Peki, insan bu yolu tek başına yürüyebilir mi?
Tabi ki yürüyemez. Yürüyebilmesi için bir yol göstericiye ihtiyacı vardır. Bizim şahid olduğumuz odur ki insanın bütünüyle Allah için olduğuna iman ederek hayatını yaşaması ve bunun sonucunda Allah’ın ona tecelli etmesi kulun kendi çabasıyla, gayretiyle aldığı bir nimet değildir, tamamen Allah’ın ikramıdır. Kul da zaten bu hâle gelince çalışmakla onu kazanmadığını ve onun kendisine Allah tarafından saf ikram olarak geldiğini görür, anlar.
Kul bir tek çaba, gayret sarf etmiş, Allah’ın kendisine verdiği sermayeyi kullanmaya çalışmış, bunu yaparken de gönlünden rabbine dönmüş, rabbini tercih etmiş ve “senin için her şeyi yaparım, sana kurban olurum ya rabbi” demiştir. Aslında bunu söylerken “beni kurban et ya rabbi! Ben sana kurban olmak istiyorum. Bana ait bir şey olmasını istemiyorum, yalnızca sana ait olmak istiyorum” yani “illa lillah, ben senin içinim ya rabbi” demiştir. Allah da bunu kabul etmiştir. Kabul edince ne olur? -Allah âyet-i kerimede “senin rabbin dilediğini yaratır ve (zatına) seçer”422 Allah dilediğini, dileyeni zatına seçer, buyurur. Allah, kulun “ben senin içinim ya rabbi” demesini kabul edince onu zatına seçer ve ona tecellisini ikram eder. Sonuç olarak kul bu nimeti çalışmakla kazanamaz, çabasına, duasına karşılık Allah’tan bir ikram olarak onu alır.