Sadece ocak ayında 36 kadın katledildi. 76 insan, 76 ocağa ateş düştü. İnsanlar ihmal ve sorumsuzluk yüzünden canlı canlı yanmaya, dünyada cehennemi yaşamaya terk edildi.
12 yaşında bir kız çocuğu doğum yaptı. Ne zamandır istismara uğradığı belli değil, ne acılar yaşadığını bilmediğimiz, kestiremediğimiz nice kadınımız, çocuğumuz, hayvanımız olduğu gibi. Öğrendiklerimiz her seferinde inanmak istemediğimiz kadar kötü çünkü her biri engellenebilir ama engellenmek istenmemiş olaylar. 2025 Ocak ayında bir baba, çocuğunu iki kez öldürmeye çalıştı ve ikincisinde devlet sayesinde başardı. İkbal ve Ayşenur’un dosyası kapatıldı. Eminim ki bir sürü suçlu, katil serbest bırakıldı. Bu davalara bakan hâkimler, savcılar, avukatlar kim bilmiyorum. Bu insanları bu görevlere atayan, bu hukuk sistemine izin veren ve kılını kıpırdatmayan devlet kim? Hukuk fakültelerinde öğretilen adalet kavramının, bu insanların lügatindeki anlamı ne? Bizler bu insanlara mahkûm olmuşken, ne zamana kadar ayakta kalacağız?
Eğer bir Tanrı yoksa, eğer bir cehennem kavramı yoksa, bu şeytanlara ne olacak? Adaletsiz ve insafsızlık içinde nefes alsalar bile ruhları öldürülen ya da zaten canice katledilen insanlarımıza ne olacak? Bu dünyada, bu ülkede ne zamana kadar adaletsizlik sürecek ve adliyelerde "Adalet mülkün temelidir" yazmaya devam edecek?
Merak ediyorum, bugün ülkede nice suçun üstü örtülürken, yolsuzluk iddiaları sessizlikle geçiştirilirken, kamu düzenini tehdit eden onca suçlu serbestçe dolaşırken, bir grup teğmenin "Mustafa Kemal’in askerleriyiz" demesi devleti bu kadar rahatsız etti ve neden kadar büyük bir tehdit olarak görüldü? Bunu kim açıklayacak?
Merak ediyorum, yukarıda saydığım nice suçun suçlusu cezasız kalırken, nice dosyalar kapatılırken ve nice suçlu serbest bırakılırken devlet neden