Gitmez denilenler de gidecek. Yerlerine başkaları gelecek. Gidenlere sessiz bir teşekkür edip konuyu kapatacağız. Gelenlerle gidenleri mukayese etmeyi bıraktığımız gün büyümüş olacağız. Yas, kişiler için değil; duygular içindir, diyeceğiz.Izdırabı da ciddiye alacak, olgunluk göstereceğiz.
"Hayır kızım, ben Ankara'nın o kargaşasına karışmaktansa Hekimhan'da ebediyen kaymakam olarak kalmayı tercih ederim. Siyaset bulaşıcı bir hastalıktır. Bir kere tutulanlar bir daha kurtulmazlar. Sevmiyorum o işleri."
Tümüyle siyasetin içine girildiğinde, insanların gerçek kimliklerini görüp şaşırıyorsun. Herkes kendi mevkiini sağlama alacak taraftarlar bulmak, onlarla iyi geçinmek, onlara menfaat temin etmek zorunda. Başka türlüsü olmuyor. O tecrübeler bana yetmemiş, bir şeyler öğrenmemişim demek ki. Arkadaş, dost sandıklarımın vaatlerine inanmış, kanmışım.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz,
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, bir kaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
İstanbul’dan İzmit’e bir tren yolu var
Şimdi tren, gitse de bir, gitmese de
Ama, trenin içinde, hala bir umut var
Verip alacak olsalar da
Gelip gidecek olsalar da
Hala bir umut var.