Pınar

Aşık olduğunu belli etmemek deyince de o ahah
"Bilmem siz beni hatırlıyor musunuz?" "Sizi hatırlıyor muyum? Adınız Kallisto Tsanaris. Sağda, ikinci pencerenin önündeydi masanız. İlk geldiğiniz gün kantaron mavisi düz bir elbise giymiştiniz, boynunuzda mavi beyaz, çizgili bir fular vardı..."
Sayfa 63·Kitabı okudu
Pınar
Keyifli okumalar dilerim ♥️ bende kitap yazmayı bitirince okumaya full geçecem inşallah...
Bir Efsanenin Fısıltıyla Anlatılan Hikayesi
7/10
·736 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı hikâyeler kılıç sesleriyle başlar, bazıları ise bir hanın loş köşesinde, sönmeye yüz tutmuş bir ateşin başında fısıldanır. Rüzgârın Adı, ikincisini seçer. Kote isimli, sessiz ve sıradan görünen bir hancı, Yoltaşı Hanı’nı işletmektedir. Günleri tekrarla, geceleri suskunlukla geçer. Ta ki bir gün hanına gelen bir Tarihçi, bu silik adamın aslında efsanelerde adı şarkılara karışmış Kvothe olduğunu anlayana dek. Israrlar, şüpheler ve tereddütler arasında Kvothe sonunda konuşmayı kabul eder. Üç gün boyunca, kendi hikâyesini anlatacak; Tarihçi ise bu efsaneyi kâğıda dökecektir. Böylece okur, bir kahramanın değil, bir zamanlar kahraman olmuş bir adamın hatıralarına davet edilir. Ve hikâye başlar. Rüzgârın Adı’nın en büyük kusuru, vaat ettiği fırtınayı sürekli ertelemesidir. Kitap, tehlikeyi ima eder ama çoğu zaman onu yaşatmaz. Gerilim vardır; fakat bu gerilim keskin bir bıçak gibi değil, uzun süre elde tutulan bir gölge gibidir. Aksiyon seven okur için bu gölge, bir noktadan sonra sabır sınavına dönüşür. Kvothe’un hikâyesi ise fazlasıyla kontrollüdür. Zekâsı, yetenekleri ve başarıları o kadar özenle parlatılır ki, onun gerçekten düşebileceğine inanmak zorlaşır. Yaşadığı acılar vardır elbette; fakat bu acılar çoğu zaman çamura batmaz, kanatmaz, rahatsız etmez. Yoksulluk şiirseldir, travma estetiktir, kayıp bile güzeldir. Bu da hikâyenin karanlığını yumuşatır, dişlerini köreltir. Bir diğer önemli eksik, romanın kendi içinde tamamlanmış hissettirmemesidir. Rüzgârın Adı, güçlü bir doruk noktası sunmaktan çok, uzun bir hazırlık metni gibidir. Okur yüzlerce sayfa boyunca bir şeye yaklaşır; fakat o şey bu kitapta tam anlamıyla gerçekleşmez. Bu da hikâyeyi, etkileyici ama eksik bir girişe dönüştürür. Ve nihayet, dil… Rothfuss’un dili büyülüdür; fakat zaman zaman
Rüzgarın AdıPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20194,604 okunma
Pınar
İncelemen çok güzel olmuş ♥️
“Peki yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını biliyor olabilir misin?“ “Zaten işin gizemi de burada yatıyor, öyle değil mi? Onları hikayelerde duyduğun diğer öcülerden daha korkutucu yapan işte bu yönleri. Hayaletler intikam peşindedir, iblislerse ruhunun. Öcüler aç ve soğukturlar. Bu da onları ürkütücü olmaktan çıkarır. Anlayabildiğimiz şeyleri kontrol etmeye çalışırız. Ama Chandrialılar bulutsuz bir gökyüzünden düşen bir yıldırım gibidirler. Sadece yıkıma yol açarlar. Yaptıklarının kafiyesi veya amacı yoktur.”
Sayfa 100·Kitabı okudu
Pınar
Bu kitap çok başka 🥺
C*nselleştirilen Erkek Karakterler
Bundan aylar önce iki farklı ama aynı yazara ait olan seriye ve onların karakterlerine dair genişçe yorumlar yapmıştım ve neden sevmediğimi filan uzun uzun anlatmıştım. Bu iletide de biraz erkek karakterlerden bahsetmek istiyorum çünkü bazen rahatsız oluyorum. Amerikan edebiyatı - çoğunlukla diyeyim ben - hızlı tüketime dayalı olduğu için genelde daha fazla olay, mekan, monolog olur; iç çatışma, tasvir pek de yer verilmez çünkü okurlar kitapları sığınak ve kaçış noktası olarak görür. Gerçek hayatta yaşanmayacak şeyleri kitapların satırlarında bulduğumuzda bundan mutluluk vs duyarız. Ben de duyarım, ben de sığınak olarak görürüm. Bunda problem yok. Problem her şeyin aşırıya kaçması artık. Yani bir erkek karaktere bakıyorum tek vasfı kadın karakterin etrafında pervane olması, hırlaması, aşırı sahiplenmesi... Ne fikri ne zikri var bu adamların. Yok 1000 yaşında bakir, bakir olmasa bile Gönülçelen ama yine de eşini bekleyen ultra mega kaslı efendimiz... Ya da kadın karakterin her dediğini kutsal sayan ve ona karşı çıkmayı cehennemlil sayan fae'lerimiz... Hani ben de kitapta hanımcı erkek, sadık erkek severim. Cüretkar, Zeki, özgüvenli vs. Ama bazıları artık çok aşırı'ya kaçıyor. Demek istediğim şey benim fantastikte ve romantasy de süreli çin seddi penisli erkeklerin veya dark romance adı altında yazılan şeylerin abartılmasının saçma buluyor olmam. Evet, o türü bile isteye okuyorum. Yani tüm dark romance kitaplarını reddettiğim yok. Ya da "smut çok saçma, asla olmasın" demiyorum tabii ki de. Ama okuyorsam da bu her haline de katlanacağım anlamına gelmiyor. On yıl önceki badboy erkekler şimdikilerin yanında "pazar çıkışı kilise beyefendisi" kalır. Karakter derinliği, duygu serzenişi vs yok. Derdimiz yatak, yatak, yatak. Ya da erkeğin kuduz olmuş gibi hırlaması. Umarım
Edebiyat
Sümeyye first of her name mother of cats isimli okura yanıt verildi
Pınar
Evet kadın karakterler de böyle. Yazarken aklıma geldi ama gönderi çok uzun olsun istemedim...
C*nselleştirilen Erkek Karakterler
Bundan aylar önce iki farklı ama aynı yazara ait olan seriye ve onların karakterlerine dair genişçe yorumlar yapmıştım ve neden sevmediğimi filan uzun uzun anlatmıştım. Bu iletide de biraz erkek karakterlerden bahsetmek istiyorum çünkü bazen rahatsız oluyorum. Amerikan edebiyatı - çoğunlukla diyeyim ben - hızlı tüketime dayalı olduğu için genelde daha fazla olay, mekan, monolog olur; iç çatışma, tasvir pek de yer verilmez çünkü okurlar kitapları sığınak ve kaçış noktası olarak görür. Gerçek hayatta yaşanmayacak şeyleri kitapların satırlarında bulduğumuzda bundan mutluluk vs duyarız. Ben de duyarım, ben de sığınak olarak görürüm. Bunda problem yok. Problem her şeyin aşırıya kaçması artık. Yani bir erkek karaktere bakıyorum tek vasfı kadın karakterin etrafında pervane olması, hırlaması, aşırı sahiplenmesi... Ne fikri ne zikri var bu adamların. Yok 1000 yaşında bakir, bakir olmasa bile Gönülçelen ama yine de eşini bekleyen ultra mega kaslı efendimiz... Ya da kadın karakterin her dediğini kutsal sayan ve ona karşı çıkmayı cehennemlil sayan fae'lerimiz... Hani ben de kitapta hanımcı erkek, sadık erkek severim. Cüretkar, Zeki, özgüvenli vs. Ama bazıları artık çok aşırı'ya kaçıyor. Demek istediğim şey benim fantastikte ve romantasy de süreli çin seddi penisli erkeklerin veya dark romance adı altında yazılan şeylerin abartılmasının saçma buluyor olmam. Evet, o türü bile isteye okuyorum. Yani tüm dark romance kitaplarını reddettiğim yok. Ya da "smut çok saçma, asla olmasın" demiyorum tabii ki de. Ama okuyorsam da bu her haline de katlanacağım anlamına gelmiyor. On yıl önceki badboy erkekler şimdikilerin yanında "pazar çıkışı kilise beyefendisi" kalır. Karakter derinliği, duygu serzenişi vs yok. Derdimiz yatak, yatak, yatak. Ya da erkeğin kuduz olmuş gibi hırlaması. Umarım
Edebiyat
Sȳzaerys• isimli okura yanıt verildi
Pınar
Haklısın... Ben de gerçekçiliğe bakarım ve bu durum Wattpad'de de var... O yüzden okumak istesem bile kafa dağıtmak için, öylesine okuyorum.