Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

YazarÇevirmen
8.8/10
64 Kişi
·
181
Okunma
·
25
Beğeni
·
1.794
Gösterim
Adı:
Fikret Başkaya
Unvan:
Sol Görüşlü Yazar
Doğum:
Denizli, 1940
Doç. Dr. Fikret Başkaya 1940 Denizli doğumlu, eleştirel yazılarıyla tanınan sol görüşlü yazar.

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı.
Türkiye'ye döndükten sonra askerliğini yaptığı Yedek Subay Okulu'nda 'sakıncalı er' sayılarak Erzurum'a (Oltu) sürgün edildi. Askerlik sonrası değişik kuruluşlarda araştırmacı olarak çalıştı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi [1]. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005) [2]. 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi [3].
Fikret Başkaya 2007 yılı itibariyle Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.
Sadece insan türunun degil her turlu yaşamin tehlikede oldugu bir dunyada mutlu kuresellesme sarkilarinin ortaligi kaplamasi,çelişik gibi gorunsede sasirtici degil zira sarkiyi soyleyenler yeryuzunde ne varsa hoyratca yağmalayip bolluk icinde şimarik bir yaşam surerler.şarkiyi dinlemesi istenenler cephesindeyse tam tersi bir tablo gecerli;,sefalet, yoksulluk ,manevi yozlaşma ve ekolojik tahribat...
İnsanlar ucuz fanila , gömlek , etek , ceket , pantolon satın almaktan memnundurlar ama giydiklerinin nasıl üretildiğini ,ne pahasına üretildiğini , onu üreten kadın ve erkek işçilerin çektikleri acıyı , yaşadıkları sıkıntıları dikkate almamak , onların kaderine yabancılaşmak şartıyla ... Domatesin kilosunu 10 kuruşa satın almak , ‘ iyidir ‘ ama onu üreten çiftçinin üretmek için nasıl bir bedel ödediğini , nelere katlandığını dert etmemek kaydıyla ...
Fikret Başkaya
Sayfa 194 - Öteki Yayınevi
Artık topraklar insanları yaşatmanın değil ,sermayenin daha çok kâr etmesi hizmetinde ...
Fikret Başkaya
Sayfa 171 - Öteki Yayınevi
Sistematik cehalet, ortaçağ eğlenceleri ve küçük kurnazlıklarla çevrili bir ortamda yaşıyoruz.
Amaçlarla araçlar ters yüz olup yer degiştirince,sayisiz insani yabancılaşmalar,çevre tahribatı ekolojik dengenin bozulması kaçinilmazdir.
Şimdiler de soframızın tadı yok... Ne yediğimizi , yediklerimizde ne olduğunu artık bilmiyoruz . İşte genetiğiyle oynanmış gıdalar , pestisit kalıntılı , hormonlu sebze be meyveler , klonlanmadığı zaman antibiyotik yüklü etler ... Uzun zaman saklansın , uzaklara taşınsın diye bir sürü ‘ yabancı ‘ katkıyla üretilen hazır yiyecekler ...
Fikret Başkaya
Sayfa 174 - Öteki Yayınevi
Gerçekten Mustafa Kemal ve onun"inkılapları"yla ilgili olarak yaratılan efsane, yedi yüzyıllık Hilâfet ve Saltanat devrinde yaratılmamıştır. İlginç olan bir şey de, bu efsane üreticilerinin, sözde efsaneleri yıkmak, hurafeleri yok etmek amacıyla ortaya çıkmış olanlarıdır! Topluma rasyonel düşünceyi egemen kılmak amacıyla yola çıkanlar, hiçbir dönemde görülmemiş düzeyde hurafe üretmişlerdir. Putları yıkmak için yola çıkanlar, hiçbir dönemde görülmemiş düzeyde put ürettiler. Cumhuriyet aydını, put üreticiliği ve bekçiliğine koşulmuştu.
Fikret Başkaya
Sayfa 29 - Doz yayınları
Dev çok uluslu şirket yöneticilerinden yilda 5 ila 24 milyon dolar arasinda kazananlar var.birinin yilda 24 milyon dolar kazanmasi için çocuklarin neden günde 13-17 saat çalistirilip 2 dolardan az ucret almasi gerektigini kimse anlamak istemiyor..
Bir harekete halk hareketi olma niteliği kazandıran, halkın(emekçi kitlenin), kendi kaderini tayin etmedeki bilinç ve kararlılığıdır, tarihin öznesi olmada ulaştığı seviyedir. Eğer siyasi harekete yön veren temel güç halk kitlelerinin siyasi tercihleriyse ve hareket kitlelerin yaşam koşullarını iyileştirici bir öz ve mesaj taşıyorsa, o zaman gerçekten bir halk hareketinden söz edilebilir...
Fikret Başkaya
Sayfa 45 - Doz yayınları
362 syf.
·9/10
90'ların sonlarında okuduğum, son derece açık ve yalın bir dille anlatılmış bir sistem incelemesi. Mevcut devlet sisteminin sıkı bir eleştirisi. Bu günlerde tekrar okumak istediğim, hatta paragraf paragraf paylaşmak istediğim değerli bir kitap. Özellikle siyaset ile ilgilenenlerin okuması gereken bir kaynak. Katılırsınız katılmazsınız ayrı ama sıkı bir Kemalizm (devlet bakışı açısından düşünerek özellikle de yazıldığı dönemde) eleştirisi.
281 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap sitede yoktu. Okuyan kimse olmadığı için de ne çıkacağını bilmiyordum ama beklediğimden çok daha doluydu.

Kitap aslında sosyalist deneyin neden başarısız olduğunu analiz ediyor. Madem bir devrim fikri var, fikirlerin de devrime uğraması gerekiyor. SSCB, Türkiye'deki sol hareketler, Stalinizm neden başarısızlığa uğradı bunun tartışmasının yapılmadığı ama artık cevaplar aramanın vakti geldiği belirtiliyor. Bir nevi solun öz eleştirisi desem yanlış olmaz.

Anarşist olan Gün Zileli ve Fikret Başkaya aslında Marx'ın üretici güçler teorisini eleştiriyor. Kitabın başında da devrimin, burjuvazinin en ileri olduğu dönemlerde değil, 1648 İngilteresi'nde ve 1789 Fransası'nda olduğunu, sanayisi çok az Rusya'da gerçekleştiği yazıyor. Öncü bir üretici güç yaratıp çelişkileri ve gelişmişliği ilerletmek amacıyla kapitalizme benzer robot işçiler yaratan ve pratikte işçiye boş zaman ve kendini geliştirme imkanı vermeyen Sovyetler yerden yere vuruluyor.

Lenin'in öncü parti ve profesyonel devrimci kavramları da nasibini alıyor. İşçinin pek çok eylemde olduğu gibi kendiliğinden faaliyete geçtiği ve partilerin, sendikaların burada sadece rol kaptığı, maddi üretimin içinde olan işçi sınıfının sadece teori üretenlerden daha bilinçli olabileceği anlatılıyor. Tekel direnişi burada bence güzel bir örnek olmuş.

Katıldığım bir nokta da sosyalizmin kapitalizmi taklit etmek yerine ona alternatif üretmesi gerektiği. Baskıcı kurumlarla, dışarıdan empoze edilen disiplin ile, askeri harcamaları kültürel harcamaların önüne koymakla olmaz. Özellikle üretim ve tüketim faaliyetlerinin felce uğratılmadan (grev, boykot gibi) bir şeyleri değiştirmenin zor olduğu fikri var.

Kitapta ayrıca Çin ve Küba devrimlerine de yer verilmiş ve Çin devrimi sırasında Stalin'in Sovyetler çıkarı için Çin Komünist Partisi'ne ve enternasyonalizm fikrine sırt çevirmesi çok sert eleştirilmiş. Ayrıca Çin Devrimi sonrasında Mao da nasibini alıyor. İyi asker kötü yönetici denerek. Yani kitap eleştirel yazılmış.

Tabii kitabın eksik noktaları neler dersek her anarşizme yakın fikirdekilere söylediğim gibi uzun süreli bir anarşist deney yaşanmadı, bu nedenle anarşistler genelde herkesi çokça eleştirir ama karşı tarafın böyle bir imkanı yoktur. Bu yüzden dedikleri çok haklı gibi görünse de yanılmaları da pek mümkün. Gerçi bu sadece Gün Zileli için geçerli.

Bazı yerlerde kendini tekrara düşüyor kitap özellikle profesyonel devrimciler eliyle maaşlı elemanlar yetiştirildiğine dair analizler ile sosyalistlerin de kapitalistler gibi büyüme sevdasına tutulup sömürüyü sona erdirememeleri çokça işlenmiş. Yine de okurken hatırlamama yardımcı oldu.

Ayrıca özellikle Küba kısmında eleştiriler yapıcı değil yıkıcı. Resmen karşı devrimci ağzıyla eleştirilmiş ya da ben fazla duygusal yaklaştım bilemiyorum.


Teorik ve siyasi kitap sevenler için bence iyi bir kitap. Vakit ayırıp okuyanlara teşekkür ederim.
368 syf.
·4/10
Muhalifliğin en belirgin temsilcilerinden biri olan Başkaya'nın satırlarında kabul gören ve inandığımız pek çok şeye karşı olan duruşu nedeniyle hem fikir olmadığım ve olamayacağım bir çok konuyu değerlendirdiği, tartışmaya açık ve soru işaretlerini gidermek yerine daha fazla soru işaretine neden olan bir kitap. İnsanların fikirlerine genel anlamda saygı duysam da Başkaya ile uzlaşma şansımın olmadığını da görüyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni başlı başına bir devlet olarak değil de sona ermeyen Osmanlı İmparatorluğu'nun devamı olarak görmekte..
256 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Nasıl üretmeli, nasıl tüketmeli, nasıl yaşamalı? sorularına cevap arayan, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımından, tarım politikalarına, reklam ve tüketim çılgınlığından, üreticilerin malı üretirken eskime ömrü biçtiklerine kadar değişik bir yelpazede üretme ve tüketme üzerine yazılmış bir araştırma kitabı.
Yazının dili akıcı, paylaşılan bilgiler güncel, öneriler yerinde. Bilmediğim olgular ve tanımlar da var kitapta. Yeni birşeyler öğrenmenin mutluluğuyla tamamladım kitabı
%3 (9/362)
·Puan vermedi
Ölü emek,canli emek olan işçiyi esir alır ve işçi bizzat kendi emeğinin ürunu olan nesnelerin esiri haline gelir......................................
362 syf.
·Beğendi·10/10
'91 basımı eseri sahaftan bulup okuma şansım oldu.Kitap ağır bir sistem eleştirisi yapmış.Ağırlıklı olarak belirli bir kesimi eleştirilerin odağına almış hissi verebilir bazı okurlar için.Kendimizi bildik bileli dilimizden düşürmediğimiz sistemle yüzleşme olanağı sunuyor.Kitabı,yaptığı eleştirilerden dolayı yarım bırakabileceklerin devam etmeleri halinde hoşlarına gidecek bölümlerin kendilerini beklediğini söyleyebilirim:) Benim gibi , okurken not almayı sevenler için onlarca malzeme de mevcut bu kitapta,keza ben öyle yaptım.

''...Kendi kimliğini inkar eden kişi ortaya çıkan 'boşluğu' ezen ulusun kimliğiyle doldurmak gibi bir açmazla karşılaşıyor ve psikolojik planda 'bozuk bir kişilik ' sergiliyor (Elbette burada söz konusu olan daha çok diplomalılardır)'' / K.Marx (S.58)




~İyi Okumalar~
448 syf.
·37 günde·7/10
Devletlerin kısa tarihi de diyebiliriz. Bu tarz kitap sevmeyenler için ağır kaçabilir. Ama britanya'nın almanya'nın nasıl kurulduğu nasıl güçlendiğini anlamak için tavsiye ediyorum. Kitapta hatalı okumalar da mevcut. Amerikadan gelen altınlarla avrupanın avrupa olduğu gibi. Altınlar ispanya'yı fakirleştirmiştir ve ekonomi biliminin başlangıcı oluşmuştur. Osmanlı 1900 lere kadar üniversite kurmazken avrupa 1500 lerden itibaren bilime eğilmiştir. Velhasıl marksist bakış açısı ile kısa bir avrupa finans tarihi diyebiliriz kitap için
362 syf.
·4 günde·1/10
Hemen hemen herkesin bir ideolojisi vardır diye düşünürüm. Komünizm onlardan biri. Komünist çok tanıdım, yobaz da gördüm. Ama yobaz komünist ilk defa gördüm desem yeridir. İşin ilginç yanı solcu arkadaşlardan ve internette ki solcu takılanlardan bu kitabı okuyanları incelediğimde ağır bir kemalist eleştri olmuş. objektif olmuş vs diyenler çoktu. Kitabı okuduktan sonra şunu söyleyebilirim ki bugünlerde Atatürk e saldıranların nelerden beslendiği belli oluyor. Memleketin kurucu kadrosuna burjuvazi heveslileri diyecek. kurtuluş savaşı çok abartıldı , yunanlar zaten çekiliyordu diyecek. kendini solcu diyen arkadaşlar bu kitaba güzel diyecek. Aklım almıyor , aynen yazacağım kötü cümleleri bu sayfanın alamayacağı gibi. Kitap kötülemem. O yüzden merak eden arkadaşlar okusun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fikret Başkaya
Unvan:
Sol Görüşlü Yazar
Doğum:
Denizli, 1940
Doç. Dr. Fikret Başkaya 1940 Denizli doğumlu, eleştirel yazılarıyla tanınan sol görüşlü yazar.

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı.
Türkiye'ye döndükten sonra askerliğini yaptığı Yedek Subay Okulu'nda 'sakıncalı er' sayılarak Erzurum'a (Oltu) sürgün edildi. Askerlik sonrası değişik kuruluşlarda araştırmacı olarak çalıştı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi [1]. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005) [2]. 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi [3].
Fikret Başkaya 2007 yılı itibariyle Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 181 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 249 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.