Babasının kollarında şehit düşen çocuk Muhammed Durra
30 Eylül 2000 tarihinde Gazze Şeridi’ndeki Netzarim kavşağında meydana gelen olayda, 12 yaşındaki Filistinli Muhammed el-Durra, babası Cemal el-Durra ile birlikte İsrail askerlerinin hedefi olmuştur. Korunmak amacıyla yol kenarındaki beton bir varilin arkasına sığınan baba ve oğul, dakikalarca yoğun ateş altında kalmış; babanın oğlunu korumak için bedenini siper ederek yaptığı çaresiz feryatlara rağmen küçük Muhammed, babasının kucağında aldığı kurşun yaralarıyla şehit olmuştur. Fransız televizyon kanalı France 2 tarafından saniye saniye kaydedilen bu trajik anlar, uluslararası basında hızla yayılarak küresel çapta büyük bir infiale ve derin bir hukuki tartışmaya yol açmıştır. ​Muhammed el-Durra'nın kameralar önünde can verişi, dünya genelinde tarifi imkansız bir üzüntü ve ortak bir vicdan yarasını tetiklerken, kitleler için korumasız sivillerin maruz kaldığı trajedinin en somut direniş sembolüne dönüşmüştür. Onun şehadeti, aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan kolektif bir yası temsil etse de, coğrafyadaki çocuk ölümlerinin ne ilk ne de son halkası olmuştur. Bugün Filistin'de, özellikle son yıllarda tırmanan çatışmalarda ve ablukalarda binlerce çocuk, tıp literatürüne giren ağır yaralanmalar, açlık, soğuk ve doğrudan hedef alınan sığınma alanları nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Birleşmiş Milletler ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşların güncel verilerine göre, bölgede on binlerce çocuğun hayatını kaybetmesi veya kalıcı olarak sakat kalması, Muhammed Durra’nın simgelediği o çaresiz çığlığın, adalet arayışının ve dinmeyen sistematik acının bu topraklarda hala en acımasız biçimiyle sürdüğünü göstermektedir.
Filistin
Reklam
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: Okumak istemeyeni zorla okulda tutarsan bir bakıyorsun ki okullarda akran zorbalığı, şiddet olayları, görmek istemediğimiz manzaralar... 12 yıl bir çocuğu alıyor, bir kalıba sokmaya çalışıyor, bir eğitim de veremiyoruz. Eğitilebilir olmaktan çıktıktan sonra o çocuğu ailesine veriyoruz 'buyurun, bundan sonrası sizin' diyoruz. Geçmiş olsun!
Kerâmeti inkår edenlere çok şaşılmaz. Esas şaşılacak olanlar, Ehl-i Sünnet'ten olup, kesin delil ve açık tesbitlerle, hüccetlerle evliyânın kerâmetini isbat ederler ve onlardan hårikulâde [olağan üstü] häller görürler de, hâlâ evliyâya dokunan, yakışmayan sözler söylerler. Allahü teâlâ sizi ve bizi böyle sözlerden muhâfaza eylesin. Allah göstermesin! İtikadı temiz hiçbir mü'min bu tehlikeye düşmesin. Hucurat sûresi 12. âyetinde: "Ey îmân edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günâhtır"buyuruldu. Beyt: Hakk'ın evliyâsını, Hak'tan uzak görenler, Evliyâya iyi zan etse, ne kaybederler. Şâh-ı Nakşibend
Alıntı
Film önerileri ve düşündürdükleri...
Ayşen Şahin (Aksakal) En çok tek mekanda geçen filmleri severim. Ortam değişmeden bir konu anlatabilmek için en az 90 dakika tartışılmaya değer bir konu, o tartışmayı dinlemeye değer kılan bir metin ve izlemeye değer kılan çok iyi oyunculuklar gerekir. Bu tek mekan filmleri genelde bir felsefi tartışma ya da ezber bozma üzerine olur ve roller dengeli dağılır. Bir kült olan "12 Angry Men"i bilirsiniz. 1957 yapımı bu film farklı karakterlerdeki mahkeme jürisinin "makul şüphe" üzerinden bir genci idama göndermek ya da beraat ettirmek arasında 180 derece değişen kararları üzerine kurulu ahlaki bir tartışmanın sahneye yansıması. Tüm film 8 numaralı jürinin "Peki ya?.." sorusunu sorması ve tartışmayı açması üzerine kurulu. Bir diğer kült film de 2007 yapımı "The Man From Earth". Taşınan profesör arkadaşları John Oldman'ı uğurlamak üzere bir araya gelen 7 akademisyen, meslektaşlarını taşınma nedeni üzerine açıklama yapması için zorlayınca on dört bin yaşında olduğunu öğrenirler. Biyoloji, sanat tarihi, ilahiyat, antropoloji, arkeoloji, tarih gibi uzmanlıkları olan misafirler kendi alanlarındaki bilgileri ile bunun imkânsız olduğunu ispatlamaya çalışsalar da Oldman'ın cevapları bunun gerçek olabileceğini gösterir. Özellikle dinlerin ortaya çıkışını izahatı, tüm akademisyenleri dehşete düşürür. Senaristi Jerome Bixby'nin 38 senede tamamladığı, sinemanın en entelektüel işlerinden biri olarak tarihe geçen film, izleyiciye 89 dakika boyunca şu soruyu sordurur: "Peki ya?.." 2012 yapımı "Le Prenom"da, evde bir eş-dost yemeğinde geçer. Vincent, doğacak çocuğuna Benjamin Constant'ın 1816 tarihli aynı adlı romanının kahramanı olan Adolphe'un adını vermek isteyince yemeğin seyri değişir. Tartışmalar, yazılışı farklı olsa da bir çocuğun Hitler'in ön adı ile yaşamanın yükünü taşımaması
Dizi/Film
Canım.cok.sıkılıyo. Hadi aynı akımı devam ettirelimmm Olması gereken mi? Kral muamelesi mi? 1. Gittiği her yeri sana haber vermesi? 2. Senin için kapıyı açması 3. Sebepsiz yere hediye almasi 5. Sosyal medyadan istemediğin tüm karşı cinsleri çıkartması? 6. Hesabı her zaman erkeğin ödemesi 7. İşten eve geldiğinde yemek sofrasının her zaman hazır olması? 8. Erkeğin arkadaşlarıyla halısaha programına sorgusuz sualsiz sürekli izin verilmesi? 9. Senin dağınıklığını arkandan söylenmeden toplaması? 10. Senin geçmişini asla sorgulamaması 12. Sevgilinin karşı cins yakın arkadaşı olmasını kabul etmek? .......................... Soruları ben yazmadım sizinle yorumlarda cevaplicamm
Reklam
Reklam