Okuduğumu kitap olarak görmüyorum
Sizin 1000k isimde onun için etkiledi
Kitaplar yazarın bütün dağarcığına ortak olup dostluk ve iletişim kurmak demek
Onun için yaşım işim ve cinsiyetim kitap
Modern insan mutluluğu arıyor. Bu arayışın göstergelerinden birisi de kitapçı raflarında çoğalan kişisel gelişim kitapları. Bunlara ilave olarak dolaşıma giren alternatif terapiler, bitkisel ürünler, bazı sahte mânevî sistemler de cabası. Bu çözümlerin pek çoğu, denenmemiş ve asla denenemeyecek yöntemlerden oluşuyor. Bunların bir kısmı zararsız, plasebo etkisiyle yarar sağlayabilen yöntemler olduğu gibi, istismar ve şarlatanlığın -tabiri caizse- dibini bulan yöntemler de var. Bu kitap ve yöntemler insanlarda gerçekçi olmayan beklentiler uyandırıyor. Bu kitapların pek çoğu süper kadın veya erkekler olabileceğimizi, hiç sorunsuz, tam anlamıyla mutlu, sınırsız servet ve enerji içinde bir hayatımızın olabileceğini telkin ediyor. Bu kitapların arka yüzlerini okumak bile bize kendimizi yetersiz hissettirebilir.
Günümüzün önemli sorularından birisi şu: Onca maddi ilerlemeye rağmen, insanlar neden önceki nesillere göre daha mutsuz?
Özgürlük var, ama bağlılık yok. Haklar var, ama diğerkâmlık yok. Refah var, ama amaç yok.
Bolluk çağında ruh açlıktan kıvranıyor. Maddeci yönelim insanı ıssızlaştırıyor. Ruh çoraklaşıyor. Maddeci değerler derinlerimizde saklı duran emniyetsizlik hissini uyandırıyor ve bizi ancak çok sahip olmakla mutlu olabileceğimiz yanılsamasına götürüyor. Bunun için de zaman satıp para almamız gerek. O kadar çalışıyoruz ki, sevdiklerimize ayıracak zamanımız kalmıyor. Anne babalık ve arkadaşlık gibi paraya tahvil edilemeyen her şey değer kaybediyor. Koşuşturma ve zaman yok-luğu içinde kişisel özgürlüğümüz sınırlanıyor. Servet, ün ve imaj uğruna halislik, sahicilik ve özerklik feda ediliyor.
Cildinde alerji olan bir hasta düşünün. Doktor ona hem cildine sürmesi için merhem veriyor hem de hastalığın etken maddesini gidermek için şurup veriyor. Hasta sadece cildine merhem sürüyor ama şurubu içmiyor. Cildindeki alerji belirtilerini gideriyor ama hastalığın asıl etken maddesinden kurtulamıyor. Oysa cildine yansıyan belirtilerin kaynağı içerdeki etken madde olduğundan cildindeki alerjiden başı bir türlü kurtulamıyor. Kötülükler de böyledir; eğer kökleri kalpteyse onların belirtileri insanın dışa yansıyan davranış ve tutumlarında kendini açığa vurur. Bundan kurtulmak ancak kalbinde kökleşmiş duygusal ve ve dürtüsel zaafları terbiye ederek mümkündür.