Üçüncü kalkışlarında tek mermiyle Gaziantepli çocuğu öldürüyorlar. Minyon tipli sevimli bir çocuktu. Üzüntü ve öfke. PKK'ya karşı, o insanlara karşı gaddarca şeyler düşünüyorsun. Hatta köylüye, ora halkına bile cephe almaya başlıyorsun. Herkes, "bulursak öldüreceğini, öldü-rürken şiddeti yaşatacağını" söylüyor. Onu Gaziantep'e götürdük. Komutanlarımız geldi. Evin tek çocuğu, annesi var, babası yok. Cenaze ilk mektubundan önce gitti. Aile için bir yıkım oldu, sanki bizlere suçlar gibi bakıyorlardı..
"Öksüz kelimesindeki 'ök' kökünün bağ demek olduğunu öğrenmiştim yıllar önce. Ök-süz, bağsız demekmiş. Yani aslında annesi olmayan kişi değil, annesiyle bağı olmayan kişi öksüz kalırmış."
Bir bebek acıktığında ve ağladığında, stres hormonu seviyeleri yükselmeye başlar. Ama annesi veya babası düzenli olarak onu doyurursa, bu seviyeler inmeye başlar ve bu günlük rutin sayesinde örüntülü ve tekrarlayıcı hale gelir. Ancak buna rağmen, bebek stres hissedip ağlar: Aç olmadığı, bezi kirli olmadığı ve belirgin fiziksel bir acı hissetmediği halde bir türlü sakinleşmez. Bu tür bir durum meydana geldiğinde, birçok ebeveyn çocuklarına sarılıp onları sallar ve neredeyse içgüdüsel olarak onu sakinleştirmek için ritmik hareket ve evgi dolu dokunuşları kullanır. İlginç bir şekilde, insanların bebeklerini salladıkları hız yaklaşık olarak dakika başına seksen vuruştur ve bu hız dinlenmekte olan normal bir yetişkinin kalp atış hızıdır. Daha hızlı sallandığında, bebek bu hareketi uyarıcı bulur; daha yavaş sallandığında, çocuk genellikle ağ-lamaya devam eder. Çocuklarımızı sakinleştirmek için, onları fiziksel olarak hayatın esas metronomlarının ritmine ayarlarız.