• "Hadi devam et şimdi... kuru yaprakları... deniz taşlarını... gözyaşını... sorulamamış soruları... senden kalan sesleri... yaşanamamış paylaşılmışlıkları... birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları ve hüznü... ve özlemi biriktirmeye."
  • 192 syf.
    ·2 günde·8/10
    İnsan denizin kokusunu bir kez içine çekti mi bir ömür görmese de özlemi kavurur insanı. Peki ya Mahmut gibi aileniz denizcilerden oluşuyorsa birde üstüne tüm sokaklar denize çıkıyorsa. Denizden ne kadar ayrı kalabilirsin ki? Kara insanı ya da deniz insanı olmak.. Ait olmak istediğin yer ve ailenin en azından bir mezarın olur diretmesiyle karaya hapsolmak mı? Kim atıldığı zindanda mutlu olur ki. Özgürlüğe bu kadar yakınken.. Tekrar tekrar okunası kitaplardan biri. Zaten yazar şiirsel anlatımıyla bir solukta okumanızı sağlayacak. Okurken denizin kokusunu buram buram içime çektim. Dalgaların sesi beni dinginleştirdi. Satır aralarında çocukluğum göz kırptı bana ️ Ve Yüreği deniz kokan insanları sevin...
    Her kütüphanede olması gereken kitaplardan biri
    ️Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın 1946 da yazmış olduğu bir eserdir. Halikarnas Balıkçısı adıyla bilinen deniz ve bodrum aşığı Cevat Şakir, eserine bir denizcilik terimi adı olan "Aganta Burina Burinita" adını vermiştir. Kapak ismi beni çok meraklandırmıştı doğrusu. Kulağa cok hoş geliyordu bu terim. Ne demekti peki Aganta Burina Burinata ? Serenlerin üstündeki alt ve üst yelkenleri tut.
    ️"Denizciler derler ki, büyük fırtınalarda karanlığın ortasından bir ses onları adlarıyla çağırırmış. İşte o çağıran ses kendi kaderleriymiş."
    ️"Nitekim deniz de bağrına atılan taşı unutur ama o taş yine oradadır ve oradan bir daha çıkmaz."
    ️"İnsan dünyaya oyun oynamaya gelir. Bazı insanlarn yaşamı romandır."
    ️"Onda, herkeste arayıp arayıp da pek az bulduğum veya hiç bulamadığım ve yine özleyip durduğum bir şeyin pek çoğu vardı."
    ️"Fırtına kopmazken epey önce köpekbalıkları derinlere kaçarlar. Akdenizliler bu balıkların başlarından aldıkları bir yağı şişelerde koyup saklarlar. Hava bozulacaksa yağlar bulanır. Denizcilerin ilk icat ettikleri barometre işte budur."
  • Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin… Hadi devam et şimdi, kuru yaprakları… Deniz taşlarını… Gözyaşını… Sorulamamış soruları… Senden kalan sesleri… Yaşanamamış paylaşılmışlıkları… Birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları ve hüznü… Ve özlemi biriktirmeye...
  • Solarken

    karaya çekilmiş, çürümeye terk edilmiş
    yaşlı bir gemi iskeleti gibi direniyorum zamana
    şimdi kimsenin hatırlamadığı
    alelade bir törenle sudan çıkarıldım
    üstelik hemen kıyısına oturtuldu gövdem suyun
    kederli şarkılar düz onları söyleyeceğim
    acıdır insanın yanıbaşındakine özlemi

    ölüme alışmak kolay seni öldü bilmeli
    dalga sesleri yalan, deniz fenerleri yalan
    çıkıp gidesim yok, gökte ağaç izleri
    yüzmeye bir uzuv bırakmamış kimseler buna
    sanki bir adım daha atsam ağlamayı bırakacağım
    uzun denizler aşasım var boğazlardan geçesim var
    elimin uzanmadığı dallara konan kuşlara selam ederim
    ölüme kavuşmak kolay, seni öldü bilmeli
    seni öldü bilmeli, şükredecek haldeyim
  • En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür...
    Nâzım Hikmet Ran
    ( 1902 - 1963 )

    Edebiyat dünyasının vatan özlemi çeken mavi gözlü aşk adamı..Bu gün senin bu gün edebiyatın,aşkın..Mavi'nin 💙
  • Yanlarında bir "Balrog" da vardı. Çok kötü
    bir durumda yakalanmışlardı, Thorondor zamanında
    yardımlarına yetişemediği için, Gondolin’li Altın Çiçek
    Hanedanı‘nın reisi san saçlı "Glorfindel’in" yiğitliği sayesinde
    güçlükle kurtulacaklardı.
    O yüksek yerde bir kayanın üstünde Glorindel’in Balrog’la
    yaptığı düello hakkında söylenen birçok şarkı vardır; ve ikisi
    de ölerek derin uçuruma yuvarlanacaktı. Ama yetişen kartallar
    Orkların üzerine saldırıp çığlıklar atarak onları geri püskürttü;
    hepsi ya öldürüldü ya da uçurumlara düştü, böylece
    Gondolin’den kaçışın söylentisi uzun süre Morgoth’un
    kulaklarına ulaşamadı. Sonra Thorondor, derin uçurumun
    dibinden Glorfindel’in bedenini kaldırıp getirdi, onu geçidin
    yanına koyup üzerine taştan tepecik oluşturdular; orada
    yemyeşil otlar bitti, dünya değiştirilene dek, san çiçekler
    taşların kıraçlığı ortasında onun üzerinde açacaktı.
    Böylece Huor oğlu Tuor’un yönetiminde Gondolin’in
    kalanları dağları aşıp Sirion Vadisi’ne ulaştı; güneye doğru
    yorucu ve tehlikeli bir yolculukla ilerleyerek sonunda Söğütler
    Diyarı‘na, Nan-tathren’e geldiler, çünkü Ulmo’nun kudreti
    hâlâ büyük nehirde sürüyordu ve etraflarındaydı. Orada bir
    süre dinlenerek yaralarını ve yorgunluklarını iyileş-tirdiler;
    ama kederleri iyiieşmiyordu. Gondolin’in, orada ölen Elflerin,
    genç kızların, karılarının ve Kral’ın savaşçılarının anısına bir
    ziyafet düzenlediler; yıl biterken Nan-tathren’in söğütlerinin
    altında pek çok şarkı söylendi. Orada Tuor oğlu Eërendil için,
    Suların Efendisi Ulmo’nun Nevrast kıyılarına gelişi hakkında
    bir şarkı yazdı; deniz özlemi kendisinin ve oğlunun kalbinde
    uyandı. Bu yüzden Tuor ve Idril, Nan-tath-ren’den ayrılıp
    nehir boyunca güneye, denize gittiler; Sirion deltalarının
    yanında yerleşerek halklarını kısa bir süre önce oraya kaçan
    Dior’un kızı Elwing’in halkıyla birleştirdiler. Gondolin’in
    çöküşü ve Tuor’un ölümüne dair haberler Balar’a ulaştığında,
    Fingon oğlu Ereinion Gil-galad, Orta Dünya’da Yüce Noldor
    Kralı olarak adlandırıldı.
  • 192 syf.
    ·10 günde·Beğendi·10/10
    Hey gidi deniz hey!
    Çok derin bir deniz sevdası anlatılıyor.
    Denizdeki kavramlar, toprakla deniz arasındaki ayırdımlar, insanlar, denizciler ve deniz harmanlanmış bir kitaptı.
    Denizi anlatırken tutkusunun insanın peşini bırakmayacağını anladım, vazgeçmişti tam! Hayır vazgeçmemiş fedakarlık etmiş. Ama insan özgürdür, yapmalı kafasına koyduğunu.
    Zaten sevgisinden merhametinden vazgeçemediği her şey için kendi hayalinden vazgeçiyor, sonunda onu artık hiç bir şey alıkoyamıyor.
    Denizci babanın deniz aşkıyla yanıp tutuşan oğlu Mahmut!
    Sigara içip sigara içme demek gibi; sevme, gitme sen bu denize(denizci olma) diyorlar.
    Tutkusu daha da büyüyor.

    Halikarnas balıkçısı, bu tutkuyu anlatırken ekmek kazanma kaygısını, hasretlik duygusunu, fedakarlığı, aşkı, cehaleti, bilgiliyi, özlemi ve bir çok duyguyu da işlemiş.
    Deniz insanı ile kara insanı bir olur mu? Bu ikisi arasındaki kültürel farkı da gayet güzel yansıtmış.
    Hem de ilk kitabıymış Aganta Burina Burinata!
    Bu ismin ne anlama geldiğini ve buna benzer bir çok denizle ilgili kavramı da aralara açıklayarak vermiş okura.
    Valla güzeldi arkadaşlar.

    Cevat Şakir Kabaağaçlı veya tanınan adıyla Halikarnas Balıkçısı, Bodrum'a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikâye yazarıdır.
    Doğum tarihi: 17 Nisan 1890, Girit, Yunanistan
    Ölüm tarihi ve yeri: 13 Ekim 1973, İzmir

    Hayatlarınızı başkalarının ellerine bırakmayın, yapmak istediklerinizi gözden geçirin ve yapın!

    🤍