Cemil Süleyman

Cemil Süleyman

Yazar
7.8/10
17 Kişi
·
69
Okunma
·
2
Beğeni
·
796
Gösterim
Adı:
Cemil Süleyman
Unvan:
Türk Hikâye ve Romancısı, Doktor
Doğum:
İstanbul, 1886
Ölüm:
1940
Cemil Süleyman Alyanakoğlu (1886-1940) Türk hikâye ve romancısı, doktor.

1909'da tıbbiye yükseköğrenimini bitirince, erkek öğretmen okulunda öğretmenlik yaptı. Balkan Savaşı'nda Yanya'da, Birinci Dünya Savaşı'nda Arabistan'da doktor olarak görev yaptı. Kurtuluş Savaşı yılları Antalya, Çanakkale, Samsun bölgelerinde sıhhiye müdürlüğü yaptı. Son yılları Devlet Denizyolları vapurlarında doktor olarak geçti.

Fecr-i Ati edebiyat akımının en önde gelen hikaye ve romancılarından biri sayılır. Romantik bir duyarlılıkla halk tiplerini işler. Halit Ziya Uşaklıgil'in etkisinden dilinin sadeliğiyle ayrılır.

Başlıca Eserleri

Roman

İntizam (1909)
Siyah Gözler (1910)
Kadın Ruhu (1910)

Hikaye

Timsal-i Aşk (1909)
Ukde (1909)
Aşk... Bu öyle bir güçtü ki bütün öteki güçler onun elinde sıradan bir oyuncak olmaktan kurtulamaz ; insanoğlunun yasaları bile onun önünde geçersiz kalırdı.
Cemil Süleyman
Sayfa 32 - Bordo Siyah
Yaşamakla hissedilen elemlerden, ızdıraplardan, istikbalin daima insanı tehdit eden felaketlerinden, ümitsizliklerinden bir an içinde kurtulmak...
Aşk... Bu öyle bir güçtü ki bütün öteki güçler onun elinde sıradan bir oyuncak olmaktan kurtulamaz ; insanoğlunun yasaları bile onun önünde geçersiz kalırdı.
Cemil Süleyman
Sayfa 32 - Bordo Siyah
Onu, en küçük bir şeyden, bir bakıştan, bir gülümseyişten, bir hiçten kıskanıyordu; onun hayatına en uzak bir ilgisi olan şeylere karşı yüreğinde derin bir düşmanlık duyuyordu.
Cemil Süleyman
Sayfa 94 - Bordo Siyah
İşte otuz yıldan beri yaşıyordu. Fakat bu hayatın onu, her gün biraz daha ezen, harap eden bir işkenceden ne farkı vardı ?
Cemil Süleyman
Sayfa 76 - Bordo Siyah
“Aşk… Bu, öyle bir kuvvet idi ki bütün diğer kuvvetler, onun elinde adi bir oyuncak olmaktan kurtulamaz; kavânân-i beşeriyye [insanlık kanunları] bile onun önünde hükümsüz kalırdı…”
Cemil Süleyman
Sayfa 29 - Ayrıntı Yayınları
95 syf.
·Puan vermedi
Lise döneminde okuduğum bu kitabı tekrar okumak anılarımı depreştirdi. Açıkçası bu kitabı çok seviyorum. Karakterlerin ruh halini çok güzel yansıtıyor. Bu kitabı okuyup da feminist olmayan yoktu herhalde. Kesinlikle tavsiye ederim
95 syf.
·Beğendi·10/10
Bir çok kez okuduğum tek kitap. Akıcı bir okadar temiz bir anlatım. Aşkın her halini görebileceğiniz bir kitap. Cesaret, tutku, kıskançlık, utanma, intikam, her şeyden öte sınır tanımazlik. Ve final sahnesi muhteşem son.
95 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitabi lise zamaninda okumustum aklimda kaldi simdi tekrar bi okuyayim dedim konusu bilindik fakat bir kadinin ruh hali ancak bu kadar iyi anlatilabilir yalniz kitapta o kadar cok eski kelime var ki altta aciklamalar verilse de insan surakli bakinca kitaptan uzaklasip yoruluyorsunuz
95 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Gördüğüm kadarıyla kitap dönemini yansıtmıyor. Fecr-i Ati döneminin en önemli maddesi olan "Sanat şahsi ve muhteremdir." özelliğini ben bu kitapta göremedim ki yazar Fecr-i Ati'nin öncülerindendir. Okurken ders vermeyi ve okuyucuyu eğitmeyi amaçlayan bir Tanzimat romanı okuyormuşum gibi hissettim. Ben genel olarak bu tür Eski Türk Edebiyatına ait romanları seviyorum. Karakterlerin takıldığı konular ve diyaloglar tebessüm etmeme sebep oluyor. Kitapta beni rahatsız eden tek şey yine zayıf,güçsüz,iradesiz ve içi boş kadın tiplemesi oldu onun dışında beğendim. Siz de benim gibi bu tarz kitaplar okumayı seviyorsanız beğenebilirsiniz tavsiye ederim.
110 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap ve Cemil Süleyman hakkında bilgi içerebilir.
"Aşk... Bu böyle bir güçtü ki bütün öteki güçler onun elinde sıradan bir oyuncak olmaktan kurtulamaz; insanoğlunun yasaları bile onun önünde geçersiz kalırdı."
Türk edebiyatını seviyorum. Hele bir de pek bilinmeyen bir kitap olunca sevgim katmerleniyor. Siyah Gözler'de bunlardan biri oldu benim için.
Kitaba geçmeden önce biraz yazarımız Cemil Süleyman'dan bahsedelim. Kendisi aslında bir doktor. Hemi de Tıbbiyeli. Doktorumuz Balkan Savaşlarında, 1.Dünya Savaşında, Kurtuluş Savaşında görevlerde bulunmuş cephelerde. Kurtuluş Savaşından sonra Antalya, Çanakkale, Samsun'da sağlık müdürlüğü yapmış, 1935'ten ölüm tarihi olan 1940'a kadar da Devlet Denizyolları işletmesinin vapurlarında doktorluk mesleğini sürdürmüş bir yazar.
Yazı hayatı o dönemde yaşayan, edebiyatla ilgilenen herkes gibi Fecr-i Ati ve Servet-i Fünun topluluklarında öykü yazarak başlamış. Doktorluk mesleği dolayısıyla ve savaşlarında bitmediği dönem olduğundan yazı ile pek ilgilenememiş, zamanla da unutulup gitmiş. 1911'de yazmış olduğu Siyah Gözler'de doktor yazarımızın son eseri oluyor.
Biraz da kitap hakkında bigi vereyim.
Edebiyat tarihçisi felan değilim, okuduklarımdan yola çıkarak şöyle genel bir kanıya vardım: Servet-i Fünun dönemi yazarlarının konu seçimleri genelde aşk üzerine. Daha doğrusu yasak aşk. (Bkz. Mehmet Rauf'un Eylül'ü, Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'su) Belki de dönem sanatçıları birbirlerinden hayli etkilenmişler ya da bana öyle denk gelmiştir.
Siyah Gözler'de aynen bu ekolden. Bir dul kadının hikayesi anlatılıyor eserde. Evinde hizmetçisi ile birlikte yaşayan otuzunda bir dul kadın ile siyah gözlerine tav olduğu yirmi yaşında bir genç adamın trajik hikayesi...
"Bu siyah gözlerde bayılarak, süzülerek ruhu emen bir şey, bütün direnme gücünü yıkan, yok eden bir kuvvet vardı ki insanı eziyor, kahrediyordu."
Bir tarafta çevre ve mahalle baskısı, bir tarafta aşka kayıtsız kalamama ve aşkın yakıcılığına ve kavuruculuğuna teslim oluş ile başlayan masumane ilişki daha sonra kaybetme korkusu ile tutkulu bir saplantıya dönüşecek.
"Ve hangi ilişki vardı ki sonsuza kadar sürmüş olsun! Hele birkaç yıl sonra yaşlanacak olan bir kadınla, böyle çocuk denecek kadar genç bir delikanlı arasında kurulabilen ilişkiler..."
Ve kitabın sonunda kaybedilen bir bilinç ile akabinde gelen cinnet hali...
O dönemin İstanbul'unun sayfiye yerlerinde gezinmek isteyenlere ve doktor yazarımızın psikolojik çözümlemelerini okumak isteyen okurlara tavsiye ederim.
Ayrıca kitabı Bordo Siyah Yayınevinden okuyacak arkadaşlar varsa ön sözü atlayıp hemen romana geçebilirler. Önsözde ne yazık ki kitabın sonunu anlatmış. Ben yakalandım, siz yakalanmayın bari.
Son olarak; madem kitabın adı Siyah Gözler, Rusçada Siyah Gözler anlamına gelen Ochi Chernye bitirelim.
Birincisi Rus folklorundan https://www.youtube.com/watch?v=4ZIFhJ6fyzk (Ochi Chernye - Ivan Rebroff)
İkincisi ise Armstrong'dan https://www.youtube.com/watch?v=UnoCI2N9nWw (Louis Armstrong - Ochi Chernyie)
Keyifli dinlemeler ve okumalar...
110 syf.
·2 günde·8/10
Kitabı gece bitirip incelemesini de şimdi yapmak nasip oldu..

Kitap orta yaşlı dul bir kadının aşk öyküsünü anlatıyor, orta yaşlı dul bir kadının genç delikanlı ile olan aşkını. Yazar bir aşığın yaşayabileceği tüm duyguları ele almış ve akıcı bir üslupla  yazmış. Güzel okunabilecek bir kitaptı sonu değişik bitti, ben okurken kadının şizofren olduğunu her şeyin bir hayal olduğunu düşünmüştüm ama yazıldığı döneme daha uygun bir sonla bitti.

  Okuyacak olan tüm okurlara keyifli okumalarr
95 syf.
Yani nasıl desem bilemiyorum. Çok değişik bir şekilde bitti şok oldum desem yeridir. Kitapta bir dul kadının ve bir genç çocuğun aşkı anlatılıyor. Tahmin edeceğiniz gibi dul kadın kendine bunun ne derece doğru olduğunu defalarca kez düşünerek duygularını bastırmaya çalışıyor. Nitekim çoğu gibi başaramıyor da. Bazı sayfalar da gerek dilinden gerekse tekrarlanan cümlelerden biraz yoruldum ama beğendiğim bir kitaptı. Gerçeği çok yansıttığı için sıkılmışta olabilirim ne de olsa hepimiz birine karşı hissettiklerimizi defalarca kez aklımızda çevirip çevirip aynı düşünceleri tekrarlıyoruz. Açıkçası karakterin kararsızlığını ve kimi zaman endişesini sanki kendi duygularınız gibi hissedebiliyorsunuz. Tek kötü yanı son sayfanın bıraktığı o şok etkisi. Şahsen mantığını anlamak zor olmuştu :)
95 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Okurken keyiflendiğim, şaşırarak bitirdiğim bir eser. Kendi yaşıtlarındaki kızlara rağmen kendisinden on yaş büyük bir dul kadına hissettiği aşk ile tutuşan bir delikanlının muradına ermesi ile ilişkilerinin ilerleyen dönemlerinde kadının –seven kıskanır- mantığı ile çok fena derecede kıskançlık göstermesi ve eserin sonunda kendisini çok seven delikanlıyı, -sadece benim olmalı- hissiyatı ile öldürmesi beni şaşırtan yanı olmuştur. Amma velakin bir Türk Klasiği olma yetisini de göstermiştir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cemil Süleyman
Unvan:
Türk Hikâye ve Romancısı, Doktor
Doğum:
İstanbul, 1886
Ölüm:
1940
Cemil Süleyman Alyanakoğlu (1886-1940) Türk hikâye ve romancısı, doktor.

1909'da tıbbiye yükseköğrenimini bitirince, erkek öğretmen okulunda öğretmenlik yaptı. Balkan Savaşı'nda Yanya'da, Birinci Dünya Savaşı'nda Arabistan'da doktor olarak görev yaptı. Kurtuluş Savaşı yılları Antalya, Çanakkale, Samsun bölgelerinde sıhhiye müdürlüğü yaptı. Son yılları Devlet Denizyolları vapurlarında doktor olarak geçti.

Fecr-i Ati edebiyat akımının en önde gelen hikaye ve romancılarından biri sayılır. Romantik bir duyarlılıkla halk tiplerini işler. Halit Ziya Uşaklıgil'in etkisinden dilinin sadeliğiyle ayrılır.

Başlıca Eserleri

Roman

İntizam (1909)
Siyah Gözler (1910)
Kadın Ruhu (1910)

Hikaye

Timsal-i Aşk (1909)
Ukde (1909)

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 69 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.