• Kürtlerin merkezi yerleşme bölgesi bugünkü Van, Hakkari ve Botan ve batıda Diyarbekir'e kadar uzanır. Buna Yezidi Kürtlerinin yerleşik oldukları Sincar ve Habur da ilave edilir.' Kürtlerin kuzey sınırları ise, İran'ın kuzey ve batısını içeren geniş alanlar ile Türkiye'ye yayılır. Burada kesin bir sınır çizme olanağı yoktur. Çünkü bir çok aşiret sınırlar ötesi bölgelerde de yerleşiktirler.
    Buna karşı yaklaşık bir belirleme yapmak gerekirse, doğuda Koyi'den Urmiye Gölü'ne, güneyde ise Mosul, Mardin, Halep'in batı bölgelerinden Malatya'ya uzanır. Kuzeyde ise Erzerum ve Araxes (Araş Nehri)'e kadar dayanır.^ Ayrıca doğuda Kürt kolonileri vardır. Horasan bölgesi, Kürtlerin 10. Yüzyıldan itibaren oturduğu bir bölgedir. Sonraları yine bu bölgeye I. Şah Abbas (1587-1628), Türkmen aşiretlerine karşı koymalan için yeniden Kürtleri toplu halde yerleştirmiştir.
  • Elbet Kudüs diyeceğiz
    Yine
    Yeniden
    Bayramda'da,seyranda da
    İnsan
    hiç
    ağrısını unutur mu?

    Mehmet Deveci
  • ... ve yine sensiz geçen bir gün ve gece sensizliği en derinde hissesdiğim bitecekmi bu hasret ne vakit bulur beni vuslat özlemin yakarken beni üşürmüyüm bu ayaz gecede yanarken yüreğim cayır cayır küllerimde mi boğulacağım yoksa küllerimden yeniden mi doğacağım belki biliyorum belkide umut ediyorum bir dokunsan canlandırır beni yok oluyorum benliğimin içinde Ey yar bekletme beni Ben bende yok olmadan...
  • Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak
    dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie'yi
    yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie'nin kaderi ne
    yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist
    çıkar. Bu İtalyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp
    sistematik biçimde işkence eder. Dışarıdan bakıldığında normal ve
    çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve
    Marie adeta cehennemden geçer.
    Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. Halüsinasyonlar
    da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl
    hastanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve
    çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur.
    Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
    Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie'nin durumunu yeniden
    değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıkar.
    O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.
    Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri
    halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadelesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi'nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır,konferanslar verir. Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s
    Child). Bir çok ödüle layık görülür.
    Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek bir şey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastanesine yönetici olarak atanır.
    Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “Eğer affetmeyi
    öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan
    edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastaneye yönetici olarak
    dönemezdim.“
    Marie Rose Balter'in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: "En uzun yolculuk, beynimizden
    yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.
    Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda
    kalsak bile…”