İşlenen günahın İlk kızarıklığı geçtikten sonra ardından kayıtsızlık gelir; günah, ahlak tanımazlıktan çıkıp ahlâk dışılığa dönüşür ve kendi oluşturduğumuz hayatta pek de gereksiz görülmeye başlar.
Bu noktada itiraf etmek istiyorum ki, okuma yazma bilmeyen hemşehrilerimle, okuma yazma öğrenip çocuk kitapları veya geri zekalılar için yazılmış kitapları okuyanlar arasında bir ayrım gözetmiyorum.
Öte yandan çalışmanın(emeğin) insanı doğrudan doğruya yaşamsal etkinliği ile özdeşleşen hayvandan ayırt ettiğini de unutmamak gerekir:" O [hayvan] bu etkinliktir.. İnsan yaşamsal etkinliğinin kendisini, bilincinin istencinin konusu yapar."
Kısacası "iş" sözcüğü bugünkü toplumda (burjuva toplumda), insan bilincini toptan çarpışmanın kusursuz bir örneğidir.Yani herşeyin metalaştırıldığı bu toplum, insanın varlığını gerçekleştirmesinin, hissetmesinin en temel yollarından biri olan üretme etkinliğini "iş" biçimi içine kapatmıştır; iş artık proletarya için tek yaşama olanağı hâline geldiği için, herşeyin etrafın döndüğü dünya çapında yaygın ve önemli bir faaliyete dönüşmüştür. Bugün insanın - maalesef - asıl etkinliğine dönüştüğünden, burjuvazi de insanın özünün iş olduğu masalını okur herkese.
Tarlaların sürülmesini kutladığımız zaman,Akropolün eteklerinde,topraktaki ilk saban izine eğilen rahip şöyle dua ederdi: "Sakın geri çevirme ateş ve su isteyeni.
Sakın yanıltayım deme,senden yolunu soranı.
Sakın mezarsız koma,can verip ölmüş kişiyi.
Ve kesmeye kalkma sabana koştuğun boğayı."