Büşra Taltekin

Büşra Taltekin
@busratl
Küçük şeylerden filizlenen, büyüyen balta girmemiş orman. Ona yazgı diyoruz, ama masa saatinin içine nasılsa girip altı rakamının dibinde ölmüş kalmış küçük bir sinek de diyebiliriz. Çünkü artık burada, bu dünyada her şey parçalar halinde ve her bir parça diğerinin yerine geçebiliyor. Çıldırmamız gerek ama yadırgamıyoruz. Ben örneğin hem kendini beğenmiş biri hem akvaryum balığı olabiliyorum, tül tül yüzgeçlerimle aptallık ve ölüm taşıyorum. Bu balık gerçeğin kendisi olabiliyor, ama gerçek daima biraz hüzünlüdür. Gerçeği ararken bir yandan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz. Çünkü aynı zamanda gerçek biraz utanç vericidir. Utanç bizi ikiye böler. İkiye bölünmenin en dayanılmaz yanı, iki parçanın da hala canlı olmasıdır.
Sayfa 97 - İletişim
Moskova’da ve taşrada başka büyük bir şairle de sık sık buluştum. Türk Nâzım Hikmet’le. “Şiirin gelecek olduğuna inanıyorum,” diyen bu büyük şair, Sovyet Rusya’da yaşıyordu. “Şiir, insan ruhundan devamlı bir şeyler talep eder,” dediğini de anımsıyorum. Hikmet yaşamının on sekiz yılını hapishanelerde geçirmiş, sayısız işkenceye dayanmıştı. Türk deniz kuvvetlerinde askeri isyana teşvik etmekle suçlanan Nâzım Hikmet inanılmaz cezalara çarptırılmıştı. Duruşması bir savaş gemisinde olmuştu. Bana anlatılanlara göre Nâzım önce bitkin düşene kadar güvertede yürütülmüş, sonra da beline kadar ayakyolundaki pisliğin içine sokulmuş. Benim şair dostum pislik kokusundan bayılacak ve aklını yitirecek duruma gelmiş. Fakat son anda kendini toparlamış. Düşünmüş, cellatlar beni bir yerden gözetliyorlar. Çöküp, pisliğin içine devrileceğimi görmek, kötü kaderime sevinmek istiyorlar. İşte o anda gururuyla gücü de geri geliyor. Önce ağırdan, usul usul şarkı söylemeye başlıyor. Sonra sesini yükseltiyor, iyice bağıra bağıra şarkılar söylüyor. O anda aklına gelen, bildiği halk türkülerini, aşk türkülerini, şiirlerini, halkının ezgilerini... İşte böyle yenmişti pislikleri ve acılarını. Bana bütün bunları anlattıktan sonra şöyle demiştim ona: “Kardeşim, sen o türküleri herkes için söyledin! Bizler bundan sonra ne yapmamız gerektiğini düşünmekten hiç çekinmeyeceğiz! Ne zaman şarkı söylemeye başlamamız gerektiğini de artık biliyoruz.” O bana halkının çektiği acıları da anlatmıştı. Ülkesinin derebeyleri köylülere hep acımasızca zulmetmişti. Nâzım onların hapishanelere atıldığını yaşamış, yiyecekleri ekmeği verip, tütün aldıklarını, sonra da açlıktan avludaki otlara bakıp durduklarını görmüştü. Önce biraz ilgiyle, ardından aç gözlerle. Ve bir kaç gün sonra da otları kökleriyle koparıp, çılgınlar gibi
Sayfa 151
Zayıfın zayıfı kurtarması olası mı? Güçlü geçinmeye ne gerek var? Hoş güçlü kişiliğine, görüntüsüne inandığım, imrendiğim nice insan tanıdım, daha büyük gürültüyle yıkıldılar. Benim yapımdakiler taze erik misali kırılmıyor kolay kolay. Gerektiğinde acındırarak, edepsizleşerek, dahası saldırarak yaşamdan kopamıyorlar. Kendimi yok etmenin her çeşidini imgeledim sadece. Ölümüme yas tuttum. Böylesi bir davranışın acı değil, çoğu kez kızgınlık oluşturacağını bildiğimden. Bana ben acıyabilirdim.
Sayfa 22 - Yapı Kredi Yayınları
Edebiyat

Büşra Taltekin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
Beğendi
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
·
2000 1. kitabı
Yusuf Atılgan
6.3/10 · 37,1bin okunma

Büşra Taltekin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·520 syf.·
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Jack London
8.9/10 · 135,4bin okunma