• Nedjma Ya Da Şiir Ya Da Bıçak

    İki kadehi de silme kanla doldurmuştuk Nedjma'nın gözleri
    iri iri açılıyordu ağaçlar arasında
    Bir ut sesi yaylara övgüler düzüyor ve onları güneşi emmiş
    kan gibi kara bahçelere dönüştürüyordu
    benimdi Nedjma sımsıcak yüreğin altında paha biçilmez ten
    yığınından taptaze dumanlar tütüyordu
    Nedjma biz düşlere dalalı milyonlarca yıldız izledi bizi.
    ölümsüz olarak düşünürdüm seni hava gibi o bilinmeyen
    şey gibi
    Ama ölüyorsun işte, aklım başımda değil ve ağla
    diyemiyorsun bana artık ...
    O susuz geceler nerde Nedjma? Hani başka uykulara barınak
    olsun diye sırtımızda taşıdığımız geceler!
    Şu Arabistan şiirinin görkemini yitirmemeliydik, değil mi
    Nedjma?
    sana görklü bir divandan parçalar okumuştum Nedjma, ama
    şimdi kopuk kopuk çıkmakta sesim, ıssız bir müzik
    içindeyim, yüreğini ne kadar kendimden koparıp atmak
    istesem boşuna, parça parça, zerre zerre, yine dönüp
    bana geliyor o
    Oysa destanda geçerdi adımız, türkülü ülkeler aşmıştık,
    Nil'in öte yakasına geçince gülen ağıtçı kadınlar
    izlemiştik ...
    Şimdi Cezayir girmiş aramıza, bir siren sağır ediyor
    kulaklarımızı, bir vinç güzelliğini alıp götürüyor
    Güzelliğin geçip gitti belki Nedjma, ama senin tertemiz
    suyun hala sıçrar durur hayran gözlerimin önünde
    Ve camiler tek tek yıkılıyordu güneşin mızraklarıyla,
    Constantin ateşten çıkıyordu sanki en amansız
    yangınlarla
    Nedjma çalıların gölgesinde durmuş ağza alınmaz meyveler
    yemekteydi
    Bir şair kenti kırıp geçirmekteydi
    Ben surlar boyunca yürüyordum aklımdan çıkarmak için
    camileri
    Nedjma gülümsedi meyveleri koynuna soktu
    Şair taşlar yağdırıyordu bize itin köpeğin ve soylu
    kentin gözleri önünde ...
    Sonra emirler geldi halka armağanlar dağıttılar ramazan
    bitmişti
    Kızgın tepelerin üstünde ışıl ışıl sabahlar doğuyordu,
    kokulu bir yağmur karnını yarıyordu kaktüslerin
    Nedjma binitimin dizginine asılmıştı, billur serpiyordu
    çölün kumuna
    Bak Nedjma kumda altın tozuna bulanmış ayaklarımızın
    izlerine bak!
    Göçebelerin gözleri üstümüzde, onların çığlıklarıyla
    sözcüklerimiz delik deşik
    Hurma ağaçlarının şu yumuşak yıldız kalabalığına uzayıp
    gidişini bir daha görmeyeceğiz
    Deveciler şimdi bizden çok uzakta, onlar son olarak
    Kuzeyde konaklayacaklar!
    Nedjma dizgini kastı, ben atalarımız gibi kasları gelişmiş
    bir hecine eğer vurdum.
    Endülüs gözden kaybolmuştu, tek söz çıkmıyordu ağzımdan,
    boğulup gitmiştim onun soluğuyla, adını söyleyebilmek
    için bir hayli zaman geçti
    Nedjma uyuyordu, öylece duruyordu, aklımı başımdan
    alan memelerini okşayabiliyordum ben de ...
    Böne'daydık, ağaçlar çiğde içinde, Nedjma hurma
    yapraklarıyla donatıyordu her yanımı
    Uyuyordu Nedjma koyda uykuya varmış bir tekne gibi
    durgun yüreğinin altında aşk kanamaktaydı
    Aç Nedjma o dillere destan gözlerini, zaman geçiyor,
    yedi yıl sonra öleceğim ben, bu yedi yıl içinde
    yalnız koma beni, insafsız olma!
    Nedjma gözlerini kapayınca en derin kuyular kazın, kazın
    ki geceler tuzaklar gibi aksın oraya
    Doğrayın düşlerimi yılan doğrar gibi ya da Nedjma'nın
    uykusuna götürün beni, bu yalnızlık canıma yetti!


    Kateb Yasin
    Çeviren: Güngör Demiray
  • Rudy'nin cansız yüzüne baktı ve Liesel en iyi arkadaşı Rudy Steiner'in yumuşak ve samimi dudaklarını öptü.
  • Paylaşır mıydın tamda şuanda acımı benimle
    Hissedermiydin taa en uzaktan tuzumu teninde
    Olamadık senle belirli buna çok üzülüyorum
    Olan olup bittiğinden beri yok gülemiyorum
    İçi sensiz bir kalbi ben ne diye taşıyorum

    Şimdi ağlamak geldiyse içinden
    Ne farkeder, ne farkeder
    Ağlamak güzeldir diyor bak Sezen
    Ağla kalbim belki geçer
    Şimdi ağlamak geldyse içinden
    Ne farkeder, ne farkeder
    Başlamaz biten en güzel yerinden
    Bu kahreder bu kahreder
    Bunun adı kahpe kader

    https://youtu.be/QYMZ6y9ROqw
  • Benim ağlanmayacak bir yerde olduğumu dü­şün ve artık sen ağla.
    Yokluğuma, sevilmemişliğime, anlaşılmamışlığıma...
    Şimdi seni sevdiğime değil, yaşadığıma ağlıyorum.
  • Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın!
    Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın!
  • Bir saat zaman, bir saat ağla .
    Bir saat gülersen, bir saat daha var .
    Bir saat konuşacağız, bir saat falan
    Bir saat gelecek, olmayacağız bir daha .
    Bir kadeh daha, bir kadeh içsek.
    Bir kadeh içersek, bir kadeh küsecek.
    Bir kadeh kırılacak, bir kadeh şişem.
    Bir kadeh masamda, bir kadeh yeter .
    Bir kalem verin, bir kalem gerek .
    Bir kalem kırılmış, özlemek neden.
    Bir kalem yazarsa, bir kalem siler.
    Bir kalem elimde, yok beynimden geçen.
    Bir kağıt önümden, cümleler yetmez.
    Bir kağıt içince, hüzünler biter.
    Bir kağıt mektuptur, bir kağıt senet .
    Bir kağıt son güne bir kağıt vasiyet.
    Bir sevda talan, bir sevda bahar.
    Bir sevda dermansa, bir sevda yaran.
    Bir sevda parandır, bir sevda kumar .
    Bir sevda uykusuz, bir sevda serap.
    Bir gecen karanlık, bir gecen zanlı.
    Bir gece ayrıldık, bir gecen kayıp.
    Bir gecen olaysız bir gecen kanlı.
    Bir gece vazgeçtik, olmayacak sanıp.
    Bir rüya gibiydi, bir rüya sanki.
    Bir rüya demiştim, bu rüya hain.
    Bir rüya kabustur, bir rüya hayli.
    Bu kadar güzeldir bu rüya halin.
    Bir dünya düşün, bir dünya ölüm.
    Bir dünya dönmüş, Bir dünya hüzün.
    bir dünya gözümde, her kıta yüzün.
    Bir dünya kararttı, en kısa hüzün.
    Bir film sahnesi, Bir film kader.
    Bir film trajedi, bir film bohem
    Bir film karanlık hiç olmadığı kadar.
    Bir film ağırdır, bir film roman.
    Bir dilim küfür, bir dilim özür.
    Bir dilim dolaşmış, bir dilim kör.
    Bir dilime dolaşmış yeni bir hayat falan yeni bir yaşam yalan bir gidip gör.
    Bir yanım sön, bir yanım deniz .
    Bir yanım çöl, bir yanım buz kesmiş .
    Bir yanım köz, bir yanım yalnızlık.
    Bir yazı kış ettik, bu kasım dön.
    Bir çocuk masumdu, bir çocuk katil.
    Bir çocuk kimsesiz, bir çocuk kirli.
    Bir çocuk mahkumdu, her kapı kitli.
    Bir çocuk öldürdük yaşlanır şimdi.
    Bir çanta eşyaydı, bir çanta anı .
    Bir çanta şiir ve bir çanta kahır.
    bir çanta sırtımda, bir çanta yarım.
    Bir sabah sadece bir çanta kaldı.
    Bir rahat artık bir rahat sesler.
    Bir rahat sokaklar, bir rahat ülkem
    Bir rahat dört duvar, bir rahat perdem.
    Bir rahat soframız kurulmuş yekten.
    Buda benden bir veda havası.
    Soğuk BİR yalanda ilkbahar kadarız
    Bir veda hüzünlü, bir veda ağarır.
    Bir veda kasveti üstüme bulaşır.
    Neyi suçlayıp bir hayat yaratacağız.
    Kaybolmuş coşkusu bir hayat kapımda.
    Bir hayat kan kusacak hep geçer sanacağız.
    Bir hayat kayıptır her türlü açıdan.
  • Hadi şimdi söyleyin, gideyim mi, gitmeyeyim mi, bücürler? Ben gidince korkudan ağlamazsınız ya?

    Ağlamaya şimdiden hazırlanan Kostya,
    — Ağ... ağ... ağla... yacağız... diye uzattı.

    Ardından Nastya da korkuyla, çabuk çabuk tekrarladı:
    — Ağlarız ya, mutlaka ağlarız!

    — Aah çocuklar çocuklar, çağınız ne kadar tehlikeli... Ne yapalım, kalalım yanınızda yavrular!
    Dostoyevski
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / E-pub - 66.9%