• 10 oktyabr Rusiyanın atəşkəs təşəbbüsündən sonra Gəncə vuruldu, 10 mülkü şəxs öldü. 17 oktyabr Fransanın atəşkəs təşəbbüsündən sonra yenə Gəncə vuruldu, 14 nəfər həlak oldu. Bu gün isə ABŞ-ın atəşkəs təşəbbüsündən sonra
    Bərdə bombalandı, daha 4 nəfər( biri 8 yaşında qız uşağı)
    öldü.Bilinmir Minsk qrupudur, yoxsa ölüm???
    Bir çox insana bunlar sıradan görsənir. Niyə qorxursuz e nədən qorxursuz ölümdən??? kimi suallar verirlər.
    Ancaq o anı yaşamayan insan anlamaz nə hisslər keçirdiyimizi...
    İnsan ölümündən deyil, yanında kı insanlardan, uşaqlardan qorxur.
  • Rasulullah aleyhissalatü vesselam efendimiz, Fil yılında, Rebi'ülevvel ayının on ikisinde Pazartesi gecesi dünyaya gelmiştir. (İbn Sa'd,et-Tabakatul-Kübrâ, Beyrut, t.y. I, 100-101)

    Bu tarih, miladî takvime göre, 571 yılının Nisan ayının yirmisi olarak hesaplanmıştır. Yani, 20 Nisan 571.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, hicret esnasında 8 Rebîülevvel Pazartesi günü Kuba’ya varmış ve burada Kubâ Mescidi’ni inşa etmiş, 12 Rebîülevvel’de Medine’ye hareket ederek Rânûnâ vadisinde ilk cuma namazını kıldırdıktan sonra aynı gün Medine’ye ulaşmıştır. Yani 12. Rebiülevvel.

    Yine Peygamber Efendimizin ahirete irtihalinin de rebîülevvel ayında olduğu konusunda görüş birliği vardır. Meşhur olan rivayete göre Resûl-i Ekrem efendimiz 12 Rebîülevvel Pazartesi günü ahirete göçmüştür.

    Allahümme salli ala Muhammed ve ala ali Muhammed.
  • GEÇEN YIL TÜRKİYE GENELİ SINAVLARDA ÖĞRENCİLERİN VERDİĞİ İLGİNÇ CEVAPLAR.

    SORU: 1.Murat hangi savaşta ölmüştür?
    CEVAP: Katıldığı en son savaşta.

    İlkokul 4’te bir Din yazılısı.
    SORU: Kitabımızın adı nedir?
    CEVAP: Kitabımızın adı "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" kitabıdır.

    İlköğretim Fen Bilgisi
    SORU: Kurbağaların dolaşım sistemi nasıldır?
    CEVAP: Zıplaya zıplaya dolaşırlar.

    SORU: Tansiyon hangi durumlarda ölçülemez?
    CEVAP: Kolun olmadığı durumlarda

    SORU: Kuran’ı anlayıp yorumlayanlara ne denir?
    CEVAP: “Aferin” denir.

    SORU: Dişi üreme sistemini yazınız.
    CEVAP: "Dişi üreme sistemi"

    SORU: Bilgisayarın çalışma prensibini kısaca açıklayınız.
    CEVAP: Bilgisayarın çalışma prensibi kısaca açıklanamaz.

    SORU: İşletim sistemi olmayan bir bilgisayarla neler yapabiliriz?
    CEVAP: İşletim sistemi yükleyebiliriz.

    SORU: 40 gün nafile ibadetten bile daha sevap olan şey nedir?
    CEVAP: 41 gün nafile ibadet.

    SORU: Güneş sisteminde olan üç gezegenin ismini yazınız.
    CEVAP: Merkür, Venüs, Anüs(!?!)

    ÖDEV KONUSU: Küçük başlı hayvanları inceleyiniz.
    ÖDEV: İnceledim.

    SORU: Sokrates’in "devlet" üzerine düşünceleri nelerdir ?
    CEVAP: Sokrates: “bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir.” demiştir. Bu bağlamda mantık yürütürsek Sokrates devlet hakkında bir şey bilmediğini iddia etmektedir.

    SORU: Gece trafiğe yaya olarak çıkarken nasıl kıyafetler giymeliyiz?
    CEVAP: Çok şık ve güzel giyinmeliyiz. Karşımıza iyi biri çıkabilir. Romantik bir gece geçirebiliriz.

    SORU: Üzüm nasıl tüketilir?
    CEVAP: Yenerek.

    SORU: Miraçta gelen 3 emir nedir?
    CEVAP: Oku, oku, oku.

    SORU: 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’nın nedenlerini ve sonuçlarını yazınız.
    CEVAP: Bilinen nedenlerden dolayı istenilen sonuçlar elde edildi.

    SORU: (8 + 7)/(8 x 7)
    CEVAP: 8’ler birbirini götürür. 7'ler de birbirini götürür. Cevap sıfır

    SORU: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası nedir?
    CEVAP: Birinci anayasa

    SORU: İlk Türk denizcisi kimdir?
    CEVAP: Temel Reis

    SORU: Tekke ve zaviye nedir?
    CEVAP: Osmanlı döneminde erkeklerin giydiği kıyafetlerdir…

    SORU: Hz.Muhammed Mekke’den Medine’ye göç etmeden önce Mekke’de kalan Müslümanlara ne demiştir?
    CEVAP: Hadi Allah’a emanet olun.
  • Ben; ne yapacağını bilmeyen, kendi hayatına "hayatım" diyemeyen, çaresiz, cesaretsiz bir ucubeyim.
    Aile?
    İnsan ailesinden ölesiye nefret eder mi? Ben ediyorum!
    Hangi aile evladını bile bile bir eziyetin içine sokmak ister?
    Ben, 23 yıllık hayatımda, sayısız aile gördüm, tanıdım. Onlardan daha pisliklerini de gördüm. Ama bunlar gibisini görmedim.
    Ben her gün "neden" diye diye kafayı yiyorum!
    Ben her gün düşünmekten kendimi hasta etmeye çalışıyorum!
    Ben kendimi kurtarmak için çırpınıyorum.
    Nefretime nefret, öfkeme öfke ekliyorum.
    Ben her gün onların yüzünden ölüyorum. Diri diri gömülüyorum.
    Ağlıyorum, çünkü başka yapacak hiçbir şeyim yok!
    Hiçbir şey için cesaretim yok.
    Yerimden kıpırdayamıyorum.
    Bu psikolojik acı beni öldürüyor.

    8 aydır bir gözlükçüde çalışıyordum. Ve çalıştığım süre boyunca aldığım maaş 1500₺ idi. Son 2 ayda 1750₺ yapmıştı. Sigortamı 8 aydır yapmadı. Her sabah 6 da kalkıp hazırlanıyor, 7 buçuk otobüsüyle de işe gidiyordum. Sabah 8.20 akşam 7, haftanın 6 günü çalışıyordum. Neyse arabamız bozuldu ve artık işe gidemez oldum. İşten çıkmak zorunda kaldım. Ki devam etsem de boşa çalışacaktım zaten. Sırf işten çıktım diye demek ki kendilerince bir kızgınlık beslediler bana. Geçen bir gün, baba bana "Şoka bay bayan eleman alacaklarmış" dedi. Bende "Ben market işine girmem" dedim. Daha dün ulan sınava gireceğim bana tutmuş "İlçeye gidince bi şoka uğrayıp konuşalım" dedi. Bende kızıp konuyu kapattım. Ben bundan 1 sene önce, 101 e girdim, amcaoğlum aracılığıyla. Sırf onların yüzünden kendim istediğim için değil. Çünkü çalışmaya mecburdum. Bana baskı yapıyorlardı. Sadece 3 ay çalıştım ama o 3 ay 3 asır gibi geçti. Kış ayında o kadar soğuk oluyordu ki içerisi, 2 tane kazak giyiyordum onların verdiği kazağın dışında yine de donuyordum. Her işe sanki başka çalışan yokmuş gibi beni koşturuyorlardı. Allah'ın belası bir mağaza sorumlusu yardımcısı vardı. 3 ayı bana zehir etti. Bana sürekli "burda ben ağır kaldıramam falan yok. Kaldıracaksın." Diyordu. 5 kiloluk yağ kolilerini, deterjan kolilerini kaldırttırıyorlardı. Çıkış saatim geldiği halde çıkamıyordum. Sıcak satış ürünlerini zorla sattırmaya çalışıyorlardı. Ve müşteri almazsa sorumlusu biz oluyorduk. Kaç kere tuvalete gidip sinir krizi geçirip ağladığımı bilirim. Eve gelip olanı biteni anlatıyordum bana inanmıyorlardı besbelli. Gecem gündüzüm belirsizdi. O zamanlar çok zayıftım ve orada çalıştığım o 3 ayda bir deri bir kemik kalmıştım. Ondan sonra da millet bana çok zayıfsın diyordu. Kendimi kesmeyi mi düşünmedim orda çalışırken. Herkesi kurşuna dizmeyi mi...
    Derken 3 ay işkur süresi doldu çıktım. Ona bile bana suç buldular. Evde kaldım yine. Küçük bir şehirde yaşıyorum ve iş imkanı 0. Bunu onlar da bal gibi bildikleri halde, anne dediğim o insan bir gün bana gelip "akşama kadar evde yatıyorsun. Hiçbir şey yapmıyorsun" dedi. Sinir krizi geçirdim, her şeyi dağıttım, duvarları koltuk başlarını yumrukladım ve odama geçip 10 tane ilacı içtim. Eğer sevgilim olmasaydı şu an hayatta bile değildim. Sonrası hastane. Midemi yıkadılar 3 gün yoğun bakımda kaldım her yerim delik deşik oldu. Onlarda bir gram üzülmedi bu halime.
    Ve şimdi yine aynı senaryo oynuyor. Bu defa cesaretim yok intihar etmeye. Ama bir gün yapacağım kurtaracağım kendimi de onları da bu eziyetten...
    Ben bunları ağlayarak yazdım. Tek dileğim yaşadığım acılar, onların yanına kalmasın...

    Şimdi soruyorum;
    GERÇEKTEN BEN Mİ SUÇLUYUM???

    A.U
  • Geçen gün bir bayan tedaviye geldi.
    Bayandan çok yanındaki 10 yaşındaki kızı Zeynep ilgimi çekti. Çocuğun sol kolu karnına yapışık gibi duruyor hiç kıpırdatmıyordu.
    Bayanın tedavisi bitince çocuğun kolunu sordum. Bir sabah birden olmuş ve 1 yıldır öyleymiş, götürmediğimiz doktor kalmadı ama düzelmedi dedi.
    Çocuğun gözlerine baktım, öyle derin öyle ürkek bakıyordu ki, birden annesine; alışılmışın dışında birşey isticem sizden, kızınızı bana bırakın akşam 19.00 da evinize getiririm dedim. Kadın şaşırdı ama kabul etti.
    Randevularımı iptal ettim, Zeybep ile arabaya bindik 30 km mesafedeki sahil kenarına gittik.
    Giderken, ağzımıza 8 tane sakız aldık. Ağzìmıza sığmıyordu nerdeyse ama amaç en büyük balonu şişiren Zeynep olursa bütün arabaları sollucam, ben şişirirsem yanından geçtiğimiz bütün arabalara nanik yapıcaz buzlar kırılmalıydı..
    Sürat yapmamak için ben kazandım.Zeynep ile sahile geldik ve yüksekçe bir kum tepesine çıktık.
    Zeybep'e; Ben buraya çok gelirim ve kızgın olduğum kim varsa en yüksek sesle bağıra bağıra konuşurum rahatlarım dedim.
    Şimdi birlikte yapalım ve rahatladıktan sonra mayonezli patates kızartması alıp yiyelim dedim. (Burda çok meşhurdur külahta patates kızartması).
    Bak önce ben rahatlıycam diyip başladım çok sevdiğim Havva'ma bağırmaya. Zavallı Havvamı yukardan aşağı boyadım
    Of çok rahatladım, sıra sende dedim.Zeynep ayağa kalktı, sustu ve sonra birden bağırmaya başladı; Babaaaa, sana anneme vurma demiyor muyum, annemin canı çok acıyor öpsemde geçmiyooor. Büyüyünce bende seni dövecem babaaa diyerek 10 dk boyunca hem ağladı hem bağırdı
    Yanıma oturdu.. Rahatladın mı? Evet dedi.
    Hadi patateslerimizi alalım diyip yürüdük kızartmacıya.
    Külahı Zeynep'in açmadığı sol koluna farkında değilmişim gibi uzatırken bir yandan da cüzdanımdan bozuk para almaya çalışıyormuş gibi yaptım.
    Zeynep sol kolunu uzattı aldı külahı..
    Içim coştu ağlamamak için tuttum kendimi, farkında değilmişim gibi hiç üzerinde durmadım ve başka şeylerden konuşa konuşa patatesimizi yiyerek arabaya gittik.
    Eve geldiğimizde annesi bizi pencerede bekliyordu, görünce kapıya geldi. Arabadan indik ve Zeynep'e eğildim; canın ne zaman isterse rahatlamaya gidelim olur mu diyip telefon numaramı verdim.
    Zeynep'e sarıldım, o da iki koluyla boynuma sarıldı.. Sonra dönüp annesine sarıldı. Annesi sevinçten kalakaldı. Eliyle, nasıl oldu diye işaret etti.
    Kızınız ayrıntısını anlatır dedim ve ordan ayrıldım..
    Sabah Zeynepten mesaj geldi "günaydın kanka"
    Günaydın kankişim Zeynepim 🤍🌞🤍 (ALINTI)
  • “İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak.” (Tirmizi, İman 3)

    “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir.” (Buhari, Savm, 2)

    “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Müslim, Sıyam 2)

    “Oruçlu bir kimse yalanı ve yalanla iş yapmayı terk etmezse, onun yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın hiçbir ihtiyacı yoktur.” (Buhari, Savm, 8)

    “Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz!” (et-Terğib ve'Terhib, 2/83)

    “Sahura kalkmak berekettir. Bir yudum su içseniz bile onu terk etmeyiniz. Çünkü Allah sahura kalkanlara rahmet eder.” (Müsned, 3/44)

    “Oruç tutun. Şüphesiz oruç cehennem ateşine ve dünyanın kötülük ve musibetlerine karşı kalkandır." (Camiü's-Sağir, 4/212)

    “Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”(Tirmizi, Cihad 3)

    “Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.” (Buhari, Savm 29)

    “Kadir Gecesini, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir." (Müslim, Müsafirin 174; Ebu Davud, Salat 318; Tirmizi, Savm 83)

    “Resulullah (asm)'a, Kadir Gecesi (Ramazan'ın neresinde?) diye sorulmuştu. O da Ramazanın tamamında, diye cevap verdi.” (Ebu Davud, Salat, 324)

    “Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildiğim zaman bana salat okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!” (Tirmizi, Daavat 110)

    “Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın; çünkü ona Allah yedirip içirmiştir." (Müslim, Sıyam 171)

    “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz." (Tirmizi, Savm 82)

    “Oruç sabrın yarısıdır.” (İbn Mace, Sıyam 44)

    “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yıl orucu tutmuş olur.” (Tirmizi, Savm 53; Ebu Davud, Savm 58)

    “Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir Ramazan diğer Ramazana hep kefarettirler. Büyük günah işlenmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.” (Müslim, Taharet 14; Tirmizi, Salat 160)

    “Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa 'Ben oruçluyum!..' desin (ve ona bulaşmasın).” (Müslim, Sıyam 164)

    “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez." (Tirmizi, Savm 5)

    “Zahmetsiz ganimet, kışta tutulan oruçtur.” (Tirmizi, Savm 74)

    “Kişinin fitnesi ehlinde, malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, iyiliği emretmek ve günahlardan sakındırmak bu fitneye kefaret olur!” (Müslim, Fiten 17; Tirmizi, Fiten 71)