Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
"İnsan kafasını fare kafasından ayıran en temel özellik zalime karşı duyduğu öfkedir." İhsan Şenocak'ın "Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan" eseri, sadece bir coğrafyanın hazin hikâyesini değil, İslam ümmetinin kanayan iki büyük yarası olan Doğu Türkistan ve Gazze’nin sessiz çığlığını kalbimize mühürlerken, bu coğrafyalarda yaşayan ümmetin onur ve hürriyet davasını sarsıcı bir dille ele almaktadır. Kitaptan süzülen şu hakikatler ışığında hazırlanan bu inceleme, Doğu Türkistan’da yaşanan sessiz soykırımı iliklerimize kadar hissettirirken, okuyucuyu konforundan uyandırıp bir vicdan muhasebesine davet etmekte, her Müslüman’ın bu ve bunun gibi eserleri neden okuması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Tarihin Sessiz Çığlığı: İkinci Endülüs Doğu Türkistan Bugün Gazze’de bombalar altında can veren kardeşlerimizin feryadı dünyayı inletirken, Doğu Türkistan’da "Sincan/Kazanılmış Topraklar" adı altında sessiz bir soykırım yaşanmaktadır. Yazar, bu kadim İslam beldesini "İkinci Endülüs" olarak tanımlar; dün Kilise’nin Endülüs’te yaptığı kültürel ve fiziksel yıkımın bir benzeri, bugün modern dünyanın gözleri önünde Çin tarafından Türkistan topraklarında sistematik bir şekilde tatbik edilmektedir. Bir yanda Gazze’nin açık hava hapishanesi hali, diğer yanda Türkistan’ın devasa bir toplama kampına dönüştürülmesi, kalbi olan her mümin için taşınması zor bir yüktür. Firavun’u Geride Bırakan Modern Bir Soykırım Eserde, Çin zulmünün ulaştığı boyutların tarihteki en zalim figürlerle kıyaslandığı görülmektedir. Yazarımız eserde bu konuyu şöyle vurgulamaktadır. "Firavun'un Beni İsrail'e yaptığından daha sefil bir zulüm var bugün Doğu Türkistan'da. Firavun, doğan çocuklardan sadece erkekleri, Çin ise daha anne karnında kız-erkek ayrımı yapmadan hepsini katlediyor. Ne var ki
Din
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistanİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 2019534 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Mîde etrafında şekillenen hayatlar, zulümde sınır tanımaz. Ne Hakk'ın buyruğuna, ne de mazlumun çağrısına kulak verir. Yer, içer, eğlenir, dünyâyı zevk-ü sefâdan ibaret görür. Ölüm, Ahiret, Hesap, Mizan keyiflerini kaçırır. Bu yüzden hesâbı çağrıştıran kelimelere karşı nefretleri vardır. Orucu midenle olduğu gibi kalbinle de tut! Bir an gözün harama kayarsa bir ömür ızdırab duy! Emirde de, nehiyde de o derece samimidir ki, bu yolda canını vermekten imtina etmez. “Eğer bu nefis Allah’a isyan edecekse, bu bedene bu ruhu taşımak haramdır.” der, Hakk’a kurban olur. “Ey gençler topluluğu! İçinizden kim evlenmeye güç yetiriyorsa evlensin. Çünkü gözü haramdan en iyi koruyan, ırzı da en iyi muhafaza eden budur. Kim de evlenmeye güç yetiremezse oruç tutsun. Zira oruç onun için bir korunmadır.” Selef-i Sâlihîn namazda darılmaz, yorulmaz, "Bitse de dışarı çıksak..." demezdi. Bilakis, "Rabbimizin Kelâmı'na, O'nun âyetlerine muhatap oluyoruz" diye sevinirdi. Kur’ân-ı Kerîm’i okumak ibadettir. Eğer bu ibadeti edâ ederken daralıyor, yoruluyorsak, kendimize “Bu hâl nicedir?” diye sormalıyız.Bir tarafta Kur’ân okurken uykuları kaçanlar, sabahlara kadar gözlerine uyku girmeyenler; diğer tarafta ise Kur’ân-ı Kerîm’i eline alınca esnemeye başlayan modern çağın insanları... Ne kadar cazip teklifler alsa da "Faizli işlemlere devam ederseniz, Allah'a ﷻ ve Rasûlü'ne ﷺ karşı savaş açtığınızı bilin." 105 âyetini okur, sarsılır, "Seninle savaşmaktan sana sığınırım yâ Rabbi!" der. "Medine'ye yerleşmesinden vefatına kadar geçen zaman içerisinde Peygamber'in ailesi üç gün peş peşe buğday ekmeğiyle karnını doyuramadı.”¹⁰⁹ Yani Hz. Âişe (r.anha) "Hicaz'a adalet dağıtan, fukarayı doyuran Peygamber'in böyle bir evi vardı." diyor. Çünkü onlar Allah Rasûlü'ne (sav) nostalji olsun diye değil,
Bir Mekteptir Oruçİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20191,193 okunma
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2025 139. kitabı
Ramazanı iyi anlatmış denilecek yazılardan oluşan bu eser okunmalı ''Bu kitap, yazarın, ömür boyu, daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazılardan oluşmaktadır. Bu bakımdan, kitap, oruçla ilgili düşüncelerin yanısıra, duyuşları ve bir dönemin toplum yaşantısından kesitler ve izlenimleri de yansıtmaktadır. Yazıların yayınlandığı dergi ve gazeteler, yayınlandıkları tarihle birlikte ve alındıkları kitaplar parantez içinde olarak yazıların altında gösterilmiştir."Ramazanın Aynasında Hayat" isimli yazı, bir yerde yayınlanmamış olup bu kitap için hazırlanmıştır. Bazı yayınlanmış yazılar da ilk kez bu kitapta gözükmektedir. Kitaplara ve bir ömre yayılmış oruçla ilgili bu yazıların bir kitapta bir araya gelişi, yıllardan beri, dostların ve okurların isteği olup bugün bu kitapla gerçekleşmiş bulunmaktadır. Samanyolunda Ziyafet Alıntıları - Sözleri Yüzlerinde secde izleri görülür. Kur'an, sûre sûre, ayet ayet değil de birden bütünüyle inseydi, insanlık O'nun güzelliğinden, belâgatından mahvolmaz mıydı dersiniz? Çocuklukta tutulan oruçlar gönülleri yıkayan bir kevser gibi ruhun yedeğinde durur ve çağın kirlerine karşı bir savunma şifası gibi durur. Kadir gecesinin gizli olması gerektir; çünkü: açık ve seçik olarak bir gecenin kutsallaştırılması, Allah’tan başka tanrı tanımama dini olan İslam’a uymazdı; İslam, değil bir insanın, bir gecenin bile putlaştırılmaması için gerekli temeli atmıştır. Ne mutlu meşalesi Kur’an olan bir ümmete! Arı, kendine gelen vahiyle nasıl peteğini örer ve balını yaparsa, Müslümanlar da kendi peygamberlerine gelen vahiyle, Kur'an'dan yayılan ışıklarla eşsiz bir medeniyet kurdular. Namazsa günde beş kere kapımızı çalan güneştir. Hiç bir şeye tapma, yalnız Allah'a tap. Sanki Kur’an yukarı çıkıp bir ay oluyor.
İnsan ve Duygular
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,596 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
193 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2025 09:48
Malum olduğu üzere İmam-ı A'zam Ebu Hanife (rahimehullah) hakkında öteden beri bazı kesimlerce olumsuz bir imaj çizilmekte, bu büyük İmam'ın hadisleri bırakıp kıyasla ictihad ettiği gibi iddialar dillendirilmektedir. Ne yazık ki bu iddiaların kaynağı İmam-ı A'zam'ın yaşadığı döneme kadar uzanmakta, ehl-i hadis olarak bilinen birçok muhaddisin kitaplarında İmam-ı A'zam aleyhinde aslı astarı olmayan bir çok rivayet yer almaktadır. İmam-ı A'zam'ın kadrini düşürmek, O'nu sapıklıkla, yer yer küfürle itham etmek için uydurulan bir çok rivayetin yer aldığı kitaplardan birisi de Hatib el-Bağdadi'ye ait Tarihu Bağdad isimli kitaptır. Elinizdeki eser, Hatib el-Bağdadi'nin rivayet ettiği asılsız haberleri çürüten, Ümmet-i Muhammed'in yarısından çoğunun fıkıhta takip ettiği İmam Ebu Hanife'nin kadr-ü kıymetine halel gelmesini engelleyen, Osmanlı'nın son Şeyhu'l-İslam naibi olan, muhakkik, fakih, muhaddis, üstad, Allah yolunda muhacir, allame Düzceli Muhammed Zahid el-Kevseri (rahimehullah)'a ait meşhur Te'nibu'l-Hatib isimli eserin tercümesidir.
Te'nîbu'l HatîbMuhammed Zahid el-Kevseri · Tahkik Yayınları · 202010 okunma
9/10
·176 syf.·
2024 79. kitabı
Bir Mekteptir Oruç İhsan Şenocak Oruç tutanların ruhları Hz. Mûsâ’ya, Îsâ’ya meclis arkadaşı olur. Her gece bir başka sofrada sahur yapar. Hz. Mûsâ, İbrâhim, İsmâil ve diğer nebîlerin sofralarına da misâfir olur. Eytâm, fukarâ ve gurabânın en önde olduğu; hepsinde “besmele”, hepsinde “hamdele”nin olduğu sofralara… İftarda ise bütün sofralar birleşir, baş köşede Allah Rasûlü ﷺ, yanı başında enbiyây-ı kirâm, devamında ise sırasıyla Sahâbe, ulemâ, evliyâ… Efendimiz ﷺ ellerini kaldırır ve bütün zamanlarda yaşayan Müslümanlar adına münâcatta bulunur: “Allahım sadece senin rızâna muhatab olabilmek için oruç tuttum. Verdiğin rızıkla iftar ettim.” O’nun ﷺ duasından sonra melekler, müminlerin “âmin”lerini semâya taşır. Aslında bütün zamanların Müslümanları her mecliste, her yönelişte bu muazzam kafileyle beraberdir. O sofralara oturur, o sofralarda peygamberleri dinler, Allah Rasûlü’nün ﷺ duâsına “âmin” der. Namazda onlarla aynı safta durur, tavafta aynı metafta döner, Arafat’ta aynı yerde vakfe yapar. Allah Rasûlü de ﷺ, Medine-Mekke arasında ilerlerken Ashâbına vâdi vâdi Peygamberlerle birlikte yürüdüğünü söylememiş miydi? Ezrak Vâdisi’ne geldiğinde “Sanki Mûsâ’yı görüyorum” dediğini; Herşa’da ise Yûnus b. Mettâ’yı gördüğünü, her ikisinin de “lebbeyk” diye nida ettiklerini O’nun ﷺ mübarek ağzından duymamış mıydık? Ruh, beden hapishanesinden çıkar; Ramazan boyu Bedir’de melekler, Uhud’da şehidler, Hendek’te “sabâ rüzgarı”cile yekvücut olur. Sokak sokak, meydan meydan mücâhitler, murâbıtlar ve musallîlerle saf tutar. Doğu Türkistan’da gözleri dolar, Hama’da cihad eder, Musul’un varoşlarında iftar çadırlarına konuk olur. Ruh; gün ağarıp mukâbele meclisleri kurulduğunda, kuşluk vaktinde, ikindi sonrasında, seherde, her âyette, her sûrede nebîlere, sıddıklara, şehidlere ders arkadaşı olur;
❁Ramazan-ı Şerif ❁
Bir Mekteptir Oruçİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20191,193 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2024 3. kitabı
Değişmeyen bir yönü var Ramazan'ın. O da diğer aylara kıyasla farklı bir atmosferinin olması. Sıcacık pideleri, teravih namazları, heyecanla beklenen iftar sofraları ve daha nicesi... Tüm bunlar Türkiye 'de doğup büyüyen bizler için oldukça alışıldık. Peki ya dünyanın başka bir köşesinde doğup büyümüş olsaydık acaba zihnimizde Ramazan' a dair ne gibi hatıralar oldurdu dersiniz? Dünyanın pek çok ülkesinden gelen onlarca mektup… Kendi Ramazanını anlatan onlarca insanın kaleme aldığı mektuplar ortak bir bilinci, ruhu, dili taşıyor. Her ne kadar farklı coğrafyalarda ve kültürlerde yaşasalar da Müslümanları birleştiren ümmet bağlarının Ramazan ayında nasıl kuvvetlendiğini gösteriyor bu mektuplar. Her biri tanımadığı, görmediği; nerede olduğunu, hangi dilde konuştuğunu bilmediği kardeşine sesleniyor. İftar için hazırladıkları sofralara kardeşlerini konuk ediyor, sahurda dualarını onlarla birlikte fısıldıyor, bayram sabahlarının heyecanını paylaşıyor. Ortaklıklar gülümsetirken çeşitlilik de merakı cezbediyor.
Bi’ Dünya RamazanHakan Emin Öztürk · Duruş Yayınları · 0111 okunma