Babam benim için "insan" olarak hemen hemen hiç mevcut değildi; yalnız "Baba" dedikleri mücerret bir mefhumun insan şeklinde görünüşüydü. Akşamları kaşlarını çatarak sessiz sedasız eve giren ve ne bizi ne annemizi hitaba layık görmeyen, saçsız başlı, değirmi ve kır sakallı adamla, havuzlu kahvede göğsünü bağrını açıp gülüşerek ayran içtiğini ve küfür savururak tavla oynadığını gördüğüm kimse bence birbirinden tamamıyla ayrıydı... Bu ikincisinin babam olmasını ne kadar isterdim...
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Nakış bulgur pilavını sofraya indirdi. Bir yığın çocuk aynı anda tencereyi sardı. Bayan Nakış bir tomar tahta kaşık attı sofraya. Kuru soğan, ayran ve yufka ekmeği getirdi. Süleyman Nakış soğanları yumruğuyla kırdı. İki tanesini ateşe gömdü. Tencere kaşık saldırısına uğradı.
Sayfa 332 - UMUT YAYIMCILIK 7. BASKI: MAYIS 1998·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
"Ayran yaptım içtim, sonra muzlu yoğurt yedim sonra kahve. Akşama uyanmanın ve hâlâ yaşıyor olmanın garip duygusu içinde oturdum uzun süre."
Sayfa 149
Alıntı
“İyi bir işin alameti, gönlün emin, vicdanın rahat oluşudur Merve Hanım. Suretleri, şekilleri yakmadıkça canın üşür, donar, buz kesilir. Şekil ve suret âşıkları, ‘Bal bulurum!’ ümidiyle ayran çanağına düşen sinek gibi şekle, surete, görünüşe kapılmışlardır. İşte ben bu bilinçle, şekil ve suretin ötesine geçerek doğallığı, sadeliği, içtenliği sundum size.”
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
«Hiç yazılmamış, söylenmemiş yanını dile getirmelisin yaşamın! Tarlada ekin biçiyorsunuz, sıcak bindiriyor, ayran yok, azık yok, öğleyin, kırların ortasında bir emekçi sofrası...»
Sayfa 177 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Aynı ayran gibi temiz Kafası leziz Yürüyo'lar saraya, saraya
Önümde koca bir boş gün varken, benim de Saray'ı gezmem çok doğaldı.
Alıntı
Reklam
Reklam