Yürekten pasları söküp atmak güç. Ama belki de kalp öyle güçlü atmaya başlar ki, onu çevreleyen kabuğu bin parçaya böler, fırlatıp atar.
Sayfa 150 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
İnsanların birbirlerine güvenleri sarsıldığında aynı şekilde devam etmiyor.
Sayfa 66 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
Alman yazar Stefen Zweig'in çok güzel bir tabiri vardır, tarihe yön veren belirleyici anlar için "insanlığın yıldızının parladığı anlar" der. Kişisel yaşamlarımız içerisinde, yıldızımızın parladığı anlar; sesimizi yükselttiğimiz, "hayır" diyebildiğimiz anlar var. Hakkını aramayı bilen, hayır deme cesareti gösterebilen, haksızlığa karşı diklenebilen toplumlar şahsiyetli bir yaşam kurmayı becerebilirler....Amerika'da bir senatöre, "10 protesto mektubu alırsan ne yaparsın?" diye soruyorlar, "Mektupları yırtar atarım" diye cevaplıyor. 50 mektup aldığında biraz düşüneceğini, 100 mektup aldığında ise harekete geçeceğini söylüyor. Toplumsal tepkiler ısrarla devam ettirildikleri müddetçe sonuç getirir.
Bu işi ticarete döken havuz isletmecileri bile gördüm . Adam havuz kurmuş, tabela yaptırmış, " prens kurbağalar gelmiştir . En guzel kurbağalar burada. Bir öpücük 100 lira" diye yazmış. Havuzun önündeki sırayı görünce şaşkınlıktan dilimi yutacaktim.
Sayfa 54
Kitap İran'a girerken gümrükte ilk izlenim. Çantamdaki kitaplara takıldılar. Bunlar ne? Abrahamian, A History of Modern Iran. Geert Mak adlı Hollandalının In Europe isimli gezi/tarih kitabı (nefis bir eser, okuyun derim). J. M. Synge, The Aran Islands, İrlanda romantik milliyetçiliğinin klasiği. Bir de Sedat Laçiner'in İçimizdeki İsrail adlı hezeyannamesi. Bu kitaplarla İran'a giremezmişim. O zaman girmem dedim. Epey tartıştık. Sonunda saldılar. Memleketi biraz tanıyınca anlıyorsun. Alışık değiller. Piyasada kitap diye bir şey yok. Urumiye 400.000 kişilik şehir, Kermanşah 700.000, Hamedan 300.000 ama bir sürü üniversitesi var. Allah için bir tane ki-tapçı dükkânı yok. Ders kitapları okulda fotokopi olarak verilirmiş, din kitapları da camide. Başkaca kitap yok. Tahran'ı bilmem ama taşrada görülmüş şey değil. Doğubeyazıt çarşısında 100 metre dâhilinde üç tane kitapçı/kırtasiyeci. Üçünde de güncel çoksatanlar, bir sürü Kürt propagandası, aşk romanları. Fakat sonuçta seviyesi yerlerde sürünse de kamu fikriyatını ilgilendiren bir sürü kitap var ve anlaşılan satıyor da. Soner Yalçın'ın boktan kitabının bile bir memleket için ne büyük lüks olduğunu idrak ediyorsun.
Sayfa 421 - Liber Plus Yayınları / İran notları / 5 Haziran 2012
Düşünce
Eğer paranızı eşyalara harcamak ile tatillere harcamak arasında kalırsanız, tatilleri seçin.
Sayfa 270·Kitabı okudu