Bu zamana kadar sorgusuz-sualsiz halkının desteğini arkasına alıp, emperyalist çıkarları için sömürü düzenini sürekli ve acımasızca uygulamaya çalışan, sömürdükleri ülkelerdeki hainleri de yanlarına alarak, saflarına çekerek ülkede kaos yaratıp ulus birliğini bozmak için uğraşan, devamlı olarak onlara biat edilmesini isteyen emperyalist Batı devletlerine karşı, onlara yaptıkları, tasarladıkları ve uygulamaya koymak istedikleri çıkarcı emellerini yüzlerine vuran pek az lider gelmiştir. Biz ne şanslıyız ki O büyük isme sahip olduk. Ancak her ülke böyle bir dahiyane isimlere sahip olamayabiliyor, bazıları da sahip olup da kıymet bilmiyor. İran bu kıymet bilmeyenlerin başında geliyor ve acısını Batıya karşı verilen savaşı yıllar önce kaybederek çekmeye başladı ve çekmeye devam ediyor.
Muhammed Musaddık, Avrupa’da eğitim görmüş bilgisi, hırslı, halkını seven ve İran halkı için çalışan ama darbeye de karşı koyamayarak veya bilerek koymayarak (ülkede daha fazla kan akmasını önlemek amacıyla) koltuktan çekilen bir lider.
Sömürülen İran yeraltı ve işgücünün geri kazanımı için elinden geleni yapan tüm emperyalist Batıya ve yerli işbirlikçilerinin karşısına alan gerçek bir milliyetçi.
Yerli işbirlikçilerini ve düşmanlarını bilmesine rağmen hiçbir şekilde şiddet uygulanmaması gerektiğini söyleyen ve uygulayan, demokrasilerde protestoların da olmasının gerektiğini savunan, kendisini deviren 1952 yılındaki gösterilerde dahi polis ve orduya hiçbir şekilde sokaklara çıkmamasını gerektiği söyleyen, farklı düşünenlere biraz fazla!sempati ile yaklaşan bir lider. Ancak O’nun bir tek kabul edemediği olay vardı, o da emperyalist ülkelerin bitmek tükenmek bilmeyen sömürme çabası olmuştur.
Kitapta, Muhammed Musaddık’ın gençlik yıllarından itibaren çok ayrıntılı olmasa da