Bu alıntı sarılsın, sarmalansın öyle okunsun :)
"Her sabah saat dokuzda bana yarım saat kitap okuyacaksın. Tabii, odanı topladıktan sonra. Çarşamba ve cumartesi günleri sabah dokuz. buçuktan sonra Nancy'yle mutfakta yemek yapmayı öğreneceksin. Diğer sabahlar da benimle dikiş dikeceksin. Öğleden sonralarını müzik için ayıracaksın. Sana hemen bir müzik öğretmeni bulmam gerek." Teyzesi kararlı bir şekilde sandalyeden kalktığında Pollyanna dehşet içinde bağırdı. "Ama Polly Teyzeciğim! Bana yaşamak için hiç vakit ayırmadın." "Yaşamak için mi? O ne demekmiş? Sanki bunları yaparken yaşamayacaksın!" "Elbette nefes alacağım, Polly Teyze fakat yaşıyor olmayacağım. Uyurken de sürekli nefes alırız fakat yaşamayız. Yaşamak derken istediğin şeyleri yapabilmekten bahsediyorum. Dışarıda oynamaktan, kendi kendime kitap okumaktan, tepelere çıkmaktan, bahçede Bay Tom'la ve Nancy'yle sohbet etmekten, evler, insanlar görmekten, dün geldiğim güzel caddeleri keşfetmekten... Benim için yaşamak bunlar, Polly Teyze. Sadece nefes almak değil!" Bayan Polly öfkeyle başını kaldırdı. "Sen bu dünyadaki en garip çocuksun, Pollyanna!
Alıntı
Kapıyı defalarca vurdum, yumrukladım ama içeriden sadece köpeklerin havlaması yükseliyordu. Sonunda bahçede çalışan bir uşak göründü ve 'İçeridekiler kapıyı açmaz, beyefendi evde yok,' dedi.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Dur,” dedim, “nereye gidiyorsun?” Gitmesini istemiyordum. Arka bahçede zaman dursun istiyordum. Bir daha gitmesine, birinin daha gitmesine dayanamazdım ki? Güçlü değildim ben, hiç olmamıştım. “Gitme baba!”
Hayata Dair
Köyde balkonda yatarken ben.
Genelikle geceleri, özelikle mehtaplı gecelerde müthiş bir yaşama sevinci duyduğu için uyuyamıyor, şafak sökene dek kafasında hayallerle, bahçede dolaşıp duruyordu.
Mütareke sonrasında İstanbul peşpeşe müdahalelere uğruyor ve işgal ediliyordu. İşgal kuvvetlerinin öteye beriye astıkları onur kırıcı pankartlar şairin oturduğu Çengelköyü civarına kadar gelmişti. Şaşkınlıktan, şartların iyice kötüleşmesinden ve ümitsizlikten manda idaresini savunacak kadar savrulanlar veya düşmanla ittifak yollarını arayanlar bile türemişti. Said Halim Paşa, Abbas Halim Paşa, Süleyman Nazif gibi Akif'in yakın olduğu bazı zevat İngilizler tarafından payitahttan apar topar alınıp Malta'ya sürgün edilmişti. Necit seyahatindeki arkadaşı Kuşçubaşı Eşref de Malta'da sürgündü... 16 Mart 1920 günü hilafet merkezi İstanbul'un doğrudan ve müstevli askerlerin rencide edici nümayişleriyle işgal edilmesi ve halife-padişahın âdeta göz hapsine alınması Akif için Milli Mücadele'ye katılmak için daha köklü kararlar almasına sebep oldu. Şeyhülislamlık'ın yayınladığı 11 Nisan 1920 tarihli Milli Mücadele aleyhtarı sert fetvadan birkaç gün sonra Eşref Edip'e, "Artık burada duracak zaman değildir, gidip çalışmak lazım. Bizim tarafımızdan halkı tenvîre [aydınlatmaya] ihtiyaç varmış. Çağırıyorlar [rivayetlere göre davet Mustafa Kemal Paşa'dan Ali Şükrü Bey vasıtasıyla gelmiştir]. Mutlaka gitmeliyiz. Ben yarın Ankara'ya hareket ediyorum. Hiç kimsenin haberi olmasın. Sen de idarehanenin işlerini derle topla, Sebilürreşad klışesini al, arkamdan gel. Meşihat'tekilerle de temas et, Harekât-ı Milliye aleyhinde [yeniden fetva çıkarmak gibi] bir halt etmesinler" diyecek ve oğlu Emin'i yanına alarak Üsküdar Özbekler Tekkesi üzerinden Ali Şükrü Bey'le gizlice yola çıkacaktır. Sabah erkenden yolcuları evden yola koyan Ömer Rıza'nın beyanına göre yanına aldığı tek şey Celâleyn tefsiridir¹⁵⁹. Coğrafi konumu sebebiyle hem bir şekilde toplanan/teslim edilmeyen silahların kaçırılması hem
Sayfa 122 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları
Tarih
Ve babamın aramızdan ayrılmadan önce yetiştirdiği bahçe. Muhtemelen bu yüzden hikaye anlatırız. Dünyanın ve içindeki her şeyin yerli yerinde olduğu bir başka paralel koridor yaratmak için, tehlike ve ölüm akın etmeye başladığında anlatıyı başka bir tarha yönlendirmek için, tıpkı bahçıvanın bahçede suyu bir sonraki tarha yönlendirmesi gibi.
1000Kitap