• Kimi zaman, tüm insanlar tamamen uyanık doğsaydı hayatın çok daha kolay ve çok daha az acı verici olacağı düşünülse de, herkes aynı düzeyde uyanık değildir.
  • Az önce babamla konuşuyordum telefonda:’ anneannemin ameliyat olacağını annemin de onun yanına memlekete gittiğini söyledi’. Bu bir torun için çok acı verici değildir belki ama annemin şu an hissettiklerini anlamam için oturup aynı durumda annemin olduğunu düşünmem bana o acıyı, sıkıntıyı,çaresizliği,korkuyu hissettirebiliyor. Bunu aylar önce sevdiğim insanın annesi ameliyat olacağı zaman onu anlayabilmek için onun yerine kendimi annesinin yerine annemi koymuştum da iliklerime kadar yanmıştım . Empati ya da başkasının acısını hissetmek , saygı duymak önemli şeyler. Tolstoy’un dediği gibi:’Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.’ Bunu niye yazdım niye anlattım onu da bilmiyorum. Duygusal boşluk mu bu dersin ?
  • Avrupalıların, kadından yararlanmak ve güzel göstermek için yapmayacağı şey yoktur. Kadınları hem ticarî meta hem de cinsel makine olarak görmelerinin gereği olarak bugün Avrupa'da güzellik malzemelerinin yapımında insan ve hayvan ceninleri kullanmaktan çekinilmemektedir. Hayvanlara acı çektirmekten zevk alan yeri geldiğinde 'Hayvan koruma meleği' kesilen Batılı yobazlar, onları güzellik sanayiinde kullanıyorlar.

    Merhemlerin güneşten korunma malzemelerinin, makyaj, yüz kremi, rimel, ruj, oje, şampuan, sprey, deodorant ve diğer kozmetik ürünlerinin nelere mâl olduğunu kadınlarımız biliyorlar mı acaba? Sadece ABD de 50 bin kedi, 61 bin maymun, 180 bin köpek, 554 bin tavşan ve milyonlarca fare "lüks" için katlediliyor. Deneyler ve kozmetik üretimi için her yıl 300 milyon hayvanın katledildiğini söylersek güzelleşme uğruna işlenen cinayetlerin boyutu, kendiliğinden ortaya çıkar. Böylesine bir vahşet sonrasında elde edilen kozmetik ürünlerini sarıp sarmaladığı makyajladığı ve gerçek benliğinden uzaklaştırdığı kadın "cazibesini" kullanmaya hazırdır artık.

    Güzelleşme uğruna katledilen sadece hayvanlar değil, kürtajla alınan bebeklerin kullanılması skandaldır.

    Aile ve manevi değerleri yıkma hareketini, bir taraftan da kürtaj cinayetini, "meşrulaştırılması" üzerinde neden bu kadar ısrarla durduğu nihayet anlaşılmıştır. Ortaya çıkan gerçekler tek kelime ile dehşet vericidir.

    Kozmetik firmalarında üretilen güzellik kremlerinde hayvan ve kürtaj plesantaları kullanılıyor. Bilindiği gibi plesanta , ana rahminde ceninin korunup geliştirildiği özel muhafaza. Yani "eş". Kürtajla rahimden kazınarak alınan bu plesantaların tonlarcası, başta Rusya'dan geliyor. St. Petersburg'daki hastane İS adlı kürtaj kliniğinden bir doktor, yanlızca kendi kliniğinin geçen yıl Fransa'ya tam 34.400 ton kürtaj plesantası sattığını söylüyor. Fransa'da bu plesantaları kozmetik firmalarına satan İnstitut Merieux yetkilileri ise dünyanın çeşitli ülkelerinden günde tam 19 ton plesanta satın aldıklarını açıklıyorlar. Böylece daha doğmadan öldürülen yüzbinlerce minik insan namzedi, bir avuç güzellik meraklısına yumuşak ve pürüzsüz, bir cilde sahip olması için kullanılıyor. Bu akıl almaz iğrençlik ve vahşet, "güzellik" ve çağdaşlık merkezi altında gizlenen çirkinlikleri bir defa daha bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor.

    Güzellik kremleri ve makyaj malzemelerinde hammadde olarak kürtaj sonucu düşürülen bebekleri kullandıkları Avrupa'da kozmetik firmalarınca itiraf edilmiştir. Bu konuda görüşleri alınan uzmanlar kozmetik sanayinin merkezi olan Fransa'da güzellik kremlerinin afişlerinde, "Cildinizi genç ve yaşayan hücrelerle gençleştirin!" ifadesinin yer aldığına dikkati çekerek, "İşte insan gençleştiren bu genç ve yaşayan hücreler kürtajla alınan doğmamış bebeklerden oluşuyor." Diye ifade etmişlerdir. Özellikle Rusya, Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerden sanki ihraç malmış gibi bu işin ticarete dökülmesi hayret vericidir!

    İşte bunlardan biri olan "para için bebek katliamı" başlıklı haber çok dehşet verici bir gazete haberi:

    Moskova'daki Uluslararası Tıp Biyoloji Enstitüsü'nde 5 aylık hamileyken kürtaj yaptıran Sweta adlı Rus kadının fotoğrafları tüm dünyada büyük şok yarattı. Sırf para için beş aylık bebeğini 8 bin dolara satan Sweta "Zaten iki çocuğum vardı. 3 çocuğa bakamazdık. Mecburdum." diyerek kendini savunuyordu. Ama kürtajla alınan bebeğin canlı olduğunu ve hareket ettiğini görünce de dehşete kapılarak ağlamaya başlıyordu. Muhabirin bildirdiğine göre burası ameliyathaneden çok, bir mezbahaya benziyor. Moskova'daki bir çok klinikte 5 aylık bebekler batılı zenginlerin, çıplaklık ve güzellik meraklısı kadınların güzelleşmeleri için resmen öldürülüyorlardı. Batıda estetik ameliyatlarında kullanılacak 5 aylık bir bebek 50 bin dolara alıcı bulurken bu rakam Moskova'da 8 bin doları aşmıyordu. Rus kadınları sırf bebeklerini satmak için hamile kalıyor ve 5 aylık olunca onu kürtajla aldırıp satıyorlar. Ve Rusya'da her iki hamile katından biri kürtaj yaptırarak insanlığın alçalışının örneğini sergiliyorlar.
  • merhabalar ben hercai romanını okudum ve çok acı verici bir yaşam hikayesi ve çok kötü olmüş ben hiç beğenmedim doğrusu ve dizi de var onu da izledim bu dizi bir daha yayınlamasını istemiyorum kendim acımdan ve fazla mardin ve midyatı kotumsuyorlar
  • “ “Kahve için.”
    “Kahve mi?”
    “Yemin ederim kısa zamanda moda olacak. Her derde deva bir şey. Size getiririm. Soğuk humorları kurutuyor, gazı gideriyor, karaciğeri güçlendiriyor, su toplanmasına ve uyuz hastalığına çok iyi geliyor, kalbi ferahlatıyor, karın ağrılarını hafifletiyor. Dumanı, göz akıntılarına, kulak uğuldamasına, burun nezlesine karşı öneriliyor. Hem sonra babanızla birlikte kendi kendinize yarattığınız tedirginlik verici kardeşi de gömün. Ve hepsinden önemlisi, kendinize bir sevgili bulun.”
    Bir sevgili mi?”
    “Kahveden daha iyi gelir. Yaşayan bir varlık için acı çekmekle, ölmüş bir varlık için duyduğunuz acıları hafifletmiş olacaksınız.”
  • İhtiyaçları fazlalaşan insanlar, kaynakların sınırlarını zorlamaya itilir ve yollarına çıkan savunmasız birinden bile irkilir. İş ve ücretler, yiyecek ve barınma, cesaret ve iyi niyet; hepsi sahip olamadıkları şeylerdir. Işık gölgeye dönüşür ve karanlık yüreklerini doldurur. Bu karanlık, insanın içindeki zayıflığı ele geçirir ve onu utanç verici işlere zorlar. Artık hiçbir dehşet veya korku dışlanmaz. Ümitsizlik ve çaresizlikle hepsi kötülük ve suça yönelir... Hepsi sefilleşmiş, bozulmuş birer pislik gibi gözükür. Fakat o denli alçalmış kişilerin de daha fazla alçalamayacağı bir çizgi vardır ve bu dönüm noktasında, dış dünya adeta yutar bu zavallı, talihsiz, kimliksiz insanları... Onlar Sefiller’dir; toplumdan dışlananlar...

    “Bana Sefiller kitabının tüm halklar için yazılmış olduğunu söylerken haklısınız. Sosyal sorunlar sınırları aşıyor. İnsan soyunun yaraları, yeryüzünü kaplayan o geniş yaralar, haritalardaki o mavi ya da kırmızı çizgilerde durmuyor hiç. İnsanoğlunun bilgisizlik ve umutsuzluk içinde bulunduğu, çocuğun kendisini eğitecek bir kitap ve ısıtacak bir ocak bulamadığı için acı çektiği her yerde Sefiller kapıyı çalar ve şöyle der: ‘Sizin için geliyorum! Açın kapıyı bana!’ Uygarlığın, içinde yaşadığımız şu alabildiğine karanlık saatinde, sefilin adı ‘insan’dır. O insan, bütün iklimlerde can çekişiyor ve bütün dillerde inliyor.

    Elimden geleni yapıyorum. Evrensel acıyla acı çekiyor ve onu hafifletebilmek için çalışıyorum. Elimdeki güç, bir insanın çok zayıf gücü; öyle olduğu için de herkese haykırıyorum: Yardım edin bana!”

    Victor Hugo