Hadi başlayalım
Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar:
- İnsan nedir ?
“Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe” demiş…
-Bir damla kan ve bin bir endişe...
Bütün kadim öğretiler aynı emirle başlar. “Kendini Bil” Nosce Te Ipsum’u koca koca harflerle tapınağın kapısına yazılması boşuna olmasa gerek. “İlim ilim bilmektir,!ilim kendini bilmektir” diyen bizim Yunus’un bize vermek istediği bir mesaj olmalı..
İnsan, yani eşref-i mahlukat… yani yaratılanların en şereflisi. Bir alem ki kendi içinde alem.
Her şey bir sözle başladı…Ol dedi ve oldu. Tabiatta her şey amacına uygun hareket ederken amacını bulma tasarrufu insana verildi. Hem de öyle ön hazırlık olmadan “çıkarın kağıtları yazılı yapacağım” diyen bir hoca misali. Bir “ol” la başladı yolculuğu insanın. Öyle belli ki burada misafir olduğu; doğduğu anda bakımı sağlanmazsa mutlak ölecek tek canlı. İki ayak üzerinde durması bir, sene anlamlı cümle kurması bile iki sene alıyor….
Onu hayatta tutan ise “bilinç”. Peki neden oluşuyor bu bilinç. Deneylerden deneyimlerden, yaşanmış tecrübe edilmişliklerden…
Daha çocuk yaşta başlıyor kodlamalara; bu iyi bu kötü, bu tatlı bu acı diye diye kendine bir “ben” inşa ediyor. Kim bu ben ya da ben olduğumu düşündüğüm şey…? Benim geçmişim yaşadıklarım travmalarım acılarım hüzünlerim mutluluklarım sevinçlerim ve ille de alışkanlıklarım… bir bakıma başıma gelen her olayın benim açımdan yorumu. Olay anda oldu bitti, yorumunu attık hafızaya beyin bedava değil mi nede olsa….sonrası mı? Sonrası varsın hayat gelsin bildiği gibi nasıl olsa yorumlarımdan oluşan bir “benim” var artık..
Buraya kadar her şey güzelde mevzu kendimi bilmekten çıktı. Hep aynı olaylar geldi başıma. 7 sinde neysem 70 şinde de o oldum. Hep terkedildim. Hep aldatıldım. Hep hakkım yendi. O hoca bana taktı. Zaten kadınlar