• Biliyorum, gelecek, beklenen bahar..
  • 72 syf.
    ·Beğendi·10/10
    İlkyazdan biri Mayıs'ın ikinci yarısıysa diğeri Haziran'ın ilk yarısıdır. Böylece "İlkyazlar" olup çoğalırlar. Saklanmaya teşne zatlar sevmez örneğin ilkyazları... Güneş kuvvetini arttırıverir, ceketler inatla bir süre daha elde taşınır. Ta ki beklenen yağmur yalnız bir bulut olup geçinceye, çıplak bacakları görünceye, bahar renklerini üzerinde taşıyanların ağırlığı altında ezilinceye dek.
    Ne idüğü belirsiz, tüm yaz bir daha asla tekrarlanmayacak hazırlıksız ter kokularını, acaba aşık olma havası mı yanılsamalarını, hala nasıl gülüyoruz'a şaşırmaları da içerir ilkyazlar.
    İlkyaz Şikayetçileri diyemez de:sevmiyorum arkadaş paltonun altındaki göbeğin penyeyle buluşmasını, güneşin ha babam gözümü almasını...durup durup sıkılır, oflar poflar dışarı sadece.
    ilkyaz şikayetçileri bunları diyemez şiir söyler.
    Birbirlerini tanır ve selamlaşırlar arada.

    Ya yaşam
    bir başka yaşamla, bir başka, bir başka, bir başka
    Oysa bütün yaşamlar bitti
    İlkyazlar ve bütün başlangıçlar
    sular
    insanlar gibi duruyor aklımda.

    Edip Cansever
  • Elbet beklenen rüzgar esecek,
    Ve
    Elbet beklenen bahar gelecek.
  • General Ga-Si-Ling, Barköl'de Köş ötti, geçidi denilen yerde Hoca Niyaz bey komutasındaki Türk kuvvetleriyle birleşti. Kumul'a taarruz edildi. Bir iki saat gibi kısa bir zamanda konkıvzılardan şehir geri alındı. Kumul alındıktan sonra diğer bir önemli kent olan Barköl'ünde alınması şarttı. Çünkü, Barköl'de zalim General Şin-Şi-Sey'in bir askeri garnizonu vardı. Bu bölgedeki en kuvvetli Çinli askeri birlikte bu garnizondu. Hoca Niyaz ve General Ga-Si-Ling kuvvetleri Barköl'ü muhasara etti. Birkaç gün iki kuvvet arasında çok kanlı çarpışmalar oldu. Neticede Barköl şehri de milli güçlerin eline geçti. 1931 yılının Kasım ayında genç general Ga-Si-Ling kuvvetiyle bir­likte Kansu'ya geri döndü. Zira, Ona amcazadesi General Ma'nın verdiği talimat, bu toprakları General Şin-Şi-Sey'ın kuvvetinden temizlemek ve geri dönmekti. Kansu kuvvetinin geri çekilmesiyle, artık Türk kuvvetleri için de dinlenmek ve buralarını korumak düşüyordu. İleri bir harakat yapmalarına imkanları da yoktu. Bu arada Çinli Genel vali zalım general Şin-Şi-Sey, kuvvetlerini toplamış, merkezi hükümetten de aldığı gerekli yardımlarla ordusunu takviye etmişti. Kansu, gücünün geri dönmesi o­nun için bir fırsattı. Bunu değerlendirmek istiyordu. Türkler de bunu bilmekteydiler. 1932 yılının başlarında beklenen gün gelip çatmıştı. Genaral Şin-Şi­Sey, ordusunun başında Kumul'un kapısına dayanmıştı. Silah ve mühim­mat bakımından Türklerden kat kat üstün olan bu konkıvzılar aynı za­manda motorize ve süvari birliklerden müteşekkildi. Türkler ise, yalnız süvari birliklerden ve gönüllü mücahitlerden oluşuyorlardı. Çin ordusu ile Türkler arasında günlerce süren çok kanlı çarpışmalar oldu. Çinliler Kumul, Barköl ve havalisini Türklerden geri aldı. Hoca Niyaz bey kuv­vetleriyle birlikte dağa çekildi. Dağa çekilen Türk mücahitleri derhal bir kurultay toplanmasına ka­rar kıldılar. Kurultay, kuruldu. Kurultay, ittifakla Dış Moğolistandan si­lah ve mühimmat satın almağa veya hibe yolu ile sağlamağa bir hey'eti yetkili kıldı. Dış Moğolistan'a yardım için giden hey'et Ulan Batır yetkilileri ile temas ederek, silah ve mühimmat yardımı yapması konusunda anlaşmaya vardı. Dış Moğolistandan gelen yardımla güçlenen Türkler tekrar Çinli­lerle savaşa tutuştu. Kumul ve Barköl de ilk bahar bütün güzelliği ile yerlere yeşilli, sarılı, allı, beyazlı halılar sermişti. Tabiat cıvıl cıvıl canlanmış, herşey, herşey­den daha güzel görünme yarışına girişmişti. Koç yiğitler için savaş bay­ram dernekti. Baharın ılık havasında savaşmak, savaşların en güzeli idi. Türk mücahitleri Martta başlattıkları savaşı Nisana kadar sürdürmüşlerdi. Fakat, Dış Moğolistandan gelen askeri malzemelerde artık sonuna gelmişti.
  • 712 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    '' Korkmamalıyım. Korku akıl katilidir. ''

    Kitaptan alıntıdır.

    İşte, hakkındaki yorumlar nedeniyle okumayı çok istediğim, bir yandan da okumaktan korktuğum Dune Serisine bu kitapla resmen adım atıyorum.

    Çöl gezegeni Dune, Paul Atreides'in gençlik dönemini ve Dune gezegenine gidişinin hikâyesini anlatır. Paul Atreides'in babası Leto imparator padişahın emri ile en büyük özelliği evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj baharatının ( bahar ) tek kaynağı ve çöl iklimine sahip olması olan Arrakis gezegenine Dük olarak atanır.

    Onlardan önce gezegeni Harkonnen ailesi yönetmiştir ve iki ev yani Dük Leto ve Baron Harkonnen arasında bitmeyen bir hasımlık bulunmaktadır. Baron para fabrikası gezegeni tekrar eline geçirmek için hile içinde hile, entrika ardından entrika peşindedir. Leto ne kadar dürüst ve yiğitse Baron da o kadar kaypak ve entrikacı.

    Çaresizce cariyesi Jessica, oğlu Paul ve Leto tüm hizmetçilerini ve eşyalarını alarak Arrakis' e taşınırlar.

    Gezegende bahar- melanj çıkarmak pek güçtür. Çöllerde zor koşullarda ve en önemlisi devasa solucanların saldırısı altında çıkarılır bu maden. Bahar ile solucanların garip bir ilişkisi vardır. Sanki solucanlar melanj bulunan yerlerin etrafında dolaşmaktadır.

    Gezegen çöl iklimine sahiptir. Bu nedenle Politika, ahlak, gelenek, savaş yani yaşama dair her şey suyun varlığı ya da yokluğu üzerinde şekillenir.

    Dune halkı fremenlerin gözlerinin yedikleri yemeğe, soludukları havaya bile karışan melanj bahar nedeniyle akı yoktur, mavi üzerine daha yoğun bir mavidir. Üzerlerinde en kıymetli varlıklarını, yani vücutlarından tüm yollarla çıkan suyu geri dönüşüme sokup, tekrar kullanımlarına verecek damıtıcı giysilerle dolaşırlar. Bu damıtıcılar olmadan gezegende yaşamak imkansızdır.

    İnsanlar saygılarını tükürerek, ağlayarak gösterirse bu karşısındakine vücut sıvısını feda edecek kadar değer verdiğini gösterir. Ölenler, düşman bile olsa, vücut sularını topluma iade ederler. Bu şekilde ölen toplum içinde var olmaya devam eder.

    Dune halkı kehanetlede işaret edilen bir mesih beklentisi içindedir. Annesi Jessica tarafından tüm akıl ve beden becerileri üstün Bene Gesserit Yöntemi öğretileri ile keskinleştirilen Paul belki de beklenen kişidir.

    Elimdeki kitapları bitirmeden yeni bir seriye başlamak istemiyordum ama artık hiç şansları kalmadı, mecbur bekleyecekler. Bu seri bitmeden bana huzur / uyku yok.

    Böyle mükemmel kitapları okuduktan sonra en kötü olan ne biliyor musunuz ? Bunlardan sonra okunan kitaplar basit ve yavan hissettirme tehlikesi altında kalıyor.

    Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, ikinci kitapta görüşürüz.
  • Sevgi, güzel bir kokunun adı mıydı?
    Sevgiliye dair bir koku, sevgiliden beklenen bir koku...
    Hani Seher vakti saba rüzgârı eserken dimağı doldurması için içe çekilen o bahar kokusu gibi! Hani sevgilinin bulunduğu tarafa yönelip başını kaldırarak derin bir nefes alır gibi!
    Sevgilinin kendine özgü bir kokusu vardır ya hani! Hiç unutulmayan ve başka bir kokuyla karıştırılmayan bir koku! Bazen bir saç telinden, bazen bizzat sevgili elinden gelip Gönüller’i sarhoş eder hani! Yalnızca burna değil, kalbe de giren bir kokudur ya o!