• Ben bir martıyım ve doğamla sınırlıyım. Eğer uçuş hakkında daha çok şey öğrenmem gerekseydi, beyin yerine uçuş haritalarım olurdu. Daha hızlı uçabilmem içinse bir şahininki gibi kısa kanatlarım olmalıydı ve ben balıkla değil fareyle beslenmeliydim.
    Richard Bach
    Sayfa 24 - Epsilon Yayınevi
  • Kışın getirdiği tüm güzellikler sende saklı gibi.Önceleri elimi uzatsam yıldızlar değecekmiş gibi hissederdim şimdi ise tam karşımdasın.Sen ki doğama nakşedilmiş en güzel çiçeğim kokuna nasıl hasret kalmam ki?
    Üzüntüleri siler bir tebessümün tüm huzuru bahşeder avuç içlerinde sonsuz bir masal gibi.Sahi sen hangi düşümün gerçeğisin?Tüm benliğime aykırı durur gözlerinden yeniden var olan sevgim.Sahi neyini sevdim ben senin? Saflığın ebedi hali gözlerini mi? Tüm gezegenin güzelliğini sığdırdığın avuç içlerini mi? Her içime çektiğim de cennetten eksilme kokunu mu? Neyini sevdim ben..
    Bürünmüş bütün tenim senin adınla başlayan her cümleye.Üzerime sen çökmüşsün senden başka lisanım yok benim.Aklımı aldığı gözümün gördüğü her yerde seni bildim ben.Sen benim dünümden bugünüme en güzel yarınımsın hiç bitmek bilmeyen..Şimdi dört bir yanım senle dolup taşmış dudaklarında azad edilmeyi bekliyor tenim.Sahi nerede kaldın sen? Beklediğim tüm yollar gelmene yüz tutmuş.
    Renkleri seninle sevdim ben.Sen benim siyahıma en güzel beyazımsın! Sen ki mavinin her tonunda aşk, siyahın her tonunda hasretsin..Hani sorsalar dünya nedir diye.Bir gökyüzü derim bir de denize düşmüş yüzün o denli kapılmışım denizine deryana hiç usanmadığım inadına😊Mesafeler dediğin nedir ki? Ben resimlerini öptüğüm de anlamıştım seni sevmenin ne denli emsalsiz olduğunu.Şimdi hiç sana seni seviyorum denir mi?
    Aşk senin iki dudağının arasında bir sır gibi.Bana sadece seni sevmek düşmüş..Şimdi sorsalar o kim diye ben derim.Bende benden bile çok olan derim.Evim derim yurdum derim.Tüm satırlarıma gizli öznem gibisin.Seni hangi sıfata koysam sığmıyorsun dolup taşıyorsun ne yapacağım ben? Hangi kelam seni anlatacak ki? Özlüyorum balım.Sen benim acılardan örülü duvarları yıktığım miladımsın.Nasıl denir bilmiyorum ama ben seninle sınırlıyım senden ötesi intiharım.. Şimdi güneş doğar umarım odana pencerenden süzülür mutluluk ve ben seni beklemeyi hep vuslat bilirim kendime. Günaydın hayatıma hayat katan kadın , günaydın dünyada ki cennetim, günaydın huzuru avuç içlerin de bahşeden kadın, günaydın dünyamın en güzel manzarası, günaydın gökyüzüne açılan en güzel pencerem, günaydın bana aşkı bahşeden kadın, günaydın esmerin dünyada ki en güzel teni, günaydın ve günaydın gözlerim gözlerine değdiğinde gölgesine köle olduğum kadın💫
  • Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini, tonlarını ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum. Ve korkunç derecede sınırlıyım. Uğrunda yaşayacağım çok şey var, yine de anlaşılması mümkün olmayacak kadar hasta ve üzgünüm.
  • Ve  öyle çok sinirliyim ki çevrendeki kalabalığa,
    Ağzını burnunu dağıtasım var seni sevme ihtimallerinin.
  • Çok sinirliyim, canım da ziyadesiyle sıkkın. Hani şey diyorum, sarılsak mı?
  • 1142 syf.
    ·89 günde·6/10
    Herkesin eline alınca bırakamayıp kısa sürede bitirdiği bu kitabı ben en uzun sürede okuma rekoru falan kırmış olabilirim, biraz benimle ilgili olan sebeplerden ve çoğu da kitapla ilgili olan sebeplerden.

    Serinin üç kitap olduğunun ve bunun da ikinci kitap olmasından dolayı konuların biraz ilerlemesini ya da bilmiyorum Kvothe'nin neden basit bir hancı olarak her şeyden vazgeçip inzivaya çekilişine sebep olan olaylara biraz giriş yapılmasını bekledim. Tabii ki bütün düğümün bu kitapta çözüleceğini düşünmedim ama birkaç sorunun cevabını almak isterdim. Ancak sonuna geldiğimde elimde nerdeyse hiçbir şey yoktu ve kitabın gereksiz yere uzatıldığını düşündüm.

    Kvothe'nin üniversite maceraları eğlenceli ama gereksiz uzatılmış, Maer'in yanındaki olaylar ilgi çekici ama gereksiz uzatılmış (ve adama da bayağı şaşırdım, kur yaptığı kadına mektuplarını bile Kvothe'ye yazdırıyordu yuh yani), sonra tamamen neden olduğu tam anlaşılmayarak Kvothe'nin birtakım haydutları uzun uzun araması (belki sonundaki Chandrialılarla ilgili minicik bilgi için burayı çok da eleştirmek istemiyorum), bir ara yine bir anda Kvothe'nin kendini efsanevi Felurian'ın yanında bulması merak uyandırıcı ama çok fazla uzatılmış (Cthaeh kısmı sorulara cevap olacak gibiydi ama ne hikmetse önemli olan bu kısım da kısa kesilmişti), Felurian'ın yanından ayrılıp da Ademre'ye gidip uzun uzun Ketan ve Lethani eğitimi alması (evet Lethani düşünce olarak ilgi çekici ve Ademre'dekilerin el hareketleriyle duygu yansıtmaları gibi kısımlar etkileyiciydi ama anladık yani aq tamam siz hepiniz muhteşem ileri seviyesiniz biz barbarız, bunu bir milyon defa söyleyince artık etkisi geçip sadece can sıkıcı oluyor), dönüş yolunda yine gereksiz bir sahte Edema Ruh vakası yaşanması ve nihayet asıl merak uyandıran kısımlara gelince de kısa kesilip neredeyse paldır küldür bitirilmesi canımı sıktı. Yani bu kadar sayfanın olduğu bir kitapta çok az bir zaman dilimi verilmişti ve üçüncü kitabın daha uzun bir zaman dilimini nasıl kapsayacağı merak konusu benim için.

    Karakterlerde de ilk kitaptakinden pek fark yoktu, yeni karakterlerde de sevdiğim ve anlam veremediklerim oldu. Ancak ilk kitaptan beri olan ve Kvothe'nin abayı yaktığı Denna niyeyse seni de karakter olarak pek sevemiyorum, yine de yaşadıklarına dair verilen azıcık bilgi biraz sana ısınmamı sağladı. Keşke haminin kim olduğuna da minicik değinilseydi, neyse.

    Bilmiyorum genel olarak olumlu yorum alan bu serinin beklentimi pek karşılamaması ve dediğim gibi merak unsurunu hiç tatmin etmeden, en azından şimdilik alakasız görünen bölümlerin aşırı uzatılmasından dolayı ben biraz sinirliyim sanırım bu kitaba. Yine de son kitap çıkınca onu da okumaya niyetliyim.

    Son olarak Elodin seni hep sevdim hayatım, en sonunda derslerinde uyguladığın mantığı Kvothe'nin de kavramasına sevindim. Umarım sonrasında da seni bol bol görürüz. Hatta senin hakkında bir kitap da yazsa fena olmaz sanki yazar. Neyse öncelikle yıllardır yazılmayan son kitap gelsin de bakarız.