Şule Saraçoğlu

Aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. Ben bundan çok emin değilim. Esas nadir bulunan, aşktan daha da çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. Böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre âşık oluyorlar. Onlar aşka âşık. Kendi âşık hallerine. Ama anlaşılmak. Yalnızca o da değil, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. Mühim olan bu.
Bir insan, özellikle benim gibi bir insan ne zaman yazmaya başlar? Daha doğrusu, ne zaman onun için yaşadıkları, hissettikleri, düşündükleri artık ifade etmekten kaçamayacağı bir yoğunluğa ulaşır? Bilmiyorum, insan kendisi için böyle bir durumda olduğunu söyleyebilir mi? Bilmiyorum. Büyük bir acı, belki bir aşk belki de çok başka bir sarsıntı sonucu insan kendini önemli bir kararın öncesinde; belirsiz de olsa, yaklaşan bir değişimin huzursuzluğu içinde bulabilir. Korkulu bir bekleyiştir bu: insan bu bilinmeyen sarsıntının yaklaştığını bir süre ne yapacağını bilemez. Sonra bütün gücüyle, belki de daha önce hiç hayalinden geçirmediği girişimlere atılır -daha doğrusu kendini daha önce düşünmeye bile cesaret edemeyeceği bir eylemin içinde bulur.

Şule Saraçoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·250 syf.·
8 günde okudu
·
2025 35. kitabı
Volkan Sönmez
7.2/10 · 569 okunma

Şule Saraçoğlu

, bir kitap okudu
10/10
·216 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2025 34. kitabı
Hakan Günday
8.3/10 · 11,3bin okunma
Hiçbir şey geçmeyecek baba. Kimse kurtulamayacak çünkü tanrının tanrısı yoktur. Biz ona inanıyoruz ama o hiçbir şeye inanmıyor. Belki de tek gerçek tanrısız tanrının kendisi. Tanrısızlık tanrıya mahsus! Bu yüzden kurallarda asalet ve adalet arama! Çünkü Tanrı ne asil ne de adil olmak zorunda!