Gestapo’nun adamları pencerelerin altında, tabancalarını odaya doğrultmuşlar. Hafiyeler kapıyı kırıp, mutfağın oradan odaya dalıyorlar. Bir, iki, üç — tam dokuz kişi. İçeri daldıkları kapının arkasında olduğum için beni görmüyorlar. Arkalarından vurmam işten değil. Ne ki, dokuz tabanca, odadaki iki kadın ve üç silahsız adama doğrultulmuş. Ateş etsem, beş arkadaşım benden önce vurulacak. Kendimi vursam, yine silah patlamış olacak ve beşi de ölecek. Ateş etmezsem, altı ay, en fazla bir yıl hapis yatarlar, devrim onların imdadına yetişir, canlarını kurtarır. Yalnızca Mirek’le ben sağ çıkmayız; bizi işkenceden geçirirler. Benim ağzımdan tek bir laf alamazlar, ama ya Mirek? İspanya’da savaşmış bir adam o, Fransa’daki toplama kampından sağ çıkmış, savaşın ortasında Fransa’dan gizlice Prag’a dönmüş — yok, asla konuşmaz. İki saniye içinde karar vermeliyim. Yoksa üç saniye mi?
Sayfa 24 - 25 [Yirmi Dört Saat] Yordam Kitap
Anı-Mektup-Günlük
Uyku ne kadar da kadın gibi! Beklemeyeceksin ki gelsin.
Sayfa 536 - Oğlak Klasikleri·Kitabı okudu
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bijard'ın attığı bir tekme sebep oldu ölümüne. Karnı şişti. Kadıncağızın içinde bir yerleri koptu herhalde. Aman Allah'ım, kadın üç gün içinde gitti. Zindandaki kürek mahkûmları bile bu kadarını yapmaz vallahi. Ama kocaları tarafından öldürülen kadınlarla uğraşacak vakti mi var adaletin? İnsan her gün bir tekme yiyorsa, bir gün bir tane eksik bi tane fazla yemiş ne çıkar, değil mi?
Sayfa 309 - İletişim yayıncılık·Kitabı okuyor
Edebiyat
İyimserlik
Kadın portakal bahçesinden çıktı. Eteğinde üç güneş gölü, üç ışık harmanı. Gün üç kez geçti gövdesinden. Parmaklarıyla soluk aldırdı ağaçlara. Çocukların yalnızlığıyla açtı köklerini. Ağustos böceklerinden bir sonsuzluk bahçe. Yemenisini üç kez kuruttu dalda. Yorgunluk yüzünde yaprak yaprak gölgeleniyor. En uzun saatinde gün. Bahçe kapısı değil uykunun eşiği. Geçmeden geçiyor. Göğsünde soğumuş bir rüya, bir gece eskisi. Sıcak ekmekler gibi gülümseyen bir adam. Avucundaki kokuyla düzeltti saçlarını. Portakallar dünyaya yürüyor ardından. Uzak evlere turuncu bir kış hazırlıyor kadın.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Model farklı, yazılım aynı. Güncelleme de almıyor...
“Efendim, efendim! Biz aydınların neden sadece bir tane karısı olması gerekiyor? Bakın başkalarının karılarını çalmaya çalışıyor bazılarımız. Biz aydınız efendim, biz ülkenin onuruyuz. Biz çocuklarımız, torunlarımız ve gelecek nesiller için atalarımızdan miras kalan bilgileri koruyoruz. Neden her birimizin en az üç kadın alma hakkı yok?”
Sayfa 137·Kitabı okudu
Alıntı
AĞLAYICI KADINLAR— Onca can alınmıştır onca kan kuyusu toprağın alın çatında toprağa sebep onca genç ölüsü ömrünün baharında. BAŞAĞITÇI- Kan gütmekte üstüne yoktur Şerho Ağa'nın. gözünün kırpımında tetik gözünün kırpımında kan gözünün kırpımında her zaman her zaman ölüm tasvir olmaktadır. KEVSAANA-Lakin bu sefer, Şerho Ağa'nın öfkesine sebep, sade toprak değildi. AĞLAYICI KADINLAR — He ya, değildi. BAŞAĞITÇI- Bedirhan Ağa'nın, kan bedelidir diye, kurulmuş düğününden kaçırdığı ve de kendine kadın ettiği Fasla gelindi. KEVSA ANA - Kötü kin bağlamış Şerho Ağa. Kızının kurulmuş düğününü bozup kaçıran Bedirhan'ı vurdurmadan ölmeyeceğine yemin etmiş. Onca yıl buna sebep beklemiş hasta yatağında. Buna sebep ölmemiş. BAŞAĞITÇI- Ve üç oğlunu gönderip kasrın üstüne bir gece yarısı BİRİNCİ AĞLAYICI — Ve üç oğul yüreğine yükleyip bin yıllık nefretini, kinini İKİNCİ AĞLAYICI- Ve göğünde izinsiz kuş uçurtmayan kasrın gizli merdivenlerinden sızarak avluya ulaşan, ÜÇÜNCÜ AĞLAYICI- Üç ölüm taşıyan üç oğul, babalarının yeminini yerine getirmiş. BAŞAĞITÇI- Bedirhan Ağa ölmüş.
Hayata Dair