Musa Akan

Musa Akan
@Musa95
“1973’te Stanford’lu psikolog David Rosenhan psikotikmiş gibi davranan üniversite öğrencilerinin psikiyatri tesislerine nasıl giriş yaptığını anlatan “Deli Yerlerde Aklı Başında Olmak Üstüne” adlı kitabını yayınladı. Bu yalancı hastalar, hastaneye yatırıldıktan sonra delilik taklidini bıraktıkları halde normal davranışları hastane çalışanları tarafından psikoz belirtileri olarak algılanmıştı. İlginç olan, asıl yatılı hastaların bunu gayet iyi bilmesiydi.”
Bilim
Felsefe Okumaları
1. Schopenhauer - Say yayınları dizisi 2. Schopenhauer - İsteme ve Tasarım olarak dünya 3. Schopenhauer - Aşkın metafiziği 4. Rudiger Safranski - Felsefenin yaban yılları( Schopenhauer biyografisi) 5. Nietzsche - Böyle buyurdu zerdüşt 6, Nietzsche - Putların Alacakaranlığında 7. Nietzsche - İyinin ve kötünün ötesinde 8. Nietzsche - Ecce homo 9. Nietzsche - Trajedyanın doğuşu 10. Soren Kierkegaard - Korku ve Titreme 11. Soren Kierkegaard - kahkara benden yana 12. Soren Kierkegaard - Ölümcül hastalık umutsuzluk 12. Dostoyevski - Karamazov Kardeşler 13. Dostoyevski - Ecinniler 14. Dostoyevski - Yeraltından notlar 15. Albert Camus - Mutlu ölüm 16. Albert Camus - Yabancı 17. Albert Camus - Defterler 18. Jean Paul Sartre - Bulantı 19. Jean Paul Sartre - Yaşanmayan zaman 20. Jean Paul Sartre - Sözcükler 21. Jean Paul Sartre - Varlık ve hiçlik 22. Irvin Yalom - Nietzsche Ağladığında 23. Irvin Yalom - Bugünü Yaşama arzusu 24. Platon - Sokrates’in savunması 25. Platon - Devlet 26. Aristoteles - Poetika 27. Cicero - Yaşlılık üzerine 28. Cicero - Ölüm üzerine 29. Seneca - Teselliler
Felsefe
Puan vermedi·124 syf.··
2021 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 21:49
godot'u beklemek... sebepsizce, bütün varlığın onun gelişine bağlıymış gibi beklemek. godot'un kim olduğu ve niye beklendiği bilinmiyor. bununla birlikte godot'un ne zaman geleceği bilinmediği gibi gelmiş ve gitmiş de olabilir. vlademir ve estragon da godot'yu bekliyor, zaman onu beklerken geçiyor. godot'yu beklemek bu denli anlamsız ve saçmayken... estergon ve viladimir, bekliyor. beklerken kendilerini ağaca asmayı, birbirlerinden ayrılmayı, beklemekten vazgeçmeyi düşündükleri oluyor. her defasında birbirlerini ikna edip beklemeye devam ediyorlar. belki içimizde boğuşan o iki farklı sesi temsil ediyorlar o an. bizi var eden ve hiçbir zaman anlaşamayan o iki sesi. sonra yanlarına iki kişi daha geliyor kısa süreliğine. efendi-köle. hegel'i bu eserde nasıl buldum derseniz işte pozzo ve lucy ve işte hegel'in o meşhur(bana göre) sözü: "efendi de, efendi olduğu için kölesi tarafından bir kimlik inşasına maruz kalır; dolayısıyla tam manada özgür değildir." köle bir gün dünyayı kendisinin döndürdüğünü fark ederse her şey değişecek ama şimdilik dilsiz, söz hakkı yok. şöyle bir bakınca dördü de çok tanıdık aslında. gogo ve didi iyice düşündüğümüzde bizden başka kim olabilir ki? tek yaptığımız oturup beklemek. neyi beklediğimizi de tam bilmiyoruz ama bekliyoruz. birisi gelip bizi kurtaracak. verilen sözlere hemen inanıyoruz. düşünüp araştırıp öyle hareket etmeyi bilmiyoruz. yani estragon ve vladimir​ bize hiç uzak karakterler değiller. varlık sancısı çeken, varolmayanları temsil eden hepimizin bir gerçeği aslında. yani godot'yu beklerken bir de bu gözle okunmalı bence.
Edebiyat
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma