Köklü devrim nesinden bilinir? Gelirken milleti sevindirmesinden, giderken bir kez daha sevindirmesinden! Ha babam haaa...
'Devrim devrim çok yaşa!' diyerekten sesim çıktığınca bağırsam gerek ya, aklıma geleni n'apalım! Ne midir aklıma gelen Selim Efendi? Bu bizim medreselerin kapatılıp, laik Fransızların papaz mektepleri neden açık bırakıldı? Başkaca, laik bile değil, düpedüz alık Amerikan Protestan misyonerlerin okulları neden işler harıl harıl? Diyelim bunlar Batılıdır, boynumuz kıldan ince... Ya Rumların Heybeliada'daki papaz mektebi...
Babalık benim için önemli bir șey."
"Nedir senin için baba?"
"Annenin karnına düşürdükten sonra oğlunu hayatının sonuna kadar koruyup sahiplenen, güçlü, şefkatli kişidir baba.
Dünyanın başlangıcı ve merkezidir o.
Bir baban olduğuna inanıyorsan,
onu görmesen bile kendini iyi hisseder, onun orada olduğunu,gelip seni şefkatle koruyacağını bilirsin. Benim öyle bir babam olmadı."
*Benim de öyle bir babam olmadı ne yazık ki" dedim soğuk kanlılıkla.
“Ama olsaydı o da benden ona itaat etmemi bekler, gücü ve şefkatiyle benim bireyligimi ezerdi!" Babasının bu konuları önceden düşünmüş olduğunu anlayan Enver gözlerini açtı. Şimdi beni saygıyla, ilgiyle dinlediğini görüp sevindim.
"Acaba babama itaat etseydim mutlu biri olur muydum?" diye
Yüksek sesle düşünmeye devam ettim.
“Belki, iyi bir oğul olurum, ama iyi bir birey olamazdım."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
babam mıydı o perişan adam,
tarihinin yükünü üzerime yıkan?
belki değişirim ismimin içinde
sözlerini seçerim annemin ve alışkanlıklarını
nasıl olması gerekiyorsa öyle:
beni pışpışlayabilmesi mesela
tuz kanıma dokunduğunda
ve tedavi edebilmesi beni.
-Savaştan önce bizim de gayet normal şebeke suyumuz vardı dedi babam. Hatırlıyor musun? -Doğru düzgün hatırlamıyorum dedim. Kim bilir başka neleri unuttum…
Sıkı sıkı ellerine sarıldım, usulca çekti ellerini. Saçlarımı okşadı Maurice.
“Maurice, monptit ne demek?”
“Fransızca Mon petit’ nin kısaltılmışı. Küçüğüm, demek.”
“Anladım. “
Gidişini görmemek için gözlerimi sımsıkı yumdum.
En çok babam olduğu andı bu.