Cezmi Ersöz

Cezmi Ersöz

Yazar
7.2/10
498 Kişi
·
2.948
Okunma
·
226
Beğeni
·
11.695
Gösterim
Adı:
Cezmi Ersöz
Unvan:
Türk Yazar, Şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 3 Eylül 1959
Cezmi Ersöz, (d. İstanbul, 1959) Türk yazar, şair.

Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. Yazın dünyasına yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. Reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayimlandı. Ardından haftalık 'Deli' dergisinde yazdı. Halen 'Leman' dergisinin yazarları arasında yer almış bir takım sorunlar nedeniyle ayrılmıştır. Şuan "Şizofren" dergisinde yazmaya başlayacaktır. İnsan-dünya ilişkisini, duygular ve olaylar karşılaştırması yaparak anlattığı çoğu eserinde hayatı sorgular. Gündelik zorunluluklardan, en temel ihtiyaçlardan ve insanın vazgeçemediği tutkularından bahseder. Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir. İnsanın iç yolculuğunu melankolik bir dille anlatan bir yazardır.
“ Öyle çok yaşattım ki seni içimde, işte yıllar sonra sana dönüştüm ... “
Ne olursun sen hep böyle kal,
Varsın ellerim ellerinsiz kalsın.
Cezmi Ersöz
Sayfa 91 - Gendaş Kültür Yayınları
Sen de benim gibi, seni sevmeyeni sevdin hep. Sana acı çektireni... Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür gibi konuşanı sevdin... Sen de benim gibi seni incitip, üzeni sevdin hep.
Cezmi Ersöz
2001 tarihli kitabımı 17 yıl sonra tekrar buldum. Benim can yoldaşım çocukluk arkadaşım. Aşk nedir bilmeden senin mısralarıyla tanışmış, şehirde hiç tanımadığım, bilmediğim bir çocuğu çok sevmiştim. Ona gitmek onu bulmak istemiştim. Torbama sevinçlerimi doldurup yola çıkmış, hayal dünyamın sokaklarını karış karış gezmiştim. Sarışın mavi gözlüydü ve çok güzel gülerdi.

Şimdi geçmişten ödünç aldığım bu kısacık zaman diliminde tekrar çocukluğumu yaşadım. O hiç tanımadığım bilmediğim bu çocuk başka çocuklarında hayalini süslemiş midir? Cezmi Ersöz başka okurlarına benim gibi şehirden bir çocuk sevdirmiş midir? Seni hala seviyorum çocuk. Ben büyüdüm ama sen hep aynı kaldın. Anladım ki hayaller hiç yaşlanmıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=IfyrHXJJ_WY
Uzun zamandır Cezmi Ersöz okumadım. Her okuduğumda içinde yaşadığı melankolik durumdan kendime de pay çıkarıyorum. Hep diyorum Cezmi Ersöz sevmeye aşık bir insan. Sevdiği kadını anlatırken insan içinde bulunduğu duygu durumunu hissetmek, onunla birlikte çektiği o derin acıyı duymak istiyor. Ama bu umutsuz bir acı değil kesinlikle. Anlattığı melankolik durumda bile hep bir umut var.

Bir insanı sevmenin dünyayı sevmek olduğunu, sevdiğimiz kişiyle birlikte çoğaltmamız gerektiğini öğreten koca yürekli adam.
Anlattığı kadının güzelliği sizi bu büyük aşkın içine alıyor. Düşünceleri öyle güzel öyle naif ki ben her satırına aşık oldum.

Dünyanın tüm kötülüğünü karşı hala bu denli sevebilen insanların varlığına şükrediyorum.
Bir insanı sevmek ama sadece onu değil onunla birlikte var olan her şeyi.
Bu denli bir sevgi yaşadığımız bu çağ için çok büyük bir güzellik

"Sen, sevmek için çıkardın sokağa..." s.(11)
İki kişilik bir bencilliğin için de sıkışmış ruhlarımız sevmenin bu yüce tanımını ne kadar anlayabilir?

"Sen çok eski bir duyguya, çok eski bir şeye âşıktın hep."s.(28)

Kendimi hep bu hissin içinde buldum. Çok eski bir duyguyu arıyor ama onun kimde ya da nerde olduğunu bir türlü bulamıyordum. Belki sonsuz bir maviliğin içinde belki de alabildiğine yeşil bir alanda gizlenmiş beni bekliyordu.
Bense çok eski bir şarkının içinde kendimi bulmaya çalışıyordum.
Kitabı okuyunca bu duygunun ne olduğunu anladım.

"Gözü sevdiği insandan başkasını görmeyenler seni ilgilendirmezdi. Çünkü sevmek, sana göre çoğalmaydı," s.(14)

Ağlamama sebep veren ve beni bu derece etkileyen en önemli şey kitabın içindeki bu sözdü.
Yıllardır aradığım o çok eski duygu sevmekti ve yazarın dediği gibi sevdiğim insanlarla birlikte çoğalmak.

Şimdi siz de durup düşünün ve sevdiğiniz tek kişi için hayatınızda olan herkesi ihmal edip iki kişilik bir bencilliğin içinde çırpındığınızı hissediyorsanız alın elinize bu kitaptaki gibi sevdiğiniz insanla birlikte tüm dünyayı kucaklayın.

Hayatınızda kırk yılda bir gibisin diyebileceğiniz insanların olması ümidiyle..
Özellikle hayatınızda çoğu şeyin iyi gitmediğini düşündüğünüz ya da kendinizi yalnız hissettiğiniz bir döneminize denk geldiyse -ki genelde bu tarz dönemler çoğumuzun hayatında ne hikmetse daha fazla yer kaplar, melankolizm hastasıysak demek ki...-bir çırpıda okunur bu kitap... En başta sıcak ve samimi gelir her cümlesi sanki kendinizi okuyormuş hissine kapılırsınız fakat kitap bittiğinde içinde bulunduğunuz depresyonun iki kat daha derininde hissedersiniz kendinizi.
Cinsel kimliği beni ilgilendirmez fakat Cezmi Ersöz 'ü okurken kafamda sürekli bir kadın seslendiriyor yazdıklarını. Neden bilmiyorum ama çok ilginç. Oğuz Atay okurken , bukowski okurken vb. erkek sesi ile beynime işliyorum. Yalnız Cezmi ersöz'ün kitaplarında bu oluyor.

Daha önce Cezmi Ersöz okumadıysanız bu kitabı ile başlamayın. Melankoliyi içimizdeki yok oluşu cümle yapabilen ender yazarlardan.

Bu kitap içimi çok acıttı.
Farklı bir "insan" Can Yücel. Kitapta yazarın hayatına ve bazı anılarına, ünlü-ünsüz kişilerle diyaloglarına yer verilmiş güzel bir çalışma olmuş. Ülkemizin yetiştirdiği nadir "Sanatçı"lardan birisinin bu şekilde anılması da ayrıca güzel. Bu kitabı bana öneren Sezen Solhan Hanım'a çok teşekkür ederim.
yazara gelen bütün mektuplar kitaplaşmış halde bazılarından ızın alınmış bazılarına da ulaşmadıgı ıcın izin alınmadı

başkalarının mektuplarını okumak ne kadar da sıkıcıymış

yazar devrik cümle kullanmaktan vazgeçmemiş. halbuki sana yazdığım mektupların zarfını ben açardım olsa çok saçma bir kitap başlığı olurdu değil mi?
ama devrik cümle kullanınca çok etkileyici oluyor böyle insanın içi kıpır kıpır oluyor...

kitabın ismi nerden geliyor diye düşünüyorsanız yazar şöyle açıklamış
>>
uzun yıllar önce , çok aşık oldugum bir kadına yazdıgım mektupları , onu görmeye yanına gittiğimde , yine ben okumak zorunda kalmıştım . çünkü mektuplar eline hiç ulaşmamıştı

iyi okumalar =))
Yazarın kitabını ilk defa okuyorum(arkadaşımdan hediye) bence kesinlikle kalemi güçlü bir yazar.
Sevdiği kadına
"Biliyorum, sen benim için hiçbir zaman ulaşamayacağım annemin hayaletisin"diyor...
Adam Sevgisizlik yaralarıyla dolu belkide içinde sevilmeye muhtaç hiç büyümemiş masum bir çocuk var. Kitap aşk temalı gibi gözüksede, asıl tema "sevgisizlik".
Hissederek okuyabileceğiniz bir kitap öneririm
Kitap yazarın hislerini anlattığı yazılar ve çok az miktarda da şiirden oluşuyor.
İsmini de içerisindeki bir şiirden almış.
Bazı alıntılarını okuduğumda bir çocuk kadar masum hislerle sevgisini anlatan bir adam olarak düşündüm Cezmi Ersöz'ü.

Ne kadar yanıldığımı anlatamam. Bırakın çocuk gibi masum hislerle sevmeyi,ortada gerçek bir sevgi olduğunu bile düşünmüyorum. Ortada olan tek bir şey vardı. Takıntı. Ve yazarda bunun tamamen farkında.

Hep kendi eksikleri onlarda olan kadınlar, kendisini sevmeyecek ve onu incitecek olan kadınları seçiyor. Ve sevmek bir kişinin her şeyini sevmektir, diyerek kendini tamamen sevdiklerine adıyor. Mecazen değil, tamamen.
Bu beni rahatsız etmeye başladığında bırakmayı düşündüm. Ama ilerledikçe önyargılarıma lanet okudum.

Sevdiği kadına 'Biliyorum, sen benim için, hiçbir zaman ulaşamayacağım annemin hayaletisin.' diyor... Yazarın belkide bir çocuk kadar masum hisleri yok.
Ama koca bedeninin içindeki çocuk hiç büyümemiş birisi var ortada.

Sevdiği birisi tarafından sevilmeye muhtaç olan bir insanın yaraları dolu kitap.
Cezmi Ersöz kesinlikle kalemi güçlü bir yazar.
Kitap aşk temalı gibi gözüksede asıl tema sevgisizlik. Hayatında problem yaşamış insanların daha çok zevk alacağı bir kitap, öneririm.
Bir yanımı, burada, bu insanlara bıraktım. Korktum onların yanında kendimi ele vermekten. Yanlarında ruhumu, düşüncelerimi, duygularımı, taslakların içine yerleştirdim. Çerçeveledim… Bir yanım çekip gitti, o ibret verici karanlık öykülere. Bu yüzden, bu ikiye bölünmüşlük ve hiçbir yere tam ait olamayış yüzünden çok aşağıladım kendimi, çok kınadım… Ama farkındayım her şeyin. Ne kadar çelişkiye düşersem, ne kadar çok hissedersem parçalanmışlığımı, aşk o kadar çok birikiyor içimde… Aşk, ölüm gibi bakıyor bana. Her geçen gün güzelleşen bir ölüm gibi… Karanlık öykülerin aydınlığına battıkça…

ARTIK HİÇBİR ŞEY

ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
Yalnızlıktan boğulduğunuz bir anda elinize alıp 1-2 sayfa karıştırmalısınız. Hem kadın gözünden hem de bir erkek gözünden anlatılanlar kesinlikle ilgi çekici. Okurken satırların arasında kayboluyorsunuz. Benimsediğim çok cümle oldu kitap içerisinde, "işte bu" dediğim hisler... Okuduğum ilk Cezmi Ersöz kitabı ve son olmayacağına eminim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cezmi Ersöz
Unvan:
Türk Yazar, Şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 3 Eylül 1959
Cezmi Ersöz, (d. İstanbul, 1959) Türk yazar, şair.

Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. Yazın dünyasına yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. Reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayimlandı. Ardından haftalık 'Deli' dergisinde yazdı. Halen 'Leman' dergisinin yazarları arasında yer almış bir takım sorunlar nedeniyle ayrılmıştır. Şuan "Şizofren" dergisinde yazmaya başlayacaktır. İnsan-dünya ilişkisini, duygular ve olaylar karşılaştırması yaparak anlattığı çoğu eserinde hayatı sorgular. Gündelik zorunluluklardan, en temel ihtiyaçlardan ve insanın vazgeçemediği tutkularından bahseder. Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir. İnsanın iç yolculuğunu melankolik bir dille anlatan bir yazardır.

Yazar istatistikleri

  • 226 okur beğendi.
  • 2.948 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 742 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları