düşündüğüm şey olmasın lütfen
"Bir gün benim cezamı da siz çeker misiniz?" "Kötü bir adam olup bir gün yakalanınca, 'Travmalarımı babam inşa etti,' mi diyeceksin yoksa?" "Belki."
Sayfa 69 - küçük poyraz ve œ babası·Kitabı okuyor
Beni ailem gömecek, annem ya da babam cenazede konuşma yapıp yalanlarıyla beni övecekler, bizi övecekler diye ölmekten korkardım. Klara'yı aradım, ölürsem cenazemi Karen ile birlikte düzenlemelerini söyledim. Söz verdi. Karen'i aradım, ölürsem cenazemi Klara ile birlikte düzenlemelerini söyledim. Annemle babama konuşma yaptırmayacaklardı. Söz verdi.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
babam öldüğü için salya sümük ağlamıyordum ancak ertesi gün on beş yıldır görmediğim annem, Astrid ve Åsa'yla buluşacağım için keyifsizdim.
Astrid aradı ve hevesle, umutla, nasılsın diye sordu. Dürüst olmak gerekirse rahatlamış hissediyorum, dedim ve onu hayal kırıklığına uğrattım. Sessizleşti. Kafamın karışık olmasını, darmadağın bir halde olmamı bekliyordu belki de, çünkü babam biz barışamadan ölmüştü, inatçılık edip uzlaşmadığım ve arayı bozduğum için pişman olmamı bekliyor, babamdan özür dilemek için artık geç kaldığımdan vicdan azabı çekmem gerektiğini sanıyordu. Şimdi pişman olmak yerine rahatladığıma göre belki de hikâyem iyice gerçeklik kazanmıştı, hikâyem gerçekti, yok saymıştı o bunu.
Yıllar boyu hastanede yatacak olan felçli bir baba, bununla nasıl baş edebilirdim ki? Uzun bir nekahet dönemi yaşayan babam beni yanına çağıracaktı, ya gitmeyip onu hayal kırıklığına uğratacaktım ya da gidip kendimi hayal kırıklığına uğratacaktım. ... Oraya gitmek, babamı hastayken ziyarete gitmek istemezdim, Solveig gibi güçlü olmak isterdim, güçlü olmayı ve şöyle demeyi umardım: Artık çok geç. Ama Astrid ve annem başımın etini yiyip bana baskı yaparlardı, büyük kızıyla barışmaktan başka bir arzusu olmayan hasta, felçli ve zavallı bir adama eziyet etmekle suçlarlardı beni, öyle ki bu kız çocuğunun adamın ona yaptıkları hiç olmamış gibi davranması gerekirdi, bunu ondan esirgeyecek miydim gerçekten? Sanki mesele ilkelerimde inat etmemmiş, sanki mesele bir duygular meselesi, derin duygular meselesi değilmiş gibi. Beni suçlayacaklardı, çok tatsız olacaktı, uzun süre yatacak olursa anneme, Astrid ve Åsa'ya bu zorlu bakım konusunda yardımcı olmam için baskı görecektim, reddettiğimde bana çok öfkeleneceklerdi, hastanenin çalışanlarına, etraftakilere benim duyarsızlığımdan, bencilliğimden, şefkat yoksunu olduğumdan dem vuracaklardı, ama olmadı işte, babam öldü gitti. Hafiflediğimi hissettim, babamdan korktuğumu anladım, bir korku ortadan kalktı, o taraftan hep bir tatsızlık gelebilirdi, ama artık gelemez. Babam öldü. Şikayetler, suçlamalar, iğnelemeler, aynaya bak, karşında bir psikopat göreceksin lafları yoktu artık, babam öldü. Bana bir şey yapamazdı artık. İşin aslı, babam son yıllarda bana bir şey yapamıyordu, babamdan korkarak dolanmıyordum artık ortalıkta, ancak belki de öyle yapmışımdır, belki de babamın korkusu bedenime sinmiştir. Ne yapacağı belli olmayan saldırgan bir aslan varken ondan korkmayı bırakmak zordur ama şimdi aslan öldü.
Babam benim için "insan" olarak hemen hemen hiç mevcut değildi; yalnız "Baba" dedikleri mücerret bir mefhumun insan şeklinde görünüşüydü. Akşamları kaşlarını çatarak sessiz sedasız eve giren ve ne bizi ne annemizi hitaba layık görmeyen, saçsız başlı, değirmi ve kır sakallı adamla, havuzlu kahvede göğsünü bağrını açıp gülüşerek ayran içtiğini ve küfür savururak tavla oynadığını gördüğüm kimse bence birbirinden tamamıyla ayrıydı... Bu ikincisinin babam olmasını ne kadar isterdim...
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap