Mátia Mou

Mátia Mou
@dmtcandg
Edda-i Vel Müsted-i youtu.be/yyhsqoEPCVM
suçlu
Artık soyguncular yasal hale gelmişlerdi. Zulüm ve baskı yönetimce destek görüyordu, zayıfın ezilmesi sıradanlaşmıştı. İnsanlar yalakalık yapıyor, saygı gösteriyordu. İşte böylece insanın bencilliğinin ilk sonucu olarak sıradan kişiler caniye, sevginin çocukları katile dönüşmüştü: Böylece insanın baştan bencilliği büyümüş ve kat be kat bir şamarla ona geri dönmüştü!
Felsefe
Çiçeğim Sakız Hanım efkarlanıp bu şarkıyı açmamı istedi..
Duvarları mavile boyadım Maviyi çok seversin Penceremde menekşeler dizili Sularken şarkı söylersin Gramofonda eski alaturka Hoşuna gider biri... #Maviduvar🎶
Müzik
Varlık Evi
Ebedi ruh asla mutlu olamaz; o hep coşkuyu yüceliği arar. Bunun üzerine yüreğim "Can Güzelliğini" arayıp buldu ve "Sen bilgesindir; beni kadının gizemi konusunda aydınlatsana." dedi. O da yanıt verdi; "Hey insan yüreği, kadın senin kendi yansımandır sen ne olursan ol, o odur; nerede yaşıyorsan oradadır; o din gibidir, cehalet tarafından değişik yorumlanmadıkça ve ay gibidir, bulutlar örtmedikçe ve esinti gibidir, ahlaksızlıklarla zehirlenmedikçe."
Felsefe
Şemsi Paşa pasajında sesi büzüşesiceler...😋 @TutunamayanlarDizisi
Televizyon
Hiç-ender hiçim
Dördüncü Fıkra: Hakikat ilmini, hakikî hikmeti istersen; Cenab-ı Hakk’ın marifetini kazan. Çünki bütün hakaik-i mevcudat, İsm-i Hakk’ın şuaatı ve esmasının tezahüratı ve sıfâtının tecelliyatıdırlar. Maddî ve manevî, cevherî, arazî herbir şeyin, herbir insanın hakikatı, birer ismin nuruna dayanır ve hakikatına istinad eder. Yoksa hakikatsız, ehemmiyetsiz bir surettir. Yirminci Söz’ün âhirinde, şu sırra dair bir nebze bahsi geçmiştir. Ey nefis! Eğer şu dünya hayatına müştaksan, mevtten kaçarsan kat’iyyen bil ki: Hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır. O dakikadan evvel bütün zamanın ve o zaman içindeki eşya-i dünyeviye, o dakikada meyyittir, ölmüştür. O dakikadan sonra bütün zamanın ve onun mazrufu, o dakikada ademdir, hiçtir. Demek güvendiğin hayat-ı maddiye, yalnız bir dakikadır. Hattâ bir kısım ehl-i tedkik, “Bir âşiredir belki bir ân-ı seyyaledir.” demişler. İşte şu sırdandır ki; bazı ehl-i velayet, dünyanın dünya cihetiyle ademine hükmetmişler. Madem böyledir, hayat-ı maddiye-i nefsiyeyi bırak. Kalb ve ruh ve sırrın derece-i hayatlarına çık, bak; ne kadar geniş bir daire-i hayatları var. Senin için meyyit olan mazi, müstakbel; onlar için haydır, hayatdar ve mevcuddur. Ey nefsim! Madem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: “Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman’a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim. Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim. Îman ve Küfür Muvazeneleri
Din