• Hayat ve kader insanı ne kadar zorlasa da, yürüdüğü yoldan çıkartmaya çalışsa da, önüne caydırıcı seçimler sunsa da; bir hayatta, bir beden de, bir yürekte bir tane isim olmalı.. Belki de sınanıyoruz, karşımıza sürekli başka başka kişiler çıkıyor, o kişiler hayatımızın bir tarafında yer almak istiyor ve belki de bunun için her şeyini ortaya koyuyor fakat akla, bedene, yüreğe ait olan bir tane düşünce var; o da insanın göğüs kafesinin altındaki kalp denilen organ da hissettiği... Yanlış yollar, yanlış kişiler ve ne kadar yazık ki yanlış seçimler bir hayatı 1-0 yenik olarak bitirir. Bazen insan kaybolduğu şeyler de iz arar, bi yol arar.. Ama ben onda kaybolduğum gibi hiç kimsede kaybolamam. Aklım karışabilir, düşünceler ağır ve yüksek bir voltajla beynime, bedenime hatta ve hatta bütün organlarıma yüklenebilir; ama bildiğim ve de emin olduğum tek bir şey varsa, o da göğüs kafesimin altındaki kalbimde hissettiğim şeydir! Kim olursa olsun ne olursa olsun,',hiç kimse için hiçbir koşul için hiçbir yürek için dahi hissettiğimden vazgeçemem. Kötü biriyim diyorum çoğu zaman. Evet belki sevilmek güzel. Başkalarını etkilemek de öyle. Ama 3 erkeğe birden ait olmak iğrenç bir şey. Ben şu an 4 hayatla birden oynuyorum. Diyeceksin ki, madem, göğüs kafesinin altındaki kalbinin içindeki hissi seviyorsun onu seçiyorsun neden başkaları bu kadar kolayca hayatına girebiliyor, aklını karistirabiliyor? Evet başkaları kolayca hayatıma girebiliyor, aklımı karistirabiliyor fakat göğüs kafesimin altındaki kalbimde yer alan o hisse kimse ulaşamıyor. Öyle ki, sevmek öyle garip bir his öyle hazin bi duygu ki, hayatına ilk girende her şey tamam olacak sanıyorsun. Hatta belki çoğunda bu sevgidir diyorsun. Yola çıkıyorsun. Yolun başında elin hiç boş kalmıyor, sımsıkı tutuyor elini ve her adımın da bırakmayacağını söylüyor. Ayağın taşa takılsa önüne siper ediyor kendini. Sonra yolun sonu görünüyor. Bir yol ayrımına geliyorsunuz. Ve bi anda elini sımsıkı tutan o el gidiyor, seni orda bırakıp, kendi yoluna devam ediyor. O zaman diyorsun işte bu sevgi değil. Ben yanlış kişilerle yola çıktım ve hep yol ayrımında farklı yollara tek devam ettik. Ama ben ilk defa seviyorum. Daha önce sevmemişim ki kimseyi. Buna sevmek bile denilmez. Kalbim ilk defa yerinden çıkacak gibi atıyor. Bilmiyorum o kadar güçlü ve derin bir duygu ki bu beni alikoyuyor. Bi bakışa bi gülüşe bi sese bi kalp atışına bi nefese tav ediyor. Esir oluyorum bu aşka. Kölesi olduğum adamın sevdasına kül hece oluyorum. Sen sen ol, hayatta, hissettiğine sahip çık. Benim gibi olma mesela. Bak ben defalarca yanlış yolları yanlış kolları seçmiş biriyim ve hala da yanlış şeylerin peşinde koşuyorum. Hala akillanmadim, hala uslanmadim. Ayran gönlümü bi türlü dizginleyemedim. Sen benim gibi olma. Gerçek sevgi fedakarlık ister. Koca bir yürek ister. Vazgeçilmez olanı bulduysan başkasını arama, zaten başkasına ihtiyacın yok demektir. Aslında ne istiyorum biliyor musun? Bi anda bütün kalplerden çıkmak... Ne kadar da kalbe zararlıyım oysa.. herkesi kurtarmak istiyorum bu zarardan. Kimseyi sevmek, kimseye umut vermek istemiyorum. Sevgimin fırtınaya kapılıp başka okyanuslara gitmesini istemiyorum. Yanlış yoldayım. Bir seçim yapmalıyım. Hani biri için bininden vazgecmistim? Bu mu vazgeçmek? Hayır bu olamaz. Biri mutlu olmalı ve diğerleri üzülmek zorunda. Keşke elimden bir şey gelse. Öyle ki kimse üzülsün istemiyorum benim yüzümden. Ama insanların hayatıyla, hayaliyle, umuduyla oynuyorum. Ne dediğimi ne yaptığımı bilmiyorum. Yanlış kişilere gitmek ya da gitmemek arasında bocaliyorum. Ama onu seviyorum. Başka erkekler bir yerlerden bir şekilde karşıma çıksa da, düşüncelerimi belki hayatımı alt üst etse de ben sadece birini seviyorum. Ben o hissettiğimi seviyorum. 3-5 kişi değil tüm dünya erkekleri karşıma yığılsa, yapamam onun elini bırakıp da başka ele gidemem hele ki benim elimi bırakmadığı müddetçe. Ben başkasıyla olamam. O çok zor bir erkek ama başkasıyla artık olamam. Kavga da onunla güzel, ağlamak da gülmek de onunla güzel sadece. Beni 3 kişi isteyebilir ama ben birini istiyorum; ve o kalbimde hissettiğim.
    Dibine kadar sev! O değsin değmesin sen yüreğine düşeni yap. Bırak o sevmesin bile ama sen sonuna kadar o sevgiyle kal. Kalbine başka lokma aşk girmesin. Kapı deliğinden dahi bakma başka sevgilere. Ben onu sevdiğim halde baktım, hem de kaç kere. Benim gibi birini hak edecek biri değil ki o. O mükemmel bir erkek. Yalansız dolansiz riyasız kelimeler yetmez onu anlatmaya. Bi de bana bak! Neler yapıyorum şu sevginin en güzeline layık olan adama! Erkek manyağı gibi ayran gönüllü bir budalalık peşinde koşuyorum. Sonra da o suçlu oluyor. Ben sevmeyi gerçekten bilmiyorum. Bünye alışık değil işte. Böyle temiz bi sevgi ile sevmedi ki kimse beni. Bu gidişle onu kaybedeceğim ve bunu ben ellerimle ben yapıyorum! Onu severek kaybediyorum... Her şey o kadar saçma ki inan. Biri bi anda bütün her şeyini alt üst edebiliyor. O zaman bu nasıl sevmek, bu nasıl sevgi? Bide ona kızıyorum. O koca bir şehirde içinde bana ait olan büyük bir sevgi ile yaşıyor. Bense küçücük şehirde ona ait olduğuna inandığım ama başkalarına da açık olan bir sevgiyle yaşıyorum. Gerçekten o kadar kötü ki 3 kişi tarafından sevilmek.
    ***
    Kimsenin kalbiyle hayatıyla duygularıyla ve hatta hayalleriyle oynamaya hakkım yok.
    ***
    Gerçekten çok üzülüyorum bu sonuca benim yüzümden geldikleri için. Mühim olan beni sevmek değil ki mühim olan benim tarafımdan sevilebilmek. İnsanın kalbi yüreği kime aitse o insan o kişiye ait demektir. Ben şimdi 10 kişiyle de konuşsam telefonun ucunda yine onun sesi olacak. Ben yine onu seveceğim çünkü. Hayat çok garip kader çok acımasız. Ama yürek bir kişiye ait. Sana benden bir tavsiye can dostum net ol. Gerçekçi ol. Ve her zaman önünü gör. Mesele sevilmek değil senin sevmen önemli olan. Senin sevdiğin. Ama sevda da kural başkadır. Senin sevdiğin seni sevmez sende seni seveni sevmezsin. Ama doğru kişi olduğunda kaderin olanı hissettiğinde samanlık seyran olur işte. Tek bir kişiye ait ol her zaman. Benim gibi yapma. kimseyi umutlandirma. Hele de sevdiğin tarafından seviliyorsan.
    ***
    Benim gibi kötü olma. Sahip çık sevgine. Unutma ki, bu dünyada kime ne yasatirsan onu yaşamadan ölmeyeceksin... Ben yapamıyorum bari sen yap olur mu. Ama biri sana benimle ilgili bu ilişkiye dair bir şey sorduğunda, yüreğindekini seviyor diyebil benim için olur mu.. Sevmek bile kolay zor olan sahip çıkmak. Kimse için değişme, sevginden vazgeçme. Gökteki ay sönse, güneş yerinden kopsa batsa gitse yine de vazgeçme.. Kalbin durana kadar ait olduğunla kal olur mu... Çünkü hayatta bazı anların ve de bazı insanların geri dönüşü yok. Ne yazık ki tekrar başa alamıyorsun. Yeniden yaşanmıyor. Her şey senin ellerinde. Boşluğu tamamla, ve hayatını tek bir insanla kur..

    A.U.
  • Bekliyorum
    Öyle bir havada gel ki,
    Vazgeçmek mümkün olmasın.
  • Tanrim! Bu geceyi bizim için mi bu kadar güzel, bu kadar anlamlı yarattın? Benim için mi yaptın bunu? Hava ılık, ay açık penceremden içeri giriyor, gökyüzünün uçsuz bucaksız sessizliğini dinliyorum. Evrenin bütün varlıklarına karşı öyle derin bir hayranlık hissediyorum ki kalbim tarifi imkânsız bir huzur içinde eriyip gidiyor. Dualarımı bile çılgın bir aşk içinde ediyorum. Eğer aşka bir sınır konmuşsa, biliyorum ki Tanrım, bunu sen değil, insanoğlu yapmıştır. Şimdi insanlar aşkımı hoş görmeyeceklerdir. Tanrım senin gözünde bunun kutsal bir aşk olduğunu söyle bana!
    Kendimi günah fikrinin üstüne çıkarmaya çalışıyorum. Günah benim için hoş görülmemesi gereken bir şeydir ve İsa’nın yolundan vazgeçemem. Hayır, Gertrude’u sevmekle günah işlediğimi düşünmüyorum. Bu aşkı kalbimden söküp atabilmek için kalbimi de söküp atmam gerekir. Neden Tanrım? Onu şu andaki gibi sevmeseydim, sırf acıdığımdan sevmem gerekmez miydi zaten? Onu sevmemek, ona ihanet etmek olurdu; çünkü benim aşkıma ihtiyacı var...
  • 135 syf.
    ·5 günde
    Attilâ İlhan..

    Bu isim benim için o kadar çok önemli ki.. Önemine geçmeden önce sevgili dostum Gül'e sonsuz teşekkür ve minnetimi bildiriyorum. Nedenine gelecek olursam, nedeni yok, aslında bakarsanız nefret etmem için daha çok sebep var Attilâ İlhan 'dan ama ben ondan vazgeçemiyorum. Hastalık ya da takıntı değil bu. Kendimi şairin şu şiiri ile açıklamak istiyorum ;

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yazdıklarımdan çok daha az
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Lüzumundan fazla beyaz
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Varlığın yokluğun anlaşılmaz

    Galiba eski liman üzerindesin
    Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    Dudaklarınla cama çizdiğin
    En fazla sonbahar otellerinde
    Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    Yalnızlığı öldüresiye çirkin
    Sabaha karşı öldüresiye korkak
    Kulağı çabucak telefon zillerinde

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    Henüz boş bir roman sahifesinde
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Ne çok çığlıkların silemediği
    Zaten yok bir tren penceresinde

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yabancı bir şarkı gibi yarım
    Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykumun arasında çağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak

    Sen benim hiçbir şeyimsin...

    Şair aslında hiçbir şeyi olmadığını değil, o kişinin kendisi için her şey olduğunu söylüyor bu şiirde benim için. Evet, Attilâ İlhan benim her şeyim!

    Şu dizeleri ben karşısında Attilâ İlhan 'a söylemek isterdim ;
    "Çocuk sıcaklığına sığınıp uyumayı".. Bir insanın en büyük eksiği küçüklükten gelir. İşte benim küçüklükten gelen eksiğimi dolduran insan, Attilâ Beyefendi.

    Dönüp dolaşıp başka şiirler bulmaya çalışıyor, başka şairler arıyorum ama o benim için bambaşka. Kimse onun kadar beni anlatmıyor ve bana bu kadar yakın durmuyor. En samimi insan, bana karşı.

    Kitaba gelecek olursak.. Her satırında ayrı kendimi buldum. Şairin asla okumam dediğim ama ezbere bildiğim o şiiri, bu kitapta.. Git başımdan. Okumadım bu şiiri, evet. Ama kitabın her sayfası, her şiiri, her satırı bambaşka.. Neden mi? Özgürlükçü. Siyaset için yazmıyor. Çoğu Attilâ İlhan 'a solcu der, sevmez, dışlar. Peki Attilâ İlhan bir şiirinin üzerine yazmış bu kitap için? Bunun cevabını vermeyeceğim. En çok da bu güzel yönü ile seviyorum Attilâ Babamı. En çok da sağlam düşünceleri, siyaseti sokmadığı o muazzam şiirlerini, beni anlattığı o dizeleri..

    Ne olursa olsun ben asla Attilâ İlhan 'dan bu saçma düşünce yüzünden vazgeçemem. Çocukluk yaralarınızı saran insanlardan nasıl vazgeçebilirsiniz?
  • REVAN
    Kan revan içindeyim. Kan ve revan… Revanın kelime ne anlamı bilmeden içindeyim hem de. Sanırım cahilliğin verdiği cesaretle. Ben mi kanıyorum yoksa o mu? Her şey belirsiz şimdi, her şey bir kaosun içinde. Ben miyim bu kaosun baş rolü ?

    Sanırım bir yaşıma yeni giriyorum, babam bana sarı bir elbise almış. İlk ve son doğum günü hediyem babamdan… öyle güzel bir sarı elbise. Üflüyorum mumları annemle birlikte, babam çekiyor fotoğrafımızı , duvarda nemden oluşan iz de bizimle birlikte gülüyor kameraya, zayıflıktan gözleri içine biraz daha kaçmış ve saçlarının dip boyası gelen annemle birlikte. Ama gülüyor gözleri…
    Altı yaşındayım bisiklete biniyorum. Bir deli yarıştayız ki , ben dört tekerlekliyim , rakipler iki… Bir türlü öğrenemedim ki şu iki tekerleği! Bir acayip atıyor kalbim, eminim birinci olacağımdan. Taner ve Tolga kardeşler, onlar ikizler, başlıyorlar yarışı yönetmeye. Zaten mahallede her çocuk oyununu onlar yönetir. Ben bir hışımla atlayacağım bisikletime ama yoğun bir acı saplanıyor bacağıma, bakıyorum kanıyor. Fazlalık olan o iki tekerin sivri demirinde kesmişim bacağımı. Kanı gördükçe daha çok ağlıyorum. Komşu teyze Şirin beni kucağına alıyor ben bilincimi kaybediyorum.
    Yaşım on beş. Bacağımda altı yaştan kalma kesikle giyiyorum eteğimi. Bacaklarım çok güzel, okuldaki çocuklar böyle söylüyorlar. Kendimi beğeniyorum böyle zamanlarda. Sadece etek giydiğim zamanlarda… onun haricinde çirkin yüzüm. Babana benziyorsun , diyenlerden de nefret ediyorum. Ben anneme benzemek istiyorum.
    Yaşım 48 , bugün ilk defa kocamı aldattım. Zihnimin aldatma sayısı 56, vücudumun 1… Kalbimin , bilmiyorum ,saymadım… Mutluyum , kocamı seviyorum. Ama insan sadece bir kişiye bağımlı kalabilir mi ? Ben sadece kocamı sevmeyi başaramıyorum. Başkaları da sevilesi, sevişilesi geliyor bana… Sevmeden seviştiğim kişi sayısı: 0. Bu istatistikleri kocama söylersem onun o altın kalbini kırarım ve o da gözlerimin önünde ağlamaya başlar. Bunu yapamam. Hiç çocuğum yok, ama onu terk edemem. Hayatımda her zaman birilerine bağlanmaktan korkan ben , kocama bağlıyım. Onun sevgisinden vazgeçemem ama İlker’i sevmeyi sevmekten de vazgeçemem.
    Yaşım 48 hala belki 48,5 ben bugün kendimi aldatıyorum ve en ağır gelen de bu bana. Kocama onu aldatmadığımı yalnızca onu sevdiğimi söyledim. Bana hemen inandı , oysa inanmaması için o kadar çok sebep vardı ki… İnanmayı istedi. Ve ben bugün , kendimi kandırdığım gün , boynuma geçirdiğim bir halatla birlikte , yalanlarımla öldüm.

    Kan revan içindeyim. Kaosun içinde. Çıkmak için çabaladığım bir karanlıkta, çığlık sesleriyle. Eller üzerimde. Tiksinmiyor mu bana dokunmaktan ? Çıktığım aydınlık gözlerimi yakıyor. Ellerin sahibi fısıldıyor ,”Hoş geldin, bir yeni başlangıç daha.”
    Kan revan içindeyim. Ben doğuyorum…
  • Farkında mısın?

    Son günlerde ne kadar da aciz kaldık
    Bize ait cümleler kurmaktan
    Bırak seni seviyorum demeyi,
    Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize

    Tükenen, sevgimiz mi,
    Yoksa, yoksa dilimiz mi varmıyor?
    Ne sen bana iyi misin diyorsun,
    Ne ben sana günaydın
    Farkında mısın? ağzımızı bıçak açmıyor

    Sebepsiz değil yavan kelimelere baş vurmamız,
    Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi.
    Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak.

    Eskiden daha zili çalmadan açardın kapıyı.
    Kokunu taa aşağılardan duydum derdin.
    Özledim derdin.
    Kısar gözlerini, ya sen ya sen derdin.



    Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde.
    Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum.
    Öyle arttı ki son günlerde romatizmalarım.
    Adeta kar yağıyor geceleri sol omzuma.
    Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum.
    Ya cevap vermezsen,
    Ya git kendin al dersen.
    Korkuyorum işte,
    Sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum.



    Dün, ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan.
    İlk defa çayı dün soğuk ve şekersiz içtim.
    Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana
    Bir tabloyu meydana getiren iki unsur gibiyiz.
    Senin vurdumduymazlığını,
    Benim aksiliğim tamamlıyor.
    Sen ayrı odadan kalkıyorsun,
    Ben taa uçtaki odadan.
    Bir suçlu gibi öne eğip başımızı,
    Öylece geçiyoruz yanından birbirimizin.
    Hiç umursamadan!



    Yok yok bu böyle olmayacak.
    Ya sen aç kıza telefon
    Ya ben bu böyle olmayacak.
    İstersen oğlanları sen ara,
    Onlar seni daha bir severler.
    Kısaca ya ben gideyim, ya sen
    Belki de bir zaman ayrı kalırsak,
    Kim bilir belki de özleriz birbirimizi.



    Bu günleri hiç düşünmeden,
    O hoyrat, o pervasızca harcadığımız,
    Aşkımıza nasıl muhtacım şimdi, nasıl! Bilemezsin.
    Olsun, bir müddet yemeği dışarıda yerim.
    İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim�
    Parmağıma ip bağlarım falan.
    Ya da istersen ben gideyim.
    Gideyim de nereye.
    Galiba yaşlanmamalı insan.
    Şuç erkek veya kadın olmakta değil,
    Suç dediğim gibi o hoyratça harcadığımız
    yılların bir bedeli olmalı.



    Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm
    Sanma ki fark etmedim.
    Sanki ikimizin son dönemi.
    Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi,
    Gem vuramasak ta alışkanlıklarımıza.
    Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş değeri.
    Bir ara gözüm takıldı, saçlarına karışmış akların.
    Benimse kış çoktan oturmuştu şakaklarıma.



    Hatırlar mısın ilk yemeğe çıktığımız günü,
    Nasılda elim ayağıma dolaşmıştı hani, Hatırlar mısın,
    bir mecal kalırcasına gülüğünü,
    Şimdi ise bak yüreğimiz bir mecal.
    Dağ başı yalnızlıklarına mahkum ettik birbirimizi.
    Ne zaman biter bu suskunluğumuz bilmem.
    Ya bir ölüm anı çığlığıyla,
    Sahi ben ölürsem ağlar mısın?
    Bana, bana hiç sorma.
    Düşünmek bile acıtıyor içimi.
    Cam kesiği ağrılara gark oluyorum.
    Hem benim bildiğim önce,
    Erkekler ölür.
    O zamanda sen,
    O zamanda sen kalacaksın yapayalnız.
    Ne yapar, ne edersin bu koca şehirde.
    Kim getirir her sabah o çok sevdiğin,
    Taze fırın ekmeğini.
    Kim sular bahçeyi,
    Kim budar yediverenlerini.
    Ve kim koyar sen daha uyanmadan
    Yastığına o en güzel güllerini�
    Zor değil mi?
    Yaşamın en zor tarafı işte.
    Kolay değil alışkanlıklardan,
    Bir an için vazgeçmek.
    Zaten, zaten benim tek alışkanlığımda sensin.
    Yok, yok senden vazgeçemem.
    Zaten benim bildiğim,
    Erkekler özür dilemeli ilk,
    Galiba daha bir yakışıyor
    Seni seviyorum demek erkeğe.
    Yok yok, bu sabah kalkınca,
    İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden,
    Ve kırgınlığı bir yana atıp,
    Seni seviyorum demeliyim.
    Seni seviyorum günaydın demeliyim.
    Günaydın bir tanem,
    Seni çok seviyorum.