• Altay Türkleri arasında yeryüzündeki ruhların en güçlüsü olduğuna dünyanın merkezinde bulunan ve ucu 'Ülgenin' evine kadar ulaşan bir çam ağacının yanında oturduğuna İnanılır.

    Saha Türkülerinde ise 'Aan Alabçın Notun', büyük bir kayın ağacında oturur tabiatı insanları ve hayvanları korur onun Kasırga şeklinde gezdiğini insanların tabiatı tahrip etmesine üzüldüğüne İnanılır.
  • KÜL TİGİN
    Gök Türk istiklalinin kurtarıcısı İlteriş Kutluk Kağan öldüğü vakit biri sekiz, diğeri yedi yaşında iki çocuk
    bırakmıştı. Bunlardan birincisi sonradan Bilge adıyla Türk kağanı olan Mergen, öteki ırkımızın sayılı ve
    örnek kahramanlarından Kül Tigin'dir.
    Babalarının Tanrı'ya ve Türkistan topraklarına kavuştuğu sıralarda bu iki çocuk pek küçük
    olduklarından tahta, amcaları Kapağan Kağan geçmişti. Kapağan çağı, Gök Türklerin en parlak
    zamanlarından oldu. Kapağan birçok seferler yapmış, İlteriş'in gidemediği yerlerdeki Türkleri bile
    birliğe sokmuş ve Çin'i, Türk akınlarından baş kaldıramaz hale getirmişti. İlteriş'in yiğit oğulları bu
    seferlerin çoğunda bulunup milletlerine ve amcalarına büyük hizmetler yaptılar.
    Türklüğe şanlı zaferler kazandıran Kapağan, son zamanlarında bazı kararsız ve lüzumsuz hareketlere
    başlamış, milletine zulüm eder olmuştu. Bu yüzden bazı boylar gücenmişler, birliğin dağılma tehlikesi
    baş göstermişti. Kapağan, bu kötü hareketinin karşılığını pek acı ödedi, pusuya düşürülerek öldürüldü.
    Bu ölüm, millet işlerindeki haksızlığın haklı cezası idi. İşte bu karışık ve tehlikeli zamanda İlteriş
    oğullarının Türkistan tahtını elde etmeleri Türk milleti için büyük bir kazanç oldu. Fakat İlteriş'in
    çocuklarının tahtı elde etmeleri ortaya bir mesele koymuştu: Acaba bir yaş aralı iki kardeşten hangisi
    kağan olacaktı? Bu sorunun karşılığında bu iki Türk yiğitinin örnek meziyetlerinden birini buluyoruz.
    Çünkü Türk tahtı Mergen'e göre kahraman kardeşine layık, Kül Tigin içinse ağasına ait sayılıyordu.
    İlteriş çocuklarının kağanlıkta gözleri yoktu. Onların ülküleri ırklarına hizmet etmek, dağılmakta olan
    birliği yeniden kurmaktı. Bilhassa Kül Tigin bu ateşle yanıyordu. Kağan olmak değil, kağan
    buyruğundaki orduları yürütmek, düşmanları tepelemek, dağılmış boyları bir bayrak altında toplamak
    istiyordu.
    İki yiğit kağanlığı birbirlerine kabul ettirmek için çok uğraştılar. Sonunda Kül Tigin, kendinden bir yaş
    büyük olan ağasını razı etti. Mergen, Türklerin kağanı oldu. Kül Tigin de ağasının buyruğunda ordu
    kumandanı...
    Kül Tigin, Mergen'i kağan olmaya razı ettiği zaman millet hiç de iyi durumda değildi. İki kardeş,
    babalarının ve amcalarının kurtarıp yücelttiği milletin adı sanı yok olmasın diye gündüz oturmadan,
    gece uyumadan çalışmaya başladılar. Ölesiye, bitesiye çalıştılar. Son yıllar içinde bütünlüğünü
    kaybetmiş olan Türklüğü eski haline getirinceye kadar uğraştılar.
    Kül Tigin, daha amcası zamanında seferlerde bulunmaya başlamıştı. O vakit on altı yaşlarında idi.
    Yaşça küçük, fakat ruhça çok büyüktü. Bu yaştan sonra bir daha hemen hiç oturmadı. Otuz bir yıl
    durmadan çarpıştı. Kül Tigin'in düşmanlarla ve birliğe girmek istemeyen Türk boyları ile yaptığı
    savaşlar birer destandır. Daha yirmi yaşlarında bir gençken 50.000 kişilik bir kuvvetle ilerleyen bir Çin
    generaline karşı erlerinin başında ve yaya olarak saldırıp düşmanı darmadağın etmiştir.
    Kül Tigin, pek şanlı savaşlarından birini yirmi bir yaşında iken yaptı. Vuruşmada o kadar yiğitçe
    saldırışlar yaptı, o derece korkusuz çarpıştı ki, Türk beğleri bu savaştaki kahramanlığını hiç
    unutamadılar. Kül Tigin, bu çarpışmada üç defa at kaybetti. Vurulan her attan sonra bir yenisine
    biniyor, yine saldırıyordu. En son bindiği doru atın üzerinde çarpışırken yüzden çok ok, pusatlarını ve
    atının zırhlarına rastladı. Lakin Tanrı yiğidini koruduğu için hiç birisi yüzüne ve başına gelmedi.
    Sonunda o ordu savaş yerinde yok edildi.
    Kül Tigin yirmi altı yaşında iken kahraman Kırgızlarla çarpıştı. Onları basmak için ordusuyla karları
    sökerek Kögmen dağını aştı. Ser ırkdaşları ile bir yaman vuruştu. Bir ak aygır üzerinde olarak saldıran
    Kül Tigin, Kırgız erlerinden birini okla vurdu, ikisini arka arkaya mızrakladı. Yiğit Kırgızlar, kahraman Kül
    Tigin önünde boyun eğdiler.
    Aynı yıl güçlü Türgişler'le vuruştu. Bu savaş için ordusunun başında Altay dağını aşarak, İrtiş ırmağını
    geçerek yürüdü. Bora gibi saldıran ırkdaşı Türgişler'e karşı, kasırga gibi karşılık verdi. Ercesine
    vuruştular. Türgişler yiğit kişilerdi. Fakat Kül Tigin'e karşı durmak mümkün mü? Onlar da boyun
    eğdiler.
    Otuz bir yaşında Karluklarla karşılaştı. Alp Salçı adlı ak atının üzerinde savaşan Gök Türk çocuğu onlara
    da diz çöktürdü.
    Hep savaşan ve hep yenen Gök Türk kahramanının savaşları birbirine benzer: Hepsinde büyük
    kahramanlıklar ve hepsinde zafer... Kül Tigin, bunlar arasında en büyük savaşını Dokuz Oğuz boyu ile
    yapmıştır. O yıllarda Dokuz Oğuzlar çok güçlenmişlerdi. Bilge Kağan'ın eşsiz kardeşi onları da alt
    etmek için bir yılda beş vuruşma yapmak zorunda kaldı. İlk karşılaşmada Kül Tigin, Azman adlı ak
    atıyla vuruştu. Erlerinin yanında, önünde vuruştu. Arka arkaya altı tane Dokuz Oğuz erini kargıdan
    geçirdi. Ordular göğüs göğüse geldiği zaman yedincisini kılıçladı. Dokuz Oğuzlar usta askerlerdi. Ama
    Gök Türk yiğitlerinin önünde onlar da diz çöktüler.
    Beş savaşın en kanlısı sonuncusu oldu. Dokuz Oğuzlar bu vuruşmada çok korkunç saldırılarla Gök Türk
    karargâhını ele geçirmek istediler. Eğer karşılarında Kül Tigin olmasaydı geçirebilirlerdi de... Fakat Kül
    Tigin'in elinden karargâhı zapt etmek kolay mı idi? Gök Türk prensi bu savaşta görülmemiş şekilde
    çarpıştı. Ögsüz adlı atının üstünde olan Kül Tigin, Dokuz Oğuzların bütün akınlarını önledi, dağıttı.
    Karargâha saldıranlar Türk yiğitleri idi. Fakat Kül Tigin yiğitler yiğidi idi. Bu vuruşmada yalnız o dokuz
    er sançtı. Ve karargâh Gök Türklerde kaldı.
    Bu çarpışma Kül Tigin'in son savaşı oldu. Onun bütün hayatınca Türk birliği için çarpan ve çırpınan
    kalbi bu savaşta durdu.
    Gök Türklerin yiğit çocuğu Türk birliği uğrunda şehit düştüğü zaman kırk yedi yaşında idi. Otuz yıldan
    beri çok savaş alanlarında bir kahramanlık abidesi gibi dolaşan gövdesini Türkistan toprakları bu yaşta
    aldılar.
    Beş yiğidini kaybeden Türkeli yaslara büründü. Bilge Kağan büyük yuğ töreni yaptırdı. Başta Çin olmak
    üzere her yerden heyetler geldi. Fakat bütün bunlardan ne çıkardı?
    Toprak ana milyonlarca oğlunun yanına bu oğlunu da almıştı. Kağanın yası sonsuzdu. Böyle bir kardeş
    için sonsuz yas denizlerine dalınmaz mı idi?
    Kül Tigin, millet yolunda toprağa düşeli bugün bin iki yüz yıldan çok oluyor. Acaba Doğu Türkeli yeni
    bir Kül Tigin'i veya Kül Tigin'leri ne zaman yetiştirecek?
  • 528 syf.
    ·Beğendi·10/10
    İlk kitabı olan "Demirdağın Kurtları" ile Türkleri Ergenekon'a hapseden sebepleri, ordan çıkmak için verdikleri mücadeleleri anlatan yazarımız ikinci kitabı olan Kutlu Kağanlık ile de Göktürklerin kuruluşunu romanlaştırmıştır. Tarihte Türk adıyla anılan ilk devleti kuran Bumin Kağan ve kardeşi İstemi Yabgu'nun içlerindeki büyük ülküyü gerçekleştirmek adına ortaya koydukları destansı mücadele ve sabrın romanı.. Kitabı okurken kendinizi Ötüken Yış'ta, Tanrı Dağları' nda, Altay Dağları'nda, Orhun ve Selenga boylarında at koştururken hayal ediyorsunuz. Yazar tertemiz bir Türkçe ve yalın bir üslup ile sizi adeta anılan yerlerde gezdiriyor.
    "Daha deniz daha ırmak
    Güneş bayrak olsun gök çadır"

    Diyerek Türk milletinin ülküsünü özetleyen Oğuz Kağan'dan sonra, kardeşi İstemi Yabgu'ya "Doğu bende batı sendedir. Gün benden doğar ama onun nerede batacağını sen belirleyeceksin. Ne kadar uzakta batarsa ufkumuz da ülkümüz de o kadar geniş olur." diyerek bu ülküyü gerçeğe dönüştüren Bumin Kağan; Oğuz Kağan'nın izinden yürüyen ilk Türk kağanı olmuştur.. Daha sonraları" kızılelma"ya dönüşen bu ülkünün peşinden gidenler "Anadolu'yu Türklere vatan yapmışlardır. Allah onlardan razı olsun..
  • Canım Cengiz Aytmatov okumak çekti. Kazakları, Altay Türkleri okumayı seviyorum. Ya da işte o taraflar. Coğrafyam kötüdür.
  • Giriş bölümünde tarihi, coğrafi, ekonomi ve kültürel durumunu gör­düğümüz Doğu Türkistan ve burada yaşayan Türkler iki yüz yılı aşkın ezildiği Çin emperyalizmine karşı ne yaptılar ve ne yapıyorlar gibi bir soru tabii olarak akıla gelebilir. Nitekim, 1944 ile 1947 yıllarında Urumçi'­de bulunmuş olan İngiliz İmparatorluk yarbaylarından Lt. Col. Mc. Lean (Mak Layın) 1949 yılında Londra'da neşir ettiği bir makalesinde (*) sa­vaşta Altay Türkleri ne yaptı diye sormakta ve cevabını da kendisi ver­mekteydi. Fakat, bizce yarbayın verdiği cevap pek tatminkar değildir. Ge­ne batı dünyası Doğu Türkistanın Çin sömürüsüne karşı ne yaptığı ve ne yapacağı araştırdıkları başlıca konuların arasındadır. Günümüzde, batı dünyası neşriyatının büyük bir bölümünü bu ülke üzerinde yapmaktadır..
  • Anohin'in tespitine göre Altay Türkleri ruhları (tanrıları) evvelden beri var olanlar, ilk baştaki ruhlar (tösler/tözler ki bu terim öz, kök, temel, başlangıç anlamına gelir) ve yaratılmış bir şey veya şey olarak ifade edilen ikinci derecede ruhlar (yayan neme) olarak ifade ederler. Ruhlar temiz (aruu tös), pis (kötü/ kara tös)olarak adlandırılır ve ikinci derece ruhlar için de aru neme, kara neme olarak ifade edilir. Bir de kullanılan bir başka tabaka oluşturan ata ruhları vardır. Bunlara Körmös de denir.
  • Ecdadımızın bizlere aktardığına göre, ne semanın ne de yerin olduğu bir zamanda, yalnız Ülgen vardı.
    ...
    Altay-Sayan Türkleri Ülgen'i de Erlik'i de yaratan, hem de bütün canlı-cansız varlıkların tek yaratıcısı olan mutlak güç, mutlaka secde ve tapınma kudretinin varlığından haberdar idiler. Onun ismi bazı şamanist alıntılarda Kögö Mönkö Tengri idi ki sondaki Türkler ona Tek Tengri yahutta Gök Tengri demişler.
    ...
    Altay Türkleri'nde, Yakutlarda, Kara Tatarlarda ve Moğol-Buryatlarda hem Ülgen hem de Erlik daha güçlü bir Mutlak Varlık tarafından yaratılmıştır.