1970'li yıllarla birlikte nevrozların siyaseten kutlanması geleneği toplumda yerleşmeye başladı ve MÖ 600'lü yıllarda, zulme karşı direniş ve dirilişin simgesi olarak nevroz dillendirilmeye başlandı.
Sayfa 241 - Diyarbekir'de Newroz·Kitabı okuyor
Apollo 11'deki üç kişilik ekipten biri Neil Armstrong'un canlı yayında "Benim için küçük, fakat insanlık için büyük bir adım." sözlerini 21 Temmuz 1969'da 600.000 kişi izlemişti.
Sayfa 197 - Ay'a Haber Saldık, Tanıklık Etsin·Kitabı okuyor
Siz olmak ruh hastası,
Mısır firavunları, özellikle On Sekizinci Hanedanlık (MÖ 1570-1397) döneminde, öz veya üvey kız kardeşleri ve kızlarıyla evlenirlerdi. Burada yatan temel fikir, yabancıları soydan dışlamak ve işgallerle gelen ganimetleri kayınlarla paylaşmamaktır. Seqenenre Tao II ve Ahhotep I adlı firavunların ailelerinde olduğu gibi, (bazen yalnızca) kızların öz babalarıyla evlenmesine izin verilirdi. Öte yandan aynı sınırlamalar firavunları asla bağlamazdı. Çocuk yapacakları ikinci kraliçeleri ellerinin altında tutarlardı. Yeni krallara genellikle, bazen soyağacını epey karmaşıklaştıran, saray dışından kadınlar annelik ederdi. Mısır'da ensest yalnızca toplumun üst tabakasıyla sınırlı değildi; alt tabakalarda da enseste yaygın olarak rastlanıyordu. MÖ 30'da Roma Mısır'ı işgal ettiğinde kız kardeşler genellikle öz ya da üvey erkek kardeşleriyle ve babalarıyla evleniyordu. Şehirlerde evlenilebilir kız kardeşi olan tüm genç erkeklerin üçte biri, kız kardeşiyle evleniyor ve ailenin dışından bir gelin bulmayı gerekli görmüyordu. (Arsinoe'de yaşayan erkeklerin neredeyse tamamı küçük kız kardeşiyle evliydi.) Romalılar, Mısırlıların ensest âdetlerini paylaşmadıkları gibi onları bastırmak için de çok uğraştılar ve nihayet yaklaşık üç yüzyıl sonra başarılı olabildiler. Perslerde ise yakın akrabalarla evlilik kutlu bir şey olarak görülüyordu. MÖ 2000 ile MÖ 600 arasında ortaya çıkmış Zerdüştlük dinine mensup hükümdar, ruhban ya da sıradan her aile ensesti yaşıyordu. Hukuksal ve dini metinlerde bu tür birliktelikler, cennette büyük mükafat kazandıracak ve neredeyse tüm günahları silecek "mükemmel" ameller olarak övülüyordu. Eski bir kaynak şöyle demektedir: "Kendi çocuğundan çocuk sahibi olan kişi ne kutlu kişidir... Kendi kızından peydahladığı oğlanı sevinç, hoşluk ve zevk bulur; bu oğlan aynı
Sayfa 33 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
ABBASÎ HALİFELİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ • 21 ​Nesâ'da 70.000'in üzerinde insanı katlettiler. Debdebesinin doruğunda olan Merv, İbnu'l-Esîr'e göre 700.000 insanını kaybetti, fakat Cuveynî, geri çekilirken sakladıkları cesetler hariç, bu rakamın 1.300.000 olduğunu söyler. Belh'teki gibi, burada da sağ kalanlar acımasızca öldürüldüler. Şehirler galaksisinde parlak Venüs gibi duran Nîşâpûr¹¹ tamamen harap edildi. Askerî zaferin korkunç bir göstergesi olarak kafataslarından piramitler oluşturuldu. Mirhvând'a göre belirsiz sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra, 1.047.000 erkek kesilip biçildi.¹² ​Bununla beraber, kırk usta ve sanatkârın koruma altına alındığını ve Moğolistan'a götürüldüğünü de söyler. Bu barbar istilâcılar, Herat'ta 1.600.000 insanı kılıçtan geçirerek yeni bir rekor kırdılar. ​Bu rakamlar, Matthew Paris'in deyişiyle "yaş, cins, durum ayırt etmeyen"¹³ istilâcıların vicdansız ve duygusuz vahşeti hakkında bir fikir verir. Cuveynî, Horasan'daki hayatın yok oluşuna, aşağıdaki sözlerle şöyle matem tutar: "Nüfusun binde biri kurtulamadı... Eğer bugünden itibaren kıyamet gününe kadar Horasan ve Acem Irakı'nda nüfusun çoğalmasını engelleyen hiçbir şey olmasa, yine de önce olduğu rakamın onda birine bile ulaşamaz." ​Önemli pek çok şehrin tahribiyle birlikte, paha biçilmez sanat ve edebiyat hazineleri de yok edildi. İbn Hallikân'ın (608/1211-681/1282) Merv'den ayrıldıktan sonra Musul'dan, Halep kralının veziri Kadı el-Ekrem Cemâlüddîn Ebu'l-Hasan Ali'ye yazdığı mektup, Moğol tufanını acıklı bir şekilde dile getirir. 617/1220'de yazılan bu mektupta, yazan kişi, ona; yakınlarını, evini, ülkesini unutturan Merv'in kütüphanelerine ve kendisine göre "tek kelimeyle, mübalağasız, cennetin bir kopyası" olan Horasan'daki ileri medeniyete son borcunu öder. Bu bölgedeki yazarların erdemlerini,
Kurtuluş Yılları
Üç yıl içinde yaşanan mucizeler saymakla bitmez. Ayağında postalı, sırtında mintanı olmayan, aç ve susuz, yüz elli bin kişilik bir ordunun, 15 gün içinde 500/600 kilometre yol yürüyüp, zaferi kazanmasına ne denir...?
5-6-7-8- Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. (102-Tekâsür) (30. Cüz-4. Hizb) Mealli Kur'an - 600
İşte bu Yakin ilmidir ilimlerin şahıdır.·Kitabı okuyor