir farklı okuyorum yabancı kitaplara göre. Bu kitaba gelince kitap bence biraz daha iyi olabilirdi özellikle gelişme bölümü ama yazar riske girmemiş ama böyle de iyiydi.Kitabı her okuyucuya tavsiye ederim. İyi okumalar .
  • 262 syf.
    ·3 günde·9/10
    1986-2017 yılları arasında Kırcaali İstanbul hattında yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi.
    Aylin yani Anelyanın çocukluğundan başlayan acılarını mükemmel geçişlerle anlatıldığı keyifle okuduğum bir kitap. 32 yıl sonra doğduğu Bulgaristanın kırca ali kasabasına gitmek istemesiyle başlayan heyecanın hiç düşmediği ve nefes nefese okuduğum bir roman olarak hafızamdaki yerini aldı.

    Aylin geçmişi ile ilgili soruları bulabilecek mi?
    32 yıl sonra karşısına çıkan üvey kardeşi ile kavuşacak mı?

    Bu kitap kesinlikle 2.bölümünün yazılmasını hak ediyor.

    Tüyap fuarda tanıştığım mütevaziliği ve gülen yüzüyle bizleri sevgiyle karşılayan Melek koç hanımı tebrik ediyorum .

    Ben Türk yazar okumam diyen arkadaşlara da ithaf olunur. Bu yılın Nisan ayında çıkıp bu kadar kısa sürede 2. Baskıya geçmesi başarısının açık ve net göstergesidir.

    Zaman zaman duygu yoğunluğu içinde okuduğum Kitap için soft polisiye de diyebiliriz.

    Çok akıcı ve sizi konunun içine çeken dizi güzel bir roman mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
  • 352 syf.
    ·3 günde·9/10
    Kitabın arka kapağında Türk edebiyatının "tek kitap"la efsaneleşen yazarları arasında ilk akla gelenidir.. notunu görünce okudum. Gerçekten kendine özgü, diyalogların bol olduğu farklı bir yazım tarzı var. Yazar ya da anlatıcı olarak duygularını okura yansıtmıyor gibi görünüyor. Ama öykülerinin isimlerinde kendi düşüncelerini özetliyormuş gibi geldi bana. Mesela "Korkunçlar" öyküsü beni çok yaralayan bir öykü oldu.
    Sıradan gibi görünen insanların, yaşanan olağanmış gibi görünen olayların aslında ne kadar korkunç olduğunu düşünmeme yol açtı. Kısacası bir öyküsever olarak Özcan Ergüder'i tanımaktan mutlu oldum
  • Muhafazakarların çoğunun izlediği Minyeli Abdullah'taki aslında olay mısırda geçmesine rağmen MİLLİ ŞEF dönemine bir göndermedir.
    Sinemaya uyarlanan bu romanın yazarı TİMAŞ yayınlarının kurucusu HEKİMOĞLU İSMAİL'dir..
    F.Gülen hareketini "Musibet Mektebi", Gülen'i ise "sapıtan alim" diyerek terk ettiğini söylemiştir.
    Şimdi gelelim TATAR RAMAZAN'a:
    Sağcılar ve solcuların çoğunun izlediği, sağcılar solculara biz sizin TATAR RAMAZAN'ızı izlememize rağmen siz neden bizim MİNYELİ ABDULLAH'ımızı izlemiyorsunuz? Bak başrolde, sonra oynadığı için pişman olan solcu hem de eski tüfek Berhan Şimşek var, diye sitem ettiği film 😊
    Konumuz RAMAZAN İLE ABDULLAH değil.
    Konumuz neden hep sağcılar iktidar olmasına rağmen bu sanat piyasası solcuların elinde sorusu da değil?
    Konumuz "gezici " Engin Altan Düzyatan'ın Diriliş Ertuğrul'da 'Ertuğrul' olup muhafazakarların evlerine cumadan sonraki mübarek gün olan çarşamba gecesi konuk olması başköşede olması da değil.
    Konumuz muhafazakar bir bayanın kemal sunalı eleştirme adına KEMAL SUNAL'ın bir ortak değer olduğunun bilincine varmadan bir iki şeye takılıp kendince analiz yaptığını sanması hiç değil... ki bu çok ses getireceğini sandığı eleştiriyi yaparken kendisini ilk susturanlar yakın çevresi olmuştur.
    Konumuz Tatar Ramazan'ı yazan "Kerim Korcan"
    Kadir İnanır kadar tanınmıyor.
    1918 yılında Sakarya'nın Hendek ilçesine bağlı Aktefek köyünde doğdu.1938'de Donanma Kor Askeri Mahkemesi'nde isyan suçlusu olarak yargılandı ve 12 yıl ağır hapse mahkûm edildi.10 yıl kaldığı Sinop Cezaevinden 1948'de tahliye edildi. 1957'de iki yıl tutuklu yargılandıktan sonra beraat etti. Hapisten çıkar çıkmaz askere alındı. Askerlik sonrası 1950’de İstanbul’a geldi, marangozluk yaparak yaşamını kazanmaya çalıştı. 1957’de Vatan Partisi (1954) yöneticiliğinden kovuşturmaya uğradı. Türk Ceza Kanunu’nun ünlü 141 ve 142. maddelerine karşı gelmekten tutuklandı. İki yıl Sultanahmet Cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra 1959’da beraat etti.

    "Türk edebiyatında gölgede kalan bir yazar" olarak anılan Korcan, yarattığı Tatar Ramazan karakteriyle tanınır.
    ----------
    BU KADAR ŞEYİ NİYE ANLATTIK
    SANATIN SİYASETTEN DAHA GÜÇLÜ OLDUĞUNU VURGULAMAK İÇİN.
    GÖRÜYORSUNUZ HAYATI HAPİSTE GEÇEN BİR ADAMIN İDEOLOJİSİNİ İŞLEDİĞİ BİR KİTAP SONRA SİNEMAYA UYARLANIYOR HERKESİN HAFIZASINDA YER EDİNİYOR.....
    SAĞCILAR ÜSTAD NECİP FAZIL I DİLİNDEN DÜŞÜRMÜYORLAR , MUHSİN YAZICIOĞLUNU UNUTMUYORLAR .

    NEDEN BUNLARI TÜM KESİMLERCE İZLENECEK BİR BAŞYAPIT FİLMİNİ YAPMIYORLAR ........YAPAMIYORLAR....
    YÜCEL ÇAKMAKLI NIN YÖNETTİĞİ MİNYELİ ABDULLAH FİLMİ KADAR ETKİLİ BİR FİLM NEDEN YAPILAMIYOR.
    BUNU ÖNCE KENDİMİZE SORALIM SONRADA ;
    YAPSALAR KİMİ OYNATACAKLAR .........
    DANYAL TOPATAN ÖLDÜĞÜNE GÖRE
    ENGİZ ALTAN DÜZYATANI OYNATACAKLAR........

    ŞİMDİ GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE VEFAT EDEN NURİ PAKDİL'E CUMHURBAŞKANI ÖDÜL VERMİŞTİ ,ÖLMEDEN KIYMETİ BİLİNMİŞTİ .
    MUHAFAZAKARLAR BAĞRINA BASTI KİTAPLARINI ALDI OKUDU .......
    MUHAFAZAKARLAR UZUN SÜREDİR İKTİDARDA .......
    PEKİ MUHAFAZAKAR SANAT NEREDE ?
    RECEP İVEDİKLE SİNEMALARDA ...........
    gidelim mi gitmeyelim mi kararsızlığında ........

    NURİ PAKDİL ŞÖYLE DEMİŞTİ:
    "Sayısal üstünlüğün getirdiği hiçbir siyasi iktidar eğer kültürel üstünlüğe de sahip değilse kalıcı olamaz. Kültürel değerlerini yeni nesillere aktaramayan hiçbir halk onurunu koruyamaz. Batılılar bunu çok iyi biliyordu."