Niçin sana daha yakın kişilere daha çok kızarsın? Nedeni şudur: Sen kendine karşı öfkelisin. Bir kişi sana ne kadar yakınsa o, seninle o kadar özdeşleşmiştir. Sen kendine kızgınsın. Bu yüzden kim senin yakınındaysa, öfkeni onun üzerine atabilirsin. O senin bir parçan olmuştur.
İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır.
Demek istediğim; biriyle tam bir ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız. Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan, kimsenin kendisini seyretmesine ihtiyaç duymadan başka birine sevgisini verebilir. Yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir. Bu yüzden insan evliliğini bitiremiyorsa o evlilik zaten bitmiş demektir. (Nietzsche)
Liste Babil.com'da Türkçe olarak yayınlanmıştı. Lakin artık Türkçesini bulamıyoruz ne hikmetse. Küçük-büyük harf sıkıntısını düzeltmek isterdim lakin uğraşamayacağım, bu listeyi bulurken de çok uğraştım. İngilizcesi hizmetinizde arkadaşlar, buyurunuz. :)
never let me go – kazuo ishiguro Beni Asla Bırakma
saturday – ian mcewan Cumartesi
on beauty – zadie smith Güzelliğe Dair
slow man – j.m. coetzee Yavaş Adam
adjunct: an undigest – peter manson
the sea – john banville Deniz
the red queen – margaret drabble
the plot against america – philip roth Amerika'ya Tuzak
the master – colm tóibín Üstad
vanishing point – david markson
the lambs of london – peter ackroyd Londra Yanıyor
dining on stones – iain sinclair
cloud atlas – david mitchell Bulut Atlası
drop city – t. coraghessan boyle
the colour – rose tremain Renk
thursbitch – alan garner
the light of day – graham swift Günyüzü
what i loved – siri hustvedt Sevdiklerim
the curious incident of the dog in the night-time – mark haddon
islands – dan sleigh
elizabeth costello – j.m. coetzee
london orbital – iain sinclair
family matters – rohinton mistry
fingersmith – sarah waters Ustaparmak
the double – josé saramago
everything is illuminated – jonathan safran foer Her Şey Aydınlandı
unless – carol shields
*“İdeal devlet nasıl olmalıdır?” Sorusuyla “ütopya” ve “distopya” kavramlarının çıkmasına vesile olur. Aslında her ütopya ve distopya Platon’nun “Devlet”ine bir cevap niteliğindedir.
*İdeal devlet yapısının ( Platon‘a göre devlet yapısı insan gibi canlı bir organizmadır. Devlet insanın büyütülmüş halidir.) dolayısıyla insanı da irdeleyen zamansız bir eser. (Bence her yaş döneminde tekrardan bir göz gezdirilmeli)
*Platon Sokratik diyaloglarda tümevarım yöntemini kullanarak kavramlara onun deyimiyle “ideaları“ sistematik hale getirmiştir. Örneğin; “Doğruluk“ kavramı üzerinden önce kabataslak tanımı yapılmış bu tanımı pekiştirmek için zıt kavramı olan “Eğrilikten“ faydalanılmış daha sonra bu kavramın insanlardaki ve toplum üzerindeki etkisi irdelenmiş ve buradan Devletin doğruluk mekanizması üzerinden Adalet ölçütleri incelenmiş. Yani genel kavramlardan bir alt kümesi olan diğer kavrama geçiş yapılarak İdeal düzen irdelenmiş. Aslında Platon‘nun bu yöntemi matematikteki kümeler kuramına göz kırpıyor. Ki Platon’u zamansız kılan yönü bu bence; düşüncelerini iyi bir şekilde sistematize etmek
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma