Hristiyan sanatında melek lepiska saçları topuklarına kadar uzanan, büyük güvercin kanatlı, malıcup bir genç kız suretinde temsil edilir ve daima elinde surl cinsinden uzun bir müzik aleti olduğu halde, gökte beyaz bulut yığınlarının kenarından tebessüm ettirilir.
"Ne yazık ki bugün bile hâlâ dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı hâlâ; fakat güvercin aradığını bulamadan evine dönemez, bulamayınca da sonsuza kadar dinlenemez. "
Reklam
Ben sonsuz mavilerde uçan gök güvercin Sen de kanadın kanadımda uçan eşimsin Daha büyük mutluluk yoktur dünyada Sevdiğiyle yan yana, hep yan yana uçmaktan.
Sayfa 76 - Ötüken yayınevi·Kitabı okuyor
Bâkî Dîvânı'nda lisanî hususiyetler
Koyu kırmızıya o zamanlarda güvercin kanı dendiğini Ayâg elde dolu hûn-ı kebûter mısraından anlıyoruz; ki bu teşbih şimdi hemen hemen kullanılmamaya başlamıştır. Ol lebler ile aş erer belki kanıma mısraı bize hâlâ kullandığımız aş ermek kelimesinin eskiliğini, Firkatinde tan mı şeftâlû dilerse cân u dil mısraı da öpücüğe o zamanlarda da şeftali dendiğini anlatmaktadır.
Sayfa 14 - Kapı Yayınları, 1. Basım, Mart 2014.
Divan Şiiri
Vazgeçemem mahşerinde! Birinci boylamdan taa en uzağa, Her miliminde enlem aralarının, Silkinip uyacak da arınmış pişman, Ve çiyan ve güvercin Ta kimsede tek sızı kalmayıncaya, Değse de ellerimiz o yitik düşe, Vazgeçemem mahşerinde Kar - beyaz oyumdan asla, Kıyamet sabahı et- cana...
Sayfa 154 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Akranlarından çok değişik ve başka, Ak bir güvercin kargalar arasında!
Alıntı
Reklam
Reklam