• Romanları yarım bırakmayı hiç sevmem ama okurken zevk almayıp sadece bitirmek için okumak da saçma bişey bunu öğrendim bu sitede.
    Uzun süredir okumayı düşündüğüm bir romandı aslında. Başları çok akıcıydı hızlı geçti ama 70 80 sayfa sonra inanılmaz durağanlaştı bitirmek istedim ama daha yarısındayım ve bu eziyete daha fazla dayanamadım.
    Aslında konu güzel ama yazarın anlatım tarzı ve konuyu işleyişi çok kötüydü. Karakterlerden hiç hoşlanmadım. Aralarında ne aşk ne başka duygu hissedemedim. Anlatım erkek karakterin ağzından olmasından da hoşlanmadım.
    İki kitaplık bir seri belki sonu güzel olabilir ama ben devam edemedim.
  • 960 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Merhabalarr. Kitabı bitireli biraz oldu. Aslında daha önce yazmalıydım ama kitap beni o kadar etkiledi ki ağlamadan bunu yazabilmemin imkanı yoktu. Tüm seri o kadar güzeldi ki bu sonu hala kabullenemiyorum. Sarah j maas yine harikalar yaratmış. Gerçekten hala seriyi almayı düşünen varsa düşünmeyi bırak ve al derim o kadar. Öncelikle dex e kitabı ciltli çıkarmaları için o kadar çok söylendik ki anlatamam ama sonunda ciltliyi kabul etmişler. Sonra hep diyoruz çevirileri düzgün yapın diye ama bu kitapta da yine hatalar vardı ama kitabı okurken pek takılmadım hatalara çünkü manyak gibi 3 günde bitirdim. Son gece de oturdum ve sabaha kadar okudum bitirdim. Ama değdi. Kitap bence çok güzel. Ama kalbim o kadar kırık ki. Yani tüm bu süreç boyunca kayıplar oldu ama hiçbiri bu kadar çarpıcı değildi. Yani spoiler olmasın diye uğraşıyorum ama bazı ölümler oldu ve ağlamaktan harap oldum. Ve aelin sahnelerinde o kadar deliriyordum ki anlatamam. Bu kitapta aelin meave tarafindan -ve cairn tarafından- işkence görüyor. Ve ikisini bi elime gecirsem boğazlarım ya. Fenrys'de buna tanıklık etmek zorunda bırakılıyor. Ama Fenrys öyle birşey yapıyor ki aşık oluyorsunuz ona da.Bir yandan Rowan deli gibi eşini arıyor. Bu sırada elide gavriel ve lorcan yardım ediyor ona. Lorcan da elide kendisini affetsin diye uğraşıyor. Tabiki lorcan ve elide'ın sonundan tatmin oldum ben. Elide mükemmelligini konuşturacak yine. Sonra sonra Dorian ve manon diger anahtarı ve crochanlari arıyor bir yandan. Tabiki manorian sahnelerine aşık ola ola okudum. Dorian bu kitapta öyle güçlü ki sonunda gerçekten manyak şeyler yapmaya başladı. Daha öncesinde baş karakter hep aelin diye herşeyi o yapıyordu o yüzden aelin pek sevmiyodum. Yan katakterler boşuna yazılmış gibi olunca sinir oluyorum hep ama neyseki bu kitapta hepsini daha çok tanıdık gördük. Neyse Dorian'ı öve öve bitiremem o yüzden de Manon'a geçelim. Manon tek kelimeyle efsane. Zaten çok seviyorum hastayım kadına bide bu kitapta yaptığı şeylerle iyice aşık oldum. 13ler ile birlikte acayip hayranım onlara ve keşke 13lerin kaderi böyle olmasaydı bu yüzden yazardan hep nefret edebilirim.(şaka sayılır sarahcım çok alınma ama yinede nefret edebilirim.) Neyse diğer bir yanda da lysandra ve aedion var. Aedion çok kızgın lysandraya fırtınalar imparatorluğunun sonu yüzünden.(Şahsen haklı olduğunu düşünüyorum ama birazcık abarttı aedionda) Ama Lys'de sonuna kadar uyguluyor aelinin planlarını. Cidden iyi bir dost. Neyse tabi bu arada Darrow'a acayip sinir oluyosunuz ama bence kendini az çok affetirecek sonda. Neyse gelelim yrene ve chaol'a ikisini zaten acayip seviyorum. Ama yrene harikasın be kadın. Nesryn ve sartaq çok güzellerdi her zamanki gibi. Gerçekten çok yardımları oluyor. Şafak kulesi sevme nedenimden biri de nesryn ve sartaqtı zaten. Neyse işte savaşlar falan oluyor bir sürü hemde ama hiçbiri aelin ve dorian'ın yaptığı şey kadar manyak değildi bence. Buralarda Dorian'ın babasının gerçek yüzünü dahada çok görüyoruz. Ve adam gerçekten adam gibi adammış. Lanet tanrıları da görüyoruz pisliklere hadlerini bildirecek ama aelin efsane bi şekilde.Ve ve ve o kadar uzun zamandır rhys ve feyrenin sahnesini bekliyordum ki delirdim okuyunca. Rhys gene tam bir reislik yaparak gözüküyor bu kitaptada. Neyse kitabın içindeki son savaşta sonunda aelin orynth'e gittiğinde işler hızlanıyor. Gavriel direk aedionu oğlunu görmeye gidiyor. Ve birlikte son bir savaş veriyorlar. Gavriel sahnesi aklıma geldikce hala hüzünlenirim. Kitapta o kadar çok fedakarlık yapıldı ki :(((( Neyse işte son savaşta Aelin Erawan ve Meave ile karşı karşıya geliyor. İlk başta işler zor gitse de sonunda takım aelin'e yardıma geliyor. Ama işler hala zor. Erawan şifacılardan nefret ettiği için bir hata yapıyor ve sonu da iyi olmuyor zaten. Dorian bir kere Erawan'a göstermişti gününü ve bir kez daha bunu yrene -harika kadın- ile yapıyor. O sırada da aelin rowan fenrys ve lorcan da meaveyle uğraşıyor. Dediğim gibi işleri zordu ama ne yapıp edip kraliçeyi yeniyorlar.( Meave yöntemlerin farklı olsaydı severdim seni. ) Herşey bittikten sonra birkez daha ağladım. Kayıplara ağladım. Verilen ve asla geri alınamayacak şeylere ağladım. Bu güzel serinin bitimine ağladım. Yani dostlar koskoca serinin sonuna geldik ve ben buna bir kez daha ağlamaya gidiyorum. Seriye bir kez daha başlayıp tekrar okuyacağım işte o zaman diger kitaplarında incelemsini eklerim belki buraya. Ama tabi bilmiyorum ne zaman çıkarım bu son kitabın etkisinden. SON SÖZ OLARAK KİTABI ALIN OKUYUN OKUTTURUN. Okumamak pişmanlıktır.( tabi okumak da pişmanlıktır.)
  • 378 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10
    Uzun hem de çok uzun zamandır merak ettiğim ama aynı zamanda da okumakta tereddüt ettiğim bir seri idi: “Study” serisi. Genelde tereddüte düşme sebebim ise okur yorumlarının olumlu olması, herkes tarafından beğenilmesi bende yüksek bir beklenti oluşturdu; okurken hayal kırıklığına uğrama ihtimalim nedeniyle hep erteledim. Bir süre sonra da baskısı tükenince harıl harıl kitapları arayıp durdum. Ve çok şükür buldum; zaman kaybetmeden okuyup yorumumla geldim.

    Spoiler içerir!!!

    Yelena idam edilmek üzereyken sıradışı bir teklif alır: Ixia’nın yeni komutanı Ambrose’un çeşnicisi olmayı kabul ederse, hapisten kurtulup en güzel yemekleri yiyecek ve sarayda yaşayacaktır. Ama komutanın en güvendiği adamı Valek’in Yelena’ya Kelebek Tozu adında bir zehir içirmesiyle Yelena her gün panzehir almak zorunda kalıyor. Böylece Yelena’nın kaçış ümidi de yok oluyor.
    Yelena bu süreçte her gün zehir konusunda eğitimler alıp giderek uzmanlaşır; sarayda dostlar bile edinmeye başlamıştır. Bu sırada Yelena’nın gizemli geçmişi ortaya çıkmaya başlıyor.
    Kitap çok hareketliydi, isimlerin fazlalığından dolayı kim kimdir necidir başlarda karıştırsam da sayfalar ilerledikçe nasıl bitti anlamadım. Vakit kaybetmeden serinin ikinci kitabı Büyü Ustası’nı okumaya başlıyorum.
  • @kitapsevergiresunlu Moderatörlüğünde
    @feride.akturan.eryilmaz
    @fayayinlari ndan çıkan @asenatmedya nın yazdığı #heykelcinayetleri okudum

    Eskişehir de işlenen akıl almaz cinayet ler ve sonrasında yaşananlar ön okumasını yaptığım mükemmel bir eser.
    Biraz ipucu vereyim olaylar hakkında
    Katil maktullerini zehirleyerek; -kanlarında pestisit maddesi bulunuyor- onları sanki sahneye çıkacaklarmış gibi giydirerek; (mavi etek, sarı kazak, kırmızı ayakkabı) bu güzel kombine ek olarak, her maktulde rengi değişen çantalar ve anlamsız notlar bırakıyordu. Belki de en acımazsız olanı, her maktule yedi tane heykel yutturuyordu. Evet maktullere heykel yutturan bir seri katil. Peki katil kim ve neden bu cinayetleri işlemiş?
    Sizde çok merak ediyorsunuz dimi kitabı alıp okuyun mutlaka 191 sayfa muhteşem bir eser iyiki okudum dedim.

    #alıntı
    Nefistir seni yola koyan, yolda kalır nefse uyan. Y. Emre

    " Aşk; üç harf, tek hece, birçok şarkıya, yazara ilham veren o kelime içerisinde neler barındırıyordu? Bence acıdan başka bir şey değildi. Bir rivayete göre kavuşamayanların yaşadıkları aşktı. "

    " Var olmak mı, yok olmak mı, bütün soru bu! Düşüncelerimisin katlanması mı güzel, zalim kaderin yumruklarına, oklarına yoksa diretip bela denizlerine karşı dur, yeter demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! "

    #heykelcinayetleri
    #fayayınları
    #kitapsevergiresunlununetkinligi
    .
  • 424 syf.
    ·8 günde·Beğendi·7/10
    İlk kitapta yorumunda bahsettiğim gibi Amy'nin uyandırılışı, gemide ki yalanlar, saklanan gerçekler anlatılıyordu. Gizemli cinayetlerin ilk akla gelen kişi tarafından yapılmış olması kitabın etkisini azaltsa da ikinci kitapta ki kurgu daha güzel ve daha sürükleyici idi.
    Godspeed'in yalanlarla beslenmesinden sonra şimdi de kaosla yönetilmesini anlatan Bir Milyon Güneş kitabında, Amy'nin  uyandırılışının üzerinden 3 ay geçmiştir ve dünyadaki eski yaşamı artık çok gerilerde kalmıştır. Godspeed'in metal duvarları arasında kendini tutsak olarak gören Amy her şeye rağmen umudunu yitirmez ve kendini Orion'un bıraktığı ipuçlarının peşinde bulur. Artık geminin lideri olan Çırak, gemiyle ilgili korkunç gerçeği öğrendiğinde ise o ve Amy bulmacanın parçalarını bir araya getirmek için zamana karşı bir yarışta bulurlar kendini. Bu süreçte birlikte ilerleyip, ipuçlarının peşinde koşarlar. Bu durum onları birbirlerine yaklaştırırken, gemide büyüyen kaos ise bir o kadar uzaklaştırmaktadır.
    Gerçeklere adım adım yaklaşırken gemide kaos had safhaya ulaşmıştır. Bıraktığı ipuçlarında Orion Amy'den bir karar vermesini beklemektedir.
    Bilim-kurgu okumayı severler için ideal bir seri. İkinci kitabı ilk kitaba göre daha çok beğendim. İkinci kitap daha sürükleyici ve sonu tahmin edilir değildi, Amy ve Çırak ile birlikte öğrendiğim gerçeklere şaşırdım.
  • 448 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Evett öncelikle merhabalar bu kitabı baya önce okuyacaklarıma eklemiştim kargom bu hafta cuma günü geldi ve 4 kitabı da bitirdim (birisini wattpadden)bugün günlerden pazar günü 4 kitabı bitirmiş olarak düşüncelerimi yazmak istiyorum.Aslında ben gençlik kitaplarını çok severim aşk aksiyon ve daha fazlası bu kitabı ilk okuldaki arkadaşlarımda görerek almak istemiştim wattpadden çıktığını biliyorum biraz ön yargılıydım bu yüzden ama bu kitapları iki gün içinde bitirdim acayip sürükleyici bir seri öncelikle kitabın içinde biraz küfürler var bunu yazmak istedim.Kitapda evlenmeden çocuk yapmak, alkol vs. var bu kitabı okurken eğer çok ama çok etkileniyorsanız çok fazla kendinizi kaptırmayın derim güzel bir kitapdı illa okuyun denecek gibi değil ama okuyabilinir bir seri
  • 800 syf.
    ·18 günde·Beğendi·9/10
    Ve seri tamamlanır... Ejderha Dövmeli Kız, Ateşle Oynayan Kız ve Arı Kovanına Çomak Sokan Kız...yani Lisbeth Salander..Orjinal bir karakter.. Asosyal,sorunlu ,zeki ama sanki biraz otistik, biseksüel ,punk ,çevik ,güçlü bir Amazon kadını...Karakter de serinin üç kitabı da çok etkileyici,heyacanlı...

    Özellikle Stieg Larsson 'nun bu kitabı, serinin diğer kitaplarıyla bütünleştirip sunmasına hayran kaldım. Kitabın Lisbeth' in mahkemesi bölümü ise çok güzeldi, bir solukta okudum...Çok etkilendim...Güzel kurgulanmış çok zekice yazılmış bir seri...Bitsin istemedim...

    Yalnız başka bir yazar tarafından tamamlanmış serinin diğer kitaplarını okumayı düşünmüyorum.Bence yazarın kendisine ait kurgusu burda bitmeli...