Daha dün gibi hatırlıyorum Dövüş Kulübü filmini izlemiştik. Ben filmden çok etkilenmiş, gerek mesajsal, gerekse çekimsel olarak çok beğenmiştim filmi de sevdiğim itiraz etmişti... Dövüş Kulübü'nün Hollywood’un planlı bir ürünü olduğunu, Amerikan sömürgeciliğinin kendi ürettiği teze yine kendi ürettiği antitezi ürün olarak sunup, “İşte buyrun, alın size muhalefet. Bununla yetinin” diyerek dünyadaki kapitalizm karşıtlarını ve yükselen anarşist akımları sindirmeye çalıştığını, bu yaptıklarının tıpkı Gözcü gazetesinin “Yeterrrr!” diye manşetler atıp, amaçsız, neye ve kime karşı olduğu belli olmayan tıraş bir isyan sergilemesine benzetebilineceğini, dolayısıyla Brad Pitt ve Edward Norton’un iki ayrı terbiyesiz, şerefsiz çocuğu olduğunu falan söyledi. Ben “He aşkım, haklısın” desem de içimden "Yok lan, şahane filmdi işte. Sanırım sevdiceğim gaza gelip tırt bir çıkarımda bulundu bu sefer... Hem Gözcü’nün ‘Asabi’ eki de zaman zaman duygularıma tercüman oluyor” diye içimden geçirmiştim.