• "10 bine yakın yeniçeri öldürüldü. Öldürülen yeniçerilerin bir kısmının sünnetsiz, bir kısmının da göğüslerinde haç işareti bulunması onlara karşı öfkeyi ve şiddeti artırmıştı..."
  • Mehter Harp Duası (Harp Gülbankı) şu şekildedir:
    “Eûzubillâh, Eûzubillâh... Hûda’ya şükr-i
    bîhad, Lâilâhe illallah EI-melikü’l-Hakku’l-mübîn!
    Muhammedü’r-Resûlullah, Sâdıkü’l-va’dü’l
    Emîn!
    İnnâ Fetehnâ leke fethan mübinâ
    Ve yensurekallâhu nasran azîzâ!
    Ey pâdişah-ı halifetullah, Es-Selâmu aleyke
    avnullah!
    Sensin hâris-i dîn-i mübîn, hâris-i Şerîatullah!
    Uğrun açık olsun ey Pâdişâhım, Emr-i ikbâlin
    mecid!
    Hüdâ kılıcını keskin eylesin, nûr-ı şân
    satvetine gün gibi medîd!
    Rûh-ı pâk-ı Fahri âlemi hoşnûd etsin;
    Hak, gazâ-yı ekberin etsin mübarek ve saîd...”
    denildikten sonra mehterandan güzel sesli biri “Nasrunminallahi ve fethün karib. Ve beşşiri’l-
    mü’minîn” şeklinde Saff Sûresi’nin 13. âyetini
    okurdu. II. Mahmud devrinde Vak’a-yı Hayriye
    neticesinde Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, yeniçerileri hatırlattığı için Mehterhâne
    kapatılmış ve yerine Mızıka Bandosu kurulmuştur. Ne var ki ananenin vereceği moral
    gücü hesaba katan Genelkurmay, II. Meşrutiyet
    yıllarında mehter takımını yeniden
    kurdurmuştur.
  • 336 syf.
    ·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Padişah ile yeniçerinin isimleri arasında yazıldı bu hikaye. Kul ile şahın. Bu sebepler aleminde padişah bir isimdi çünkü, onun neferi de bir isim. (syf 9)

    Böyle başlıyor Nazan Bekiroğlu, Osmanlı'nın 17 ve 18. yüzyıl padişahları ile yeniçerinin zirvede iken nasıl sarsıldığını, yok olduğunu yani Vakay-ı Hayriye' yi anlatıyor bize. İsimle Ateş Arasında 'yı okurken kah bir padişah olup halkını, hanedanını, ordusunu, ülkesini düşünen bunun için ülkesinin huzurunu bozan gözbebeği konumundaki yeniçeri yi yıkan biri oluyor; kah bir yeniçeri olup, padişah isteğiyle muazzam ordunun, nizamın bozuluşunu korkulu gözlerle izleyen, padişaha candan bağlı ama bozulmanın neticesiyle padişah karşısında duran, biri oluyorsunuz. Ve anlıyorsunuz ki her şeyin bir sebebi var, bozulmalar zamanla ama yıkılmalar birden, bir gün ya da bir saat ile olabiliyor. Tıpkı Hayırlı Vaka gibi. Bizde böyle öğrendik zaten tarih kitaplarından " yeniçerinin asi tavırları ve II. Mahmutun Vakay-ı Hayriyesi" . Ama yeniçeri neden, nasıl bozuldu hiç anlatılmadı. Kim haklı kim haksız davası değil bu ama bilip ona göre söz söylemek daha insaflı olur kanımca.

    Ve Nazan Bekiroğlu'nun güzel kalemi. Tanıyorsanız eğer bitmesini isyemeyeceğiniz bir yolculuğa çıkıyorsunuz. :) Tam da kadın eli değmiş bir kitap, İsimle Ateş Arasında, çünkü Nazan Bekiroğlu kendine has anlamlı, derin sözleriyle Mansur'un Nihade 'ye aşkını ; ıtriyatla, çiçekle, korkuyla, hasretle,karanlıkla, ölümle o kadar güzel anlatmış ki. Biten, kaybolan bir aşktan siz de hüzün duyuyorsunuz.

    Tunuslu tarihçi İbn Haldun' un, dediği gibi devletler de insanlar gibi doğar, büyür ve ölür. Yazarımıza göre aşkta öyle doğar, büyür ve ölür. Devlet, insan ve aşk...

    Keyifli okumalar:)
  • Anlatıcı: Fakat fetih işi zora saplanmış. İstanbul'un fethinde sorunlar yaşanıyor. Fatih Sultan Mehmet havlu mu atıyor ne? Allah'tan valide sultan dişli bir dişi. Her güçlü erkeğin arkasında dişli bir dişi vardır. İnanmayan tarihe baksın. Tarihte devam mecburiyeti ve seçmeli dersler vardır. Temize çekerken olayları ak sakallı tarihçiler, unutmuşlar kadınları yazmayı. Oysa her vaka-i hayriyede hayriye gibi bir kadın vardır.

    Anlatıcı çıkar... Sahnede bir taht vardır. Fatih bağıra çağıra girer, valide sultan da peşindedir.

    Fatih: Fethetmiyorum ulan fethetmiyorum. İstanbul'u artık hiç fethetmiyorum. Israr etme valide, fethetmiyorum.
    Valide: Aman devletli evladım, streslere gark olmayasuz. İstanbul'u fethetmeye mecbursun. Bu hususta muvaffak olamazsan koca Osmanlı'da herkes karalar bağlayacak. O kadar siyah elbiseyi nereden bulacağız. Sevgili yavrum, bizi Neslihan Yargıcı'ya mahkum etmeyiniz. Çok kazıkçı diyorlar.
    Fatih: Mahfoldum valide, ne gecem kaldı, ne gündüzüm. Pazar günleri bile açığım. Yirmi bir yaşındayım ben valide, millet boğazda rakı içecek diye kendimi çar çur edemem. Bu ne yaman çelişki valide.
    Valide : Aman padişahım. Mehmedim, ikinci Mehmedim. Kapris yapmayasuz. Siz şol İstanbul'a artist olmak için gelmediniz. Siz bu fethi eylemezseniz ikinci köprüye kimin adı verilecek.
    Fatih: Yok ya? Koskoca İstanbul'u şeyimizden ter atarak fethedeceğiz, ondan sonra içine edecekler. Yok öyle yağma.
    Valide: Nereden bilirsin evladım içine edileceğini.
    Fatih: Ben mallarımı tanırım valide. Aha, şuraya yazıyorum. Şu haliç var ya haliç, önce orayı maffedecekler. Biri diyecek haliç "benim gözüm gibi olacak" diğeri diyecek, "yok, asıl benim gözüm gibi olacak." göreceksin sonunda haliç, benim ... ... gözüm gibi olacak.
    Valide: Sükut evladım sükut. Böyle laflar yakışıyor mu size? Zinhar böyle şer beyanlarda bulunmayasuz. Fethedesiniz Konstantiniye'yi, orta çağ kapana, yeni çağ açıla. tebamız çağ atlaya.
    Fatih: Fethetmiyorum valide, fethetmiyorum.
    Valide: Tarihi değiştirmeye muktedir değiliz haşmetli evladım. İstanbul'u almak senin alnına yazılmış. Bak (Fatih'in alnından okur.) Al Mehmet al, Mehmet İstanbul'u al.
    Fatih: (Çok şaşırır.) Yapma ya? Öyle mi yazıyor hakkatten? Dikkatli bak valide, daktilo hatası falan olmasın.
    Valide: Hayır evladım. İlahi yazılarda hata olmaz inanmazsan al kendin oku. (Bir ayna tutar fatih aynadan okur.)
    Fatih: la temhem la, ulubnatsi temhem la. Ne demek oluyor bu valide.
    Valide: Evladım ayna olduğu için tersten okuyorsun. Doğrusu, "Al Mehmet al, Mehmet İstanbul'u al..."
    Fatih: Öyle ya... O halde alacağız Konstantiniye'yi başka yolu yok. Fakat valide, bir terslik olur da, İstanbul'u başka bir padişah alacak olursa, çok mühim bir vasiyetim olacak.
    Valide: Nedir evladım söyle?
    Fatih: Topkapı sarayı'nı Topkapı'ya kurmasınlar, sapa kalıyor. Oraya otogar yapılsın, Tatlıses Turizme yer ayrılsın.
    Valide: Başüstüne evladım. Vasiyetine ekleyecek başka birşey var mı?
    Fatih: Var valide var. Vasiyetim daha bitmedi. Derhal İstanbul'a felç halinde bir trafik eylensin, tebam yollarda fıtık olsun. Denizlerin içine edilmek suretiyle balıklar telef eylensin, balıklardan boşalan yere koyunlar konuşlansın. Boğaz sırtları arap kardeşlerimize verilsin. Rus, bulgar, romen ve bilcumle şark blokuna mensup orospular laleli'ye yerleştirilsin. Sokak ve caddeler devamlı kazılsın ve kat'a doldurulmasın. İski'nin çukuru PTT'ninkinden alçak olsun. Suların akmasına mahal verilmesin. Buna rağmen sular inatla akmaya devam ederse derhal bütün oylar Refah'a verilsin. Gecekondulara önce tapu verilsin, seçimden sonra hepsi yıkılsın. Bütün mafyalar illere göre adilce dağıtılsın. Pazar mafyası Malatyalılara, hamal mafyası Maraşlılara, arazi mafyası Çorumlulara, otopark mafyası Tokatlılara verilsin. Bütün tiyatrolar yıkılsın. Yerlerine birahaneler yapılsın. Tebam temsil seyredeceğine, devamlı bira içip, devamlı çişe gitsin. İstanbul'a tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılsın. sonra tekrar tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılıp yerine yine tramvay yapılsın. sonra tramvay yine kaldırılıp yerine bir türlü metro yapılamasın. İstanbul'un bilimum pazarcı esnafı, tedris ve terbiye edilsin. Sabahın erken saatlerinde, bilhassa tebam en derin uyukudayken "patates soğaaaaaan!" diye bağırtılsın. "patates soğaaaaan! kurabiye bunlaaaaar! patates soğaaaaan.... aygaaaaaz... " çok istiyorsan fethedeyim konstantiniye'yi valide ama olacağı bu haldir. Ben mallarımı tanırım...