Pek çok düşünüre göre Arendt kötülük yapan kimi kişilerin sadist olan ve isteyerek kötülük edip bundan haz alan kişiler değil, aklı başında ve itaatkar bürokratlar olduğu konusunda haklıdır.
1970'lerde kamboçya'da Kızıl Kmerler Devlet Düşmanı olarak gördükleri herkesi kaçırmış işkenceden geçirmiş ve öldürmüştü. Zulüm görenler içinde etnik azınlıklar ve entelektüeller yani eğitimli kişiler, hatta gözlük takan insanlar da vardı. Kamboçya'daki ölü sayısının 1,5 ile 3 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. 1994'te Ruanda'da içten içe kaynayan siyasi çatışmalar soykırıma dönüştü. Çoğunluğu oluşturan Hutular ayaklanarak 100 gün gibi bir süre içinde bir milyon Tutsi'yi katletti. Kendimizi 20 yüzyılda sınırlandırdığımızda milyonlarca ölümden sorumlu olan Stalin ve Mao gibi liderleri de listeye ekleyebiliriz.
Sıradan insanların sıklıkla kötülük diye tarif ettiği Üçtür aşırılıkla karşılaştık: terörizm, seri katiller, soykırım niteliğinde Savaş suçları.
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İnsanın en ciddi hali yeni doğduğu haldir...
Ve hiçbir insan yeni doğmuş çocuk kadar başarılı değildir...
Zira yeni doğan bir çocuk zamanla yarışır gibidir..
Bir yaşına kadar yürümeyi öğrenmelidir...
İki yaşına kadar konuşmayı...
Çevreyi tanımalı, eşyayı kullanmayı öğrenmeli...
Bedeni ile eşya arasında bir bütünlük kurmalıdır...
Ve bütün bunlar için az bir zamanı vardır; çocukluk yılları kadar...
Bundandır ki çocuğun işi ciddidir...
Çocuklar ise yoruldukça sanki ayaklarına bir bağlanıyormuş gibi hissederler... Ve bu bağdan kurtulma çabasıyla kendilerini zorlar, bu engeli ortadan kaldırmak için daha hızlı hareket etmeye çalışırlar... Bu bir çocukluk yanılgısıdır...
Kaygılı ruh hali, çocukluk yılları için en tehlikeli ruh halidir... Bundandır ki çocuk uykudayken veya başka bir alandayken gizlice ayrılmak, oldukça sakıncalı bir ebeveyn tutumudur.
Böylesi çocuklar, kaybetme korkusuyla anneye daha çok bağımlı hale gelir, gece uykusundan kaygıyla uyanır, yetişkinlik yıllarına da yansıyan ayrılma kaygısı yaşarlar...