• Doktora ilaç yazdırmaya gittim doktor sen işe gitme dedi rapor verdi. Insan ne ile karşılaşacağını bilemez. Sadece suan ne yapacağım diye bilir adım atar senin attığın adım Allah(cc) adımın yönünü tayin eder. Yeter ki sen adım atmayı bil adım atmadan Allah(cc)dan bekleme.
  • "Eşiğindeyim. Aşkın gözyaşları ile bas yüzüme. Bil ki ya oluşta ya ölüşteyim!"
  • Hz. Ali, Hz. Osman’a geldiğinde, aslında söylemek istediği her şeyi onun da bildiğini belirttikten sonra onun Müslümanlar nezdindeki değerini ifade edecek açıklamalarda bulundu. Sözleri sitem yüklüydü. Allah’tan korkup nefsini Allah’tan sakındırmasını istiyordu. Hz. Ali şöyle devam etti:

    -“Ey Osman, şunu çok iyi bil ki, Allah’ın kulları içinde en üstün ve faziletli olanı adil bir halifedir. Öyle bir halife ki kendisi hidayet üzerindedir ve başkalarını da doğru yola iletir. Bilinen sünnetleri uygular ve terkedilmiş sünnetleri ortadan kaldırır. Allah’a yemin olsun ki bütün bunlar apaçıktır. Sünnet ayaktadır ve kıstasları bellidir. Bid’atler de bellidir ve onların da ölçüsü vardır. Allah katında insanların en şerli ve kötüsü delâlette olan ve insanları da delâlete sokan zalim idarecilerdir. Onlar malum sünnetleri öldürerek terkedilmiş bid’atları uygulamaya koyarlar. Ey Osman, ben seni Allah’ın darbeleri ve intikamı konusunda uyarırım, senin bunlardan uzak olmanı dilerim. Allah’ın azabı şiddetli ve elimdir. Ey Osman, senin bu ümmet içinde öldürülerek, ölüm kapısını açıp kıyamet gününe kadar bu kapının açık kalmasına sebep olacak bir devlet başkanı olmandan sakınmanı dilerim.” Hz. Ali, böyle bir devlet başkanın insanları fitneye sürükleyerek onları paramparça bir halde terkedeceğini ve onların artık gerçekleri göremeyeceğini ifade eden sözleriyle konuşmasını bitirdi
  • ***
    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yaşıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen,
    Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol;
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
  • " Ve bil ki hayatta insan olan, insana yaraşan yol, doğruluk ve namusluluk yoludur. "
  • Her düştüğümde "daha öncekileri nasıl atlattıysam öyle atlatırım" diyorum kendi kendime , güçlü olduğumu biliyorum . Bir dayanak bulmama gerek yok , "kendi kendime yeterim deyip" tutunmadan kalkıyorum ayağa , eskisinden daha sağlam , eskisinden daha dik .

    Her ayağa kalktığımda ne kadar güçlü olduğumu bir kez daha hissediyorum ve düşünüyorum düşüşlerimi , ders çıkarıyorum kendime . En büyük dersimse "seni düşürenler var ise eğer , onlara bu yetkiyi sen verdin . Ya verdiğin yetkiyi geri al , yada onların seni tekrar düşürmelerine seyirci kal . "

    Her yanlız kaldığımda etrafımdaki boş kalabalığa bakıyorum , düşüncesiz boş kafalar , ruhsuz boş bedenler kaplı evren .
    Hislerim ve zekamın koalisyonundan çıkan kararla 1-2 kişiyi hayatıma alıyor , diğerlerinin altından sandalyelerini usulca çekiyorum . Eğer burası benim dünyamsa, sevdiklerimden başkası taht sahibi olamaz .

    Her yorulduğumda hedeflerimi bileme taşıyla yüz yüze getiriyorum . "Hedefi olanın yorgunluğu hep bir adım geridedir ." Diye yerleştiriyorum zihnimin ücra köşelerine ." Hedefe varmadan soluklanmak , yorgunluğu almaz . Geç kalmışlık ve Pişmanlık getirir " diyerek koşuyorum hedefe .

    Her ders çalıştığımda "zihnin , düşünebilmenin , beynin " ne kadar da büyüyebileceğini fark ediyorum . Şişirince Dünya olabilecek bir balon gibi ; ne kadar hava verirsen , o kadar büyür misali . Ve dünyalar kadar bilgiyi alabilecek zekam olsa da boş olan her bilginin yeni alınacak bilgiyi sıkıştıracağını öğrendim . Geç olsa da . . .

    Her boş kaldığımda hayatıma damga vuracak yeni kelimeler üretiyorum , kendim için . " ben çok güçlüyüm " diyorum mesela , yada " ben çok güzelim" , "ben çok başarılıyım " , ben çok becerikliyim " ... çünkü biliyorum ; "eğer birşeylerin gerçek olmasını istiyorsan önce kendin inanmalısın "

    Her birşey sorguladığımda aslında herşeyin sorgulanması gerektiğini fark ettim . Sorgulamadan inanmak "başkasının beynini ödünç almak " gibi , peki "senin beynin yok mu " dedim kendi kendime . Deliller bul , araştır , "bilenlere" soruştur ama körü körüne inanma ! . Gözlerini daima açık tut , Topraktan biten fidanı bile delil sayman gerekebilir . Bakmakla yetinme , gör ! . Aldığın nefesin değerini bil , hakkını ver . Boş geçme, çırılçıplak geldiğin dunyadan , bez parçasıyla göçmenin bile hakkını ver .
    Taklitten uzak dur , tahkik et . Tahkik et ki , soru işaretlerinden uzak durasın , neyi savunduğunu hakkıyla bilesin . Ve şunu da unutma İkra ; Bu dünya senin dünyan olduğu müddetçe altından tahtını alacak kişi çıkamaz , yeter ki sen izin verme .

    İKRA K.
    İ'BayanOkur-Yazar
  • Her ne yaşıyorsan bil ki imtihandır .
    Her şey geçer .
    Acıtır geçer , kanatır geçer ama geçer .
    Solundan bir parça eksiltir ama geçer .
    Daha önemlisi , en önemlisi biz imtihandan geçmeye bakalım .

    ~ Oğuzhan Çelebi ~