Friedrich Nietzsche
Anti-Darwin.— İnsanın geniş kapsamlı alın yazılarını incelediğimde beni en çok şaşırtan şey, karşımda daima Darwin’in ve ekolünün bugün gördüğü veya görmek istediği şeyin: Yani daha güçlü olan, daha iyi durumda olan lehine seçimin ve türün ilerlemesinin tam tersini görmek oluyor. Tam tersi hissedilmektedir: Şanslı talihlilerin yok edilişi, daha gelişmiş türlerin yararsızlığı, vasat olanların, hatta vasatın altında olanların kaçınılmaz egemenliği. Bize insanın yaratıklar arasında neden bir istisna olduğu gösterilmediği takdirde, Darwin ekolünün her yerde yanıldığına dair önyargıya eğilim gösteriyorum. Tüm değişimlerin nihai nedenini ve karakterini fark ettiğim güç istenci, seçimin neden istisnalar ve şanslı talihliler lehine yapılmadığına dair nedenler sunmaktadır: Organize sürü içgüdüleri, güçsüz olanların korkaklığı... Salt çoğunluk karşısında en güçlü ve en talihli olanlar bile güçsüzdür. Değerler dünyasına ilişkin genel görüşüm, bugün insan üzerinde hüküm süren üstün değerleri ellerinde tutanların şanslı talihliler, seçkin türler değil, daha ziyade çökmüş türler olduğunu gösterir—belki de dünyada bu istenmeyen manzaradan daha ilginç bir şey yoktur— Ne kadar tuhaf gelirse gelsin, güçlüleri daima güçsüzlere; talihlileri talihsizlere; sağlıklı olanları dejenere olmuş ve kalıtsal lekelerden dertli olanlara karşı savunmalıyız. Gerçekliği bir ahlaklılık olarak tercüme ettiğimiz takdirde, bu ahlaklılık şöyle olur: Sıradan olanlar istisnalardan daha değerlidir; çökmüş biçimler sıradan olandan daha değerlidir; hiçliğe duyulan istenç yaşam istencine hüküm sürmektedir—ve Hristiyan, Budist ve Schopenhauer terimleriyle hedef: “Olmaktansa olmamak daha iyidir.” Gerçekliğin bir ahlaklılık olarak tercüme edilmesine isyan ediyorum: Bu nedenle, korkunç bir gerçekliğin üzerine
Felsefe
"Bana geleni kabul ediyorum sadece, pencereme konan bir kuşu karşılar gibi. Ama biliyorum ki konuğumun kanatları vardır ve birazdan uçacaktır. Ümitsizlikten doğan bir boyun eğiş bu, hazin bir tadı var."
Sayfa 127·Kitabı okudu
Reklam
Rica ediyorum Helya Alaz. Sen kendi güneşinin tadını çıkar , ben de kendi güneşimin..
Herkes korkarak hicret ederlerken, Hz. Ömer hicretinin hemen öncesinde Kâbe’nin avlusunda Mekkelilere şöyle haykırmıştır: “Ey Kureyş topluluğu! Ben yarın bir grup Müslüman ile Yesrib’e hicret ediyorum. Hanımını dul, çocuklarını yetim, anasını evlat acısı içerisinde bırakmak isteyen varsa, yarın gelsin bana engel olsun.”
Alıntı
Göğsümü şişiriyor, güvercinlerin roucou­ lement'ini* taklit ediyorum. Fransız'vari rrrrrrrrrr'lerim yu­varlanıp gidiyor. Hugo kahkahalarla gülüyor.
* Gurulduma, guruldayış
Hayat, “Elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyorum,” duygusunu sürdürmek içindir.
Reklam
Reklam