Kendilerinden emin olan toplumlar yansımalarını güven verici, huzur dolu, açık bir dinde bulurlar; güvensiz toplumlar sa korkak, bağnaz, çatıkkaşlı bir dinde.
Aynı topluluğa ait olanlar "bizimkiler" olur, yazgılarına arka çıkmak istenir, ama onlara karşı zalimce davranmaktan da kaçınılmaz;
"ılımlı" görülürlerse kınanır, yıldırılır, "hain" ya da "döneklikle" suçlanırlar.
Ötekilere gelince, karşı kıyıdakilere gelince, kendimizi asla onların yerine koymaya çalışmayız, şu ya da bu sorunla ilgili olarak tamamen haksız olamayacaklarını kendimize sorma ya hiç gelemeyiz, onların şikayetleri, çektikleri acılar, kurbanı oldukları haksızlıklar karşısında yumuşamaktan kaçınırız.
Sadece, çoğu zaman topluluğun en militan, en laf ebesi, en aşırı kesiminin bakış açısı olan "bizimkiler"in bakış açısı önemlidir.
İbranice bir metin olan Mezmurlar Kitabım inceleyen Einstein doksanıncı ayette şöyle bir cümleye denk geldi.
...
- Bin yıl senin için, geçen bir gün gibi olacak.
Aşırı derecede güçlü çekim gücüne sahip olan nesneler kara delik olarak bilinirler; yani bir gemi kara deliğe yaklaşırsa geminin mürettebatı evrenin tarihinin hızlanarak aktığını ve sona erdiğini görebilir.