Bazen kendi kendime vakit geçirmeye o kadar dalıyorum ki, tesadüfen tanıdık birine rastlarsam küçük bir şok yaşıyorum ve uyum sağlamam biraz vakit alıyor.
Endüstri toplumuyla birlikte üretken yalnızlıktan (mağaraya çekiliş, dağa gidiş), seçilmiş ve geçici yalnızlıktan, yalnızlık döngüsüne düşüldü. Modern zamanlarda, üretim ilişkilerinin değişmesiyle oluşmuş kent yaşamı bize yalnızlığı sürüklüyor. Sabahın köründe işe gidip uyumak için eve dönen bizler, hafta sonlarımızı temizlik ve alışverişle tamamlıyoruz. Yalnızlık döngüsüne dönüşen bu şehir yaşamının üzerine eklenen bireyselleşmenin bizi çıkmaza götürdüğü aşikar. Çıkış yolunu ararken gelen sosyal medya ağları ise derdimize deva olmak yerine iyiden iyiye derinleştirdi. Instagram'da kendisi dışında herkesin güzel bir hayat sürdüğünün propagandasına maruz kalan insanların çaresizliği için KALP butonu var. Yaşayamıyorsan bari beğenerek katıl...
Başlangıçta tüm yazarlar, dünyayı değiştireceğini sanır. Kimse romanla dünyayı değiştiremez. Öyle bir şey yok. Genç yazarlara sadece disiplinli olmalarını öneriyorum. Her gün, saat 10'dan 2'ye ve 4.30'dan 8'e kadar çalışıyorum. Bu tesadüf değildir. Ben genç yazarlarla konuştuğumda diyorum ki; aktör olup provaya gitmeseniz, prova iptal edilir. Gitmek zorundasınızdır. Yazar da böyledir. Kimse yazara "Neden yazmıyorsunuz?" diyemez ama disiplinli bir düzen tutturmak zorundasınız.
Ve sakın, silmekten, yırtmaktan korkmayın! Böylece yazabileceksiniz...