Kıştı, köy aramasına gitmiştik, ilk operasyon... Evleri aradık. Sadece kimlik arıyoruz, bazı evlerde erkek kimliği çıkıyor, erkek yok. Üslerimize bildiriyoruz. Kadın, "eşim dağa gitti" diyemez ki... Tabii, ben askerim, öbür taraf düşman oluyor. Düşman olarak görmesem, gitmem icabında. Ben de katılırım. Çok üzülüyor, neden böyle oluyor diye düşünüyordum. O halka çok eziyet ediliyor..
Sayfa 96 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Mustafa Kemal bu sözleri duyunca öfkeyle lafa karıştı. "Paşa," dedi. “Ben de askerim. Bu orduda ben de komutanlık ettim. Türk askeri kaçmaz. Kaçmak ne demektir bilmez. Onun sırtını döndüğünü gördünüzse, mutlaka başındaki komutanı kaçmıştır. Kendi kaçışınızın ayıbını Türk askerlerine yüklemek haksızlıktır."
Sayfa 150·Kitabı okuyor
Reklam
Mustafa Kemal ona umut vermemek için, ülkesinde bir nişanlısı olduğunu söyledi. Kız üzüldü ve nişanlısının kim olduğunu sordu. Mustafa Kemal gülerek, "Vatanım," diye cevap verdi. Kızın yüzünde bir şaşkınlık ifadesi belirmişti. Mustafa Kemal, sözüne, "Ben askerim," diye devam etti. "Ömrümün sonuna kadar vatanımı sevmek ve onunla yaşamak zorundayım."
Sayfa 147·Kitabı okuyor
Son..
“Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o ben’im. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim ben. Cumartesi ve Pazar askeri. Aslında karışık bir şey, kime ne söylenebilir? Bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek, asıl büyük sıkıntıya ısrarla giden tümün attığı çekirdek. Pis bir köleliğe ve sonsuz çılgınlığa varacak bir oluşumu sıkıntıyla bekliyen bölünmez Varlık’ın ben’i. Ondan severim sıkıntıyı. Sevincin o amansız, o aşağılayıcı bönlüğünden korur beni. Ne söylenmişse ve ne söylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne düzeltilmişse ve ne düzeltilmemişse ondan sıkılan biri. Belki söylenmemişin, yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı. İşte böyle başlıyordu her yerde mutsuzluk. Ve mutsuzluk büyük bir umut gibi çekiyor kendine beni.”
Sayfa 105·Kitabı okudu
Alıntı
M. Kemal Paşa, "Ben askerim." dedi, "..savaşın ne olduğunu hepinizden iyi bilirim. Zorunlu değilse savaş cinayettir. Ben de elbette barıştan yanayım. Çünkü yüzlerce yıllık yaralarımızı ancak barışta sarabiliriz. Ama galip devletler, hür ve bağımsız yaşama hakkımızı kabul etmiyorlar. Kabul edeceklerini gösteren en ufak bir belirti de yok."
Sayfa 70
Alıntı
emir kuluyum diye bir şey yok,
"Ben askerim madam, aldığım emirleri yerine getiriyorum," "Kıyamet gününde, Tanrı'nın kör cellatlarla haksız karar veren yargıçları birbirinden ayıracağını mı sanıyorsunuz?
Sayfa 623 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Reklam