Meşguliyet iyidir :DD
İstesem, çoğunun ne mal olduğunu pek güzel görebilir, böylelikle kendilerini bazen hayrete düşürebilirdim. Ne var ki, böyle bir şeye seyrek olarak hevesleniyor ya da bu konuda hiç istek duymuyordum. Hep kendimle, hep kendi kendimle meşguldüm.
Sayfa 120
Roman
“Âteş-i aşkın dilimde her ne dem pür-cûş olur Dûd-ı âhım şu’le-i dûzahla hem-âğûş olur Ol kıyâmet-sûz-ı aşkım kim reg-i dâğ-ı derûn Sad-hezârân âfitâb-ı mahşere serpuş olur” Leskofçalı Gâlib Bey (Ey Sevgili!) aşkının ateşi, gönlümde her ne vakit coşup kabarır; işte o anda, içimde ateşinden neş’et eden) ahlarım dumanı, cehennem Aleviyle (iki eski dost gibi) kucaklaşır, birbirine karışır. Kıyameti (bile) yakan öyle bir aşka sahibim ki, içimdeki dağlama yaralarından sarkan (kömürleşmiş yanık) damarlar, (eğer iplik yumruğu gibi tezgaha gerilip dokunsa) yüzbinlerce mahşer güneşine serpuş olur (da onların ateşini tesirsiz kılar).
Sayfa 122·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
......... GEÇTİ
1 Ateş-i ışka yanup dil men ü mâdan geçdi Hak oldi ser-i kûyunda hevâdan gecdi 2 Dûd-ı âhumla gözüm yaşına rahm eyle beni Yire geçdi birisi biri semâdan geçdi 3 Ka'be-i kûyuna irgür beni kurbân oldi Bil Halilem buni dil sa'y u safâdan geçdi 4 Aks-i çeşmümde gören "aks-i ruhun didi şehâ Suya düşmiş sanasın mâh ya mâdan geçdi 5 Gel tabîbüm yüri sen itme Sıyâmî'ye ilac Çâre yok derdine anun şimdi devâdan geçdi
Rousseau dan kaçış yok :DD
Volter'e yaklaşacak kadar muazzam iki dahi vardı bunların biri Jan-Jacques Rousseau ve diğeri Diderot'ydu.
Sayfa 32
Anı-Mektup-Günlük
Elvis Presley'in pek çok konserinde gençlik adeta ayaklanıyor, bayan hayranları sahneye ve kulise hücum ediyordu. Genç bir erkek olarak Elvis dd bunun keyfini sürüyordu. Bu günlere dair, arkadaşı ve koruması olan Red West şöyle diyordu: "Günde onunla birlikte olmak isteyen 3-4 kızı getirip Elvis'e bırakıyorduk." Elvis, şöhreti arttıkça etrafında arkadaşlarından bir grup oluşturmuştu. Her türlü işini gören ve korumalığını da yapan bu arkadaşları, ona ulaşmaya çalışan tanımadığı kızlar için de adeta bir çeşit ön eleme kademesi olmaya başlamıştı.
Sayfa 526 - Kralın olduğu yerde saray erkânı, sarayın olduğu yerde de "ön eleme" doğar. Bataklığın asıl dehşeti dipsizliği değil, davetkârlığıdır.·Kitabı okudu