Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık

YazarÇevirmen
8.7/10
1.290 Kişi
·
4.507
Okunma
·
1.245
Beğeni
·
20.342
Gösterim
Adı:
Orhan Veli Kanık
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
İstanbul, 13 Nisan 1914
Ölüm:
İstanbul, 14 Kasım 1950
Orhan Veli Kanık (d. 13 Nisan 1914, İstanbul - ö.14 Kasım 1950, İstanbul), daha çok Orhan Veli olarak bilinen Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.

Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. "Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak" amacıyla yola çıkan Kanık'ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, bahsettiği kişiler ve kullandığı sözcüklerle kendine yeni alanlar oluşturdu. Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.
Kanık, şiire getirdiği bu yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi. Geleneklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı. Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı. Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli'nin bu yönüne dikkat çekerek onu "üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair" olarak tanımladı.

Her ne kadar Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli "tek tür" şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık'ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktadır. Oktay Rifat bu durumu "Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi." ve "Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı." sözleriyle açıkladı.
Ağlasam sesimi duyarmısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epiyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Orhan Veli Kanık
Sayfa 71 - Bilgi yayınevi
Hatırlayacaksın beni gözlerin yaşla dolu,
Güzelliğin yalnız mısralarımda kaldığı gün.
BEDAVA
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
RÜYA

Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
Ağlayarak uyanışım
Hatırlattı bana, bir bayram sabahı,
Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
Ağlayışımı
Sen benim için daima tek varolan şeysin.
Senden başka hiçbir şeyim yok.
Hiçbir şeyim de olmasını istemiyorum.
Orhan Veli Kanık
Sayfa 46 - yapı kredi yayınları
''...Hele bir de hasretlik oldu mu serde;
Sevdiğin başka yerde,
Sen başka yerde.
Dertli ediyor insanı, dertli....''
"Bir elimde cımbız bir elimde ayna umurumda mı dünya" diyor şair.

Orhan Veli Sakın Şaşırma dedi ama ben çok şaşırdım. Çok esprili adam ya bayıldım kendisine. Şuan yaşasa idi 103 yaşında olacaktı. Kendisiyle acayip bir dostluk, kankalık bağı kurmuştum ancak 103 yaşı görünce kendimi geri çekip saygı duymaya başladım.

Değisik türde şiirler yazmış. Kendine has bir tarz oluşturmuş. Robinson'a, mahalledeki ağaca hatta baş ağrısına bile şiir yazmış. Öyle tanıdık öyle içten geldi ki şiirleri şimdiye kadar neden tanışmadığımıza pişman oldum. Sadece İstanbul'u dinliyorum ve bedava şiirlerini biliyordum.

Aslında Orhan Veli okumadığımı zannediyordum ama şiirlerin bazıları ezberimdeydi. İlk okul Türkçe kitaplarında hep ünite başı şiirler olurdu Orhan Veli şiirleri. Ödevlerimizdi onlar. Önce şiiri ezberler sonra okuduğumuzu anlatın tarzı sorulara yarım yamalak cümlelerle cevap verirdim. Yine cümlelerim yarım yamalak olsa da seninle tanıştığıma çok sevindim.
Orhan Veli'nin kendi sesinden şiirlerini ve Karagöz oyununun bir bölümünü içeren bu kayıt, kız kardeşi Füruzan Yolyapan'ın izniyle yayımlanmış..
Kayıtta yer alan şiirleri ve Karagöz oyunu, herhangi bir oynama yapılmadan, olduğu gibi, yazılı olarak kitaba aktarılmış..
Orhan Veli'nin açık bir anlatımı benimsemesi, şiirlerini tamamen anlaşılır bir biçimde yazması ve dar kelime haznesine rağmen; mahzunluğunu, garipliğini, fakirliğini şiirlerinde çok ustaca işlemiş ve biz okuyuculara çok iyi yansıtmış..
Şiirleriyle hüzünlendiren, Karagöz oynatmasıyla güldüren Bir Garip Orhan Veli..
Beğendiğim bir kitap oldu, okumanızı tavsiye ederim..
Son olarak; Şairin ''ILLUSION'' adlı şiirinden çok sevdiğim bir alıntıyla bitirmek istiyorum..

''Eski Bir sevdadan kurtulmuşum;
Artık bütün kadınlar güzel.."
Orhan Veli Kanık...Dizelerin de ruhunuzu alıp çok uzaklara götürüp orada kalmanızı sağlayacak...

Şiirin; "insanın beş duyusuna değil, kafasına hitap etmesi gereken bir söz sanatı" olduğunu kabul eden üstad, uyak ve ölçünün şiiri yozlaştırdığını bunun için yeni yollarla çoğunluğa seslenmek gerektiğini vurgulamış ve şiirlerini yalın, içten, duygulu ve düşünmeye sevk edecek şekilde kaleme almış...

Orhan Veli Kanık' ın seçme şiirleri bir araya getirilerek bizlere sunulmuş. Kitabın son kısmı ise şairin dizelerinin hangi dergilerde ne zaman yayınlandığı ile ilgili bilgiler var...
Orhan Veli’nin şiirleriyle de sonunda tanışabildim. Şiirlere olan ilgim her geçen gün artıyor. Bazen kapalı şiirlerde anlamlar çıkarmaya çalışırken, bazen anlamı oldukça açık şiirler okuyorum. Oysa eskiden, şiirdeki güzelliği bilmediğim zamanlarda çok saçma bulurdum. Zaman insanın, duygu ve düşüncelerini değiştiriyor. Bir kelimeden dahi etkilenen, düşüncelere dalan biri haline getirebiliyor.
Son zamanlarda bir çıra gibi yanmaya hazır bekliyorum. Sonra Orhan Veli'nin dizeleri sağ olsun. Bir kıvılcım ile beraber tutuşturdu. İyice alev aldım. Bu gidişle geriye küllerimden başka da bir şey kalmayacak.

Yine bir şiir kitabının kapağını açıyorum. Ama şiirden önce dikkatimi çeken beni etkileyen o sıcacık gelen, daha çok yalnızlara, yalnız hissedenlere hitap eden kısacık ‘Garip’ için yazdığı önsöz oldu. Yalnızlığı o kadar sevmiş ki zaman zaman arar hale gelmiş. Sonra 1941 yılında yazdığı önsöz var. Bu biraz uzun... Sanat ve Şiir üzerine olan düşüncelerini aktarıyor. Ve sonra 'Netice' deyip şiirlere geçiyor. Ama ne geçiş. Mısralar da sürükleniyorum. Bazen bir garip hissediyorum. Rüyalar da dolaşıyorum. İnsanlar hakkındaki iyi ve kötü düşüncelere, mısralara rastlıyorum. Sonra bir bakıyorum elleri nasırlı işçi olmuşum. Bazen de bir yalnızım, intiharın ucundayım. Tüm bu hislerin yanında içimde dolup taşan bir sevgi var. Bir aşk taşıyorum. Daha neler neler… İşte Orhan Veli’nin dizelerinde ben bu duygularla birlikteyim. Bazen bazı satırları tekrar tekrar okudum. Çünkü okutturuyor kendini… Dedim ya şiir bu. Bin bir türlü duyguya atlıyor insan bu satırlarda… Şiir okurken arka fonda çalan enstrümantal müziklerin bu duygu yoğunluğunu oldukça çok arttırdığını düşünüyorum.

Tüm şiirlerini anladım, sevdim demeyeceğim. Anlam veremediğim şiirlerde vardı. Bu şiirleri yazarken amacı neydi? Ne düşünüyordu? Nasıl bir kafayla yazdı merak ediyorum. Genel olarak şiirleri açık bir anlatıma sahip. Her insanın anlayabileceği, duygusal yöne ağırlık veren insanların daha da çok anlayabileceği bir yazım tarzı var. Ama en iyi anlayan da elbette yalnızlar olacaktır.
Keyifli Okumalar dilerim…
Yine bir şair yine bir mektup silsilesi. Ama bunun sonu hepsinden farklı bir de acı. Güzel bir aşkın içindeyken belediye çukuruna düşüp iki gün sonra beyin kanamasından ölmek... hem de 36 yaşında...

Canımmmmm arkadaşım, bana bu sitenin en güzel armağanlarından biri, Meltek nin hediyesi bu kitap. Aynı satırları işaretlemişiz aynı dertlerde dertlenmişiz. Bu beni çok mutlu ediyor. Mektuplarimiz kitap kardesliğimiz hiç bitmesin :)
Muhteşem tespitime gelince bizim bu şairlerimiz niye hep zor olan kadınlara aşık olmuş bir türlü anlayamıyorum. Ya o dönemde bizimkilerin seveceği kadınlar çok azdı, herkes onlara aşıktı ya da bizimkilerin şairliği bu yönde:)
Ama şu cümleler insanın yüreğini yakmıyor mu ya;
" Saadetimin yalnız sana bağlı olduğuna inanıyorum. Canım sevgilim, tekrar ne zaman buluşacağız? Arzum, ümidim, zevkim, neşem, her şeyim sensin. Ancak senin yanında bahtiyar oluyorum. Hiç ayrılmadan yaşayacağımız gün gelmeyecek mi? Sen, bu arzumun ebedi olacağına inanmak istemiyorsun. Zannediyorsun ki günün birinde senden bıkabilirim. Senden bıkabilirsem Allah beni kahretsin. Ben bu hali üç beş günlük hissimin neticesi olarak söylemiyorum. Bu nice yıların tecrübesi. Sevdiğim, hoşlandığım, arzuladığım, güzel bulduğum, eşsiz şekilde güzel bulduğum tek kadın sensin. Hep senin yanında olmak, sonunda da senin yanında ölmek istiyorum. Bu sözlerimi mübalağa sanma. Duyduklarımı anlatamıyorum bile. Ben senin hayranın, esirinim. ..."
Her konuda duygular mı hissetmek istiyorsunuz? Ağır usul bu kitabı alıp okuyun.

Sadece aşk konulu şiir kitaplarını okumak sıkıyor beni nedense. Her duyguya hitap edebilecek şairler ve kitaplarıyla daha mutlu oluyorum. Okuduğum şiir, yeri gelsin hüznüme yeri gelsin korkuma yeri de gelsin heyecanıma ortak olsun istiyorum. Benim anlatamadıklarımı anlatsın istiyorum. Birlikte umut edelim mesela. Şiirler ve satırlar arasında saklı olan şairler, bu duygularımıza ortak oluyor.

Bu şiir kitabı da öyle oldu. Okuyun, okutun.

Kesinlikle tavsiye edilir.
Ne acı ne keder, aşk mı ıstırap mı ?

Bir insan içinde neler yaşıyor, nelerle imtihan oluyor.
Parasızlık ...
Aşksızlık...
Kimsesizlik...

Sizi anlayan insanlar bile sanki sizi anlamaktan bihaber.

Sayın Orhan Veli Kanık'ın Nahit hanım'a yazdığı mektupların oluşturduğu kitap bizleri duygu yoğunluğuna sürüklüyor. Çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veren ve hiçbir durum da aşkından vazgeçmeyen Orhan Veli'nin hayatını da yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Senin gibi kimse sevmemiştir, senin gibi kimse beklememiştir.
Nahit hanım'ın eminim ki en çok seveni sen olmuşsundur. ve en çok sana çektirmiş. Bu kadar kendine hayran olmasının sebebi de senin bitip tükenmez sabrın olmuş.
Çok sinirlendim, çok laf söyledim, umursamazlık edişine. Seni olmazlara sürüklemesine.

Eminim ki zevkle okuyacaksınız. Ben çok sinir oldum :)

Fox Mulder teşekkürler :) Sen olmasan bu kadar sinir olamazdım :)) İyi ki okumuş ve okutmuş sun:) 7tl 1. baskı kitap benim olabilir demi ? :)
Orhan Veli Kanık'ın, Nahit Hanım'a yazdığı mektuplardan ve şiirlerden oluşan etkileyici kitap. Orhan Veli'nin mektupları da şiirleri kadar naif ve içtenmiş, bunu öğreniyoruz kitabı okurken...

Ahmed Arif'in Leylim Leylim'i ve Franz Kafka'nın Milena'ya Mektuplar'ı tadında sıcacık bir eser. Maalesef şimdilerde böyle mektuplar ve şairleri göremiyoruz. İçinde bulunduğumuz zaman düşünüldüğünde son derece yalın ve keyifsiz bir hayat sürdürdüğümüz aşikar.

Yokluğun ve sefaletin içerisinde bu kadar zengin bir aşk yaşamak her insana özgü olabilecek bir özellik değildir. Orhan Veli ise yaşamı boyunca bunu başarabilmiş nadir şairlerdendir.

Mektupları okurken yıllar önce yazılmış cümleler, yüreğinizi derinden etkiliyor. Benim en çok hoşuma giden kısımları ise, dönemin diğer şairleri, özellikle hayranı olduğum Sabahattin Ali, ile ilgili bilgiler ve yaşantılarından gizli ipuçları içermesiydi.

Birçok okur Nahit Hanım'ın Orhan Veli'ye karşı olan soğukluğu ve ilgisizliği karşısında Nahit Hanım'a karşı kin beslese de dönemin şartları içerisinde değerlendirildiğinde evli bir kadın olan Nahit Hanım'ı acımasızca eleştirmenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Kadının orta halli kocasının yanından ayrılıp beş parasız Orhan Veli'nin yanına yerleşmesi dönemin şartları da düşünüldüğünde Nahit Hanım'dan elbette beklenemezdi.

Son olarak, şiir okumaktan hoşlanmayan benim gibi okurları bile etkileyebilen, okunmaya değer, içten ve sıcak bir kitap olduğunu söylemem gerekir.
Okuduktan sonra Yapı Kredi Yayınları’nın da kitaba başlamadan önce belirttiği gibi “Keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı.” dedirten öykü kitabı.

Kitap, 6-7 sayfalık, kısa olmasına rağmen derinlik taşıyan, tekrar ve tekrar okunması gereken hikâyelerden oluşuyor.

Kitabın sonunda Orhan Veli’nin edebiyat hakkında küçük ama ilginç bir konuşmasına da yer verilmiş. Türk Dil Kurumunu “dili, kelimelere karşılık bulmaktan ibaret sayan müessese” olarak tanımlamış, “dilin zenginleşmesini müesseselerden değil, sanat adamlarından beklemeliyiz.” demiş Orhan Veli.

TDK selfie’ye karşılık buladursun, Türkçeyi doğru kullanmada önderlik yapamayan kurum olarak görüyorum bu kurumu. Hele ki Twitter sayfasında son dönemlerde yaptığı saçmasapan tanımlar ve özenilmemiş noktalama işaretleri ile zıvanadan çıkmış kurumdur.

http://www.imgim.com/...53-a01ef12f5819.jpeg

Türkçe için var olduklarını söylüyorlar lâkin daha cümle kuramıyorlar. Facebook’taki çakma kültür bekçilerine maaş bağlanmış, TDK elemanı olarak işe alınmış sanırsam. İyi ki varsın TDK, ya da yoksun.

Bunun dışında 21. ve 22. sayfalarda realizme değinmiş Oktay Veli. “Bir esere, dünyanın en çirkin realitelerini doldurmakla realist olunmaz, dünyayı hep kara gözlükle görmek, romantizmin ta kendisidir.” demiş. Bu görüşe ben de katılıyorum. Sefaletleri, ıstırapları, sınıf tezatlarını en keskin hatlarıyla canlandırmak isteyen çok kere mübalağaya düşer.

Orhan Veli, nâm-ı diğer Garipçi, bu kitapla gönlümü kazandı.
Standart şiirlerin dışına çıkan bir şair.. Serbest bir dil ve yazım tarzı.. Hayata dair kısa kısa not almak gibi şiirleri.. Bu kitaptan önce okuduğum Sakın Şaşırma kitabıyla ortak olan çok şiir vardı. Yine de sevdiğim şiirlerin bir kez daha üstünden geçmek zevk verdi. Sondaki Karagöz Hacivat oyunu ise özlediğim eski zaman tatlarından bir parçaydı.

Kesinlikle tavsiye edilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Orhan Veli Kanık
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
İstanbul, 13 Nisan 1914
Ölüm:
İstanbul, 14 Kasım 1950
Orhan Veli Kanık (d. 13 Nisan 1914, İstanbul - ö.14 Kasım 1950, İstanbul), daha çok Orhan Veli olarak bilinen Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.

Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. "Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak" amacıyla yola çıkan Kanık'ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, bahsettiği kişiler ve kullandığı sözcüklerle kendine yeni alanlar oluşturdu. Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.
Kanık, şiire getirdiği bu yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi. Geleneklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı. Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı. Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli'nin bu yönüne dikkat çekerek onu "üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair" olarak tanımladı.

Her ne kadar Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli "tek tür" şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık'ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktadır. Oktay Rifat bu durumu "Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi." ve "Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı." sözleriyle açıkladı.

Yazar istatistikleri

  • 1.245 okur beğendi.
  • 4.507 okur okudu.
  • 76 okur okuyor.
  • 1.393 okur okuyacak.
  • 25 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları